Kira hukukunda son yıllarda meydana gelen köklü değişiklikler, mülkiyet hakkı ile barınma hakkı arasındaki hassas dengede usul kurallarının önemini hiç olmadığı kadar artırmıştır. Özellikle ihtiyaç nedeniyle tahliye süreçlerinde, davanın esasına girilmeden önce aşılması gereken en kritik eşik “zorunlu arabuluculuk” sürecidir. Ancak uygulamada, arabuluculuk başvurusunun takvimi konusunda yapılan hatalar, haklı davaların dahi usulden reddedilmesine ve telafisi güç zaman kayıplarına yol açmaktadır.
İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davalarında Usul ve Zamanlama Disiplini
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 350. maddesi, kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da iş yeri gereksinimi doğması durumunda kira sözleşmesini dava yoluyla sona erdirebileceğini hüküm altına almıştır. Söz konusu davanın açılabilmesi, kanunda öngörülen belirli sürelerin dolmasına ve bu süreler içinde irade beyanının karşı tarafa ulaştırılmasına bağlıdır.
7445 sayılı Kanun ile hukuk sistemimize dahil olan kira uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk şartı, bu davanın ikame edilmesinden önce yerine getirilmesi gereken bir “dava şartı”dır. Ancak hukuki uyuşmazlığın özü, bu başvurunun hangi hukuki kesitte yapılacağı noktasında toplanmaktadır.
TBK 350 Uyarınca Tahliye Hakkının Doğumu ve Vade Kavramı
Belirli süreli kira sözleşmelerinde tahliye davası açma hakkı, ancak sözleşme süresinin sona ermesiyle birlikte doğar. Belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih dönemi ve fesih bildirimi için öngörülen yasal sürelere uyulması emredici bir kuraldır. Hukuk tekniği açısından, henüz vadesi gelmemiş bir borç için icra takibi yapılamayacağı gibi, henüz dava açma hakkı doğmamış bir hukuki durum için de yargısal süreçlerin işletilmesi mümkün değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 26.05.2025 Tarihli İçtihadı ve Uygulamadaki Dönüşüm

Kira hukukunda yeknesaklığı sağlamak amacıyla Yargıtay 3. Hukuk Dairesi tarafından tesis edilen 26.05.2025 tarihli ve 2025/1495 E., 2025/3048 K. sayılı karar, Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki görüş ayrılıklarına son vermiştir.
Bu karara göre;
- Dava Hakkının Doğumu Önkoşuldur: Arabuluculuğa başvurabilmek için öncelikle hukuki uyuşmazlığın olgunlaşması, yani kira sözleşme süresinin sona ermiş olması gerekir.
- Erken Başvuru Geçersizdir: Sözleşme süresi devam ederken, ileride doğacak bir tahliye hakkına istinaden yapılan arabuluculuk başvuruları “dava şartı yokluğu” nedeniyle reddedilecektir.
- Hukuki Dinamiklerin Korunması: Mahkeme, erken başvurunun “işlevsiz” kalacağını vurgulamaktadır. Zira arabuluculuk sürecinde anlaşamayan taraflar, sözleşme bitimine kadar geçen sürede yeni şartlar dahilinde uzlaşabilirler. Erken yapılan ve başarısızlıkla sonuçlanan bir görüşme, hakiki bir uyuşmazlık çözüm çabası olarak kabul edilmemektedir.
Erken Arabuluculuk Başvurusunun Hukuki Riskleri: Usulden Ret ve Hak Kaybı
2025 yılının ikinci yarısından itibaren yerel mahkemelerce titizlikle uygulanan bu içtihat öncesinde, arabuluculuk başvurularının zamanlaması konusunda daha esnek bir tutum sergilenmekteydi. Ancak yeni dönemde, kira süresi dolmadan yapılan “hazırlık mahiyetindeki” başvurular, davanın esasına girilmesini engelleyen mutlak bir engel teşkil etmektedir.
“Henüz Doğmamış Dava Hakkı İçin Dava Şartı İşletilemez” İlkesi
Hukuk muhakemeleri usulünde dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için varlığı zorunlu olan unsurlardır. Yargıtay, arabuluculuk başvurusunu sadece bir şekil şartı olarak değil, davanın ayrılmaz bir parçası ve uyuşmazlığın somutlaşmış hali olarak görmektedir. Dolayısıyla, tahliye davası açma hakkı henüz hukuki evrenimize girmemişken yapılan başvurular, “yok hükmünde” sayılmaktadır.
Hak Düşürücü Süreler ve 6325 Sayılı Kanun Koruması
Kiraya verenlerin en büyük endişesi, arabuluculuk süreci nedeniyle tahliye davası açma sürelerini kaçırmaktır. Ancak 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 16/2 uyarınca; arabuluculuk sürecinin başlamasından son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.
Bu yasal koruma nedeniyle, kiraya verenlerin kira süresi biter bitmez (ertesi gün) arabuluculuğa başvurmaları hem hukuken güvenli yoldur hem de herhangi bir hak kaybına sebebiyet vermemektedir.
Stratejik Değerlendirme ve Hukuki Tavsiyeler
İhtiyaç nedeniyle tahliye davaları, ispat yükü ağır ve usul kuralları sıkı sıkıya uygulanan dava türleridir. Bu süreçte başarılı bir netice almak için şu stratejik adımlar izlenmelidir:
- Süre Analizi: Kira sözleşmesinin başlangıç ve bitiş tarihleri, yenileme dönemleri ve varsa fesih bildirim süreleri matematiksel bir kesinlikle analiz edilmelidir.
- Zamanlama: Arabuluculuk başvurusu, kira döneminin sona erdiği tarihi takip eden ilk iş gününden itibaren yapılmalıdır. “Nasıl olsa anlaşamayacağız, süreci önden başlatalım” mantığı, davanın reddine davetiye çıkarmaktır.
- İçtihat Takibi: Yargıtay’ın 2025 yılındaki bu net tavrı, usul ekonomisi açısından davacı aleyhine sonuçlar doğurabileceğinden, güncel kararlar ışığında başvuru dosyası hazırlanmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular

1. Kira sözleşmem bitmeden 1 ay önce arabuluculuğa başvurabilir miyim?
Hayır. Yargıtay’ın güncel içtihatları uyarınca, kira süresi dolmadan yapılan başvurular “erken başvuru” sayılmakta ve dava açma hakkı henüz doğmadığı için dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine neden olmaktadır.
2. Arabuluculukta geçen süre dava açma süremi kısaltır mı?
Hayır. 6325 sayılı Kanun uyarınca, arabuluculuk başvurusu ile son tutanağın imzalanması arasında geçen süre hak düşürücü süreleri durdurur. Bu süreçte geçen zaman, dava açma sürenizden eksilmez.
3. Mahkeme, erken başvuru nedeniyle davayı reddederse tekrar dava açabilir miyim?
Evet. Ancak bu durumda yeniden arabuluculuğa başvurmanız ve süreci en baştan işletmeniz gerekecektir. Bu da size yaklaşık 3 ila 6 ay arasında ciddi bir zaman kaybı ve ek yargılama gideri yükleyeceği için başvurunun en başta doğru zamanda yapılması hayatidir.
4. İhtiyaç nedeniyle tahliye davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Evet. 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira uyuşmazlıklarında (tahliye, kira tespiti, uyarlama vb.) dava açmadan önce arabulucuya gitmek yasal bir zorunluluktur.
5. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde arabuluculuk başvurusu ne zaman yapılmalıdır?
Belirsiz süreli sözleşmelerde, TBK hükümlerine göre fesih dönemi ve bildirim sürelerine uyularak belirlenen fesih tarihinden sonra başvuru yapılmalıdır. Fesih bildirim süresi dolmadan yapılan başvurular da erken başvuru riskini taşır.
6. Yargıtay’ın 2025 tarihli kararı geçmişteki davaları etkiler mi?
İlgili karar, 2025 yılının 8. ayından itibaren uygulamada tam bir yeknesaklık sağlamıştır. Bu tarihten sonra açılan davalarda yerel mahkemeler, başvurunun kira bitiminden sonra yapılıp yapılmadığını resen (kendiliğinden) kontrol etmektedir.
Geçmez Hukuk Bürosu