ÖZET
Kısa cevap: Süresiz nafaka konusunda kamuoyunda yer alan her haber, nafakanın otomatik olarak kaldırıldığı anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesi kararının etkisi, iptal edilen hükmün kapsamına, yürürlük tarihine ve somut davanın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Mevcut nafaka kararlarının kaldırılması veya azaltılması için ayrıca aile mahkemesinde dava açılması gerekebilir.
Giriş
Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli Genel Kurul gündeminde Antalya 12. Aile Mahkemesinden gelen başvuruyu görüşerek, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki yoksulluk nafakasının “süresiz” olmasına dayanak oluşturan düzenlemeyi oy çokluğuyla iptal etti. Kamuya yansıyan teyitli bilgiye göre iptal hükmü, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girecek; gerekçeli karar ise daha sonra yazılacak. Resmî gündem kaydında dosya, Antalya 12. Aile Mahkemesinin TMK 175/1’deki “…süresiz olarak…” ibaresine ilişkin itirazı olarak yer aldı.
Bugün için en önemli pratik sonuç şudur: süresiz nafaka bu dakika itibarıyla kendiliğinden kalkmış değildir. Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca iptal kararları kural olarak Resmî Gazete’de yayımlandıkları tarihte yürürlüğe girer; AYM gerekli görürse bu tarihi bir yıla kadar erteleyebilir. Aynı maddede iptal kararlarının geriye yürümeyeceği de açıkça düzenlenir. Bu nedenle mevcut kesinleşmiş nafaka ilamları, ayrı bir mahkeme kararıyla kaldırılmadıkça veya azaltılmadıkça kendiliğinden sona ermez; icra takibi bakımından da otomatik bir düşme olmaz.
Bu yazının en kritik hukuki tespiti şudur: iptal edilen şey büyük olasılıkla TMK 175/1’deki yalnızca “süresiz olarak” ibaresidir; yoksulluk nafakası kurumu bütünüyle ortadan kalkmış görünmemektedir. Ancak gerekçeli karar yayımlanmadan ve TBMM yeni düzenleme yapmadan, “bundan sonra nafaka mutlaka süreli olacak” demek de henüz erken olur. Çünkü TMK 176 hâlâ irat biçiminde ödeme, kaldırma, azaltma ve artırma rejimini korumaktadır; bu da yeni dönemde ciddi yorum tartışmaları yaratacaktır. 2024 tarihli bir kanun teklifinde de yalnızca “süresiz olarak” ibaresinin çıkarılmasıyla yetinilmeyip, süre kriterlerinin ayrıca TMK 176’ya eklenmesi önerilmişti; bu teklif, kanun koyucunun olası boşluğu gördüğünü gösterir.
Kısacası, okur açısından doğru formül şudur: “Karar var; ama geçiş dönemi, TBMM düzenlemesi ve gerekçeli karar henüz yok.” Bu sebeple hem nafaka ödeyen hem nafaka alan taraflar için en güvenli yol, ödemeyi tek taraflı kesmek yerine dosya bazlı strateji geliştirmek; gelir, gider, sağlık, çalışma gücü, çocuk yükü ve yaşam koşullarını güçlü delillerle belgelemek; yürürlük tarihini ve Resmî Gazete yayımını yakından izlemektir.
Kararın özü ve usul geçmişi
Kararın kamuya açık, teyitli çekirdeği nettir: AYM, Antalya 12. Aile Mahkemesinin başvurusunda, TMK 175’teki yoksulluk nafakasının “süresiz olması”na ilişkin düzenlemeyi çoğunlukla iptal etti; iptal hükmünün yürürlüğü 9 ay ertelendi; gerekçeli karar daha sonra yazılacak. Bu aşamada kamuoyuna açıklanan bilgiler arasında karar sayısı, karşıoy kullanan üyelerin isimleri ve oy dağılımının tam sayısal dökümü henüz yoktur. Bu bilgiler, gerekçeli karar Resmî Gazete’de yayımlandığında ve AYM Norm Kararlar Bilgi Bankasına işlendiğinde netleşecektir. Dosyayı ararken resmi anahtar bilgi, Antalya 12. Aile Mahkemesinden gelen E.2025/156 dosyasıdır.
Bu dosyanın geçmişi, aile hukuku uygulayıcıları için ayrıca öğreticidir. Aynı mahkemenin daha önce yaptığı bir başvuru, AYM tarafından 27 Mart 2025’te yetkisizlik nedeniyle reddedildi; çünkü o dosya, TMK 175’in uygulanacağı bir “ilk nafaka hükmü” davası değil, mevcut nafakanın artırılması ve kaldırılması taleplerine ilişkin bir dava olarak görüldü. AYM, artırma ve kaldırma davasında uygulanacak hükmün esasen TMK 176 olduğunu, TMK 175’teki “süresiz olarak” ibaresinin o davada uygulanacak norm sayılamayacağını belirtti. Bu, anayasa aykırılık itirazında “uygulanacak norm” şartının ne kadar belirleyici olduğunu açık biçimde gösterdi.
Daha sonra Antalya 12. Aile Mahkemesinden gelen ikinci başvuru, 10 Temmuz 2025 tarihli AYM Genel Kurul gündeminde E.2025/156 esas numarasıyla yer aldı ve “esasa ilişkin incelemeye” geçirildi. İşte 4 Haziran 2026’daki iptal kararı, kamuya açıklanan resmi gündem verisine göre bu dosyada verildi. Dolayısıyla bugün konuştuğumuz karar, 2025 baharında reddedilen ilk usul denemesinin değil; 2025 yazında esasa alınan ikinci başvurunun sonucudur.
Aşağıdaki zaman çizelgesi, kırılma noktalarını topluca gösterir:
| Tarih | Gelişme | Neden önemli |
| 17.05.2012 | AYM, TMK 175/1’deki “süresiz olarak” ibaresinin iptal istemini reddetti. | Mahkeme o aşamada kuralı sosyal hukuk devleti ve güçsüz eşin korunması ekseninde Anayasa’ya uygun buldu. |
| 17.06.2015 | Yeni itiraz başvurusu, 2012’de esastan ret verildiği ve 10 yıllık süre dolmadığı için reddedildi. | Anayasa m.152’deki “10 yıl” kuralı işletildi. |
| 27.03.2025 | Antalya 12. Aile Mahkemesinin ilk başvurusu, uygulanacak norm olmadığı gerekçesiyle reddedildi. | Artırma/kaldırma davasıyla ilk nafaka davası ayrımı yapıldı. |
| 10.07.2025 | Antalya 12. Aile Mahkemesinin ikinci başvurusu, E.2025/156 olarak esasa alındı. | İptale giden usul kanalı bu dosya oldu. |
| 04.06.2026 | AYM, süresiz nafaka düzenlemesini oy çokluğuyla iptal etti; yürürlük 9 ay ertelendi. | Güncel hukuk tartışmasının merkezindeki karar budur. |
Gerekçeli karar yayımlandığında ilk bakılması gereken yerler şunlardır: AYM Norm Kararlar Bilgi Bankası, Resmî Gazete ve dosya numarası bazında AYM Genel Kurul karar arşivi. Yargıtay içtihatlarının tam metinleri ise Yargıtay’ın “Karar Arama” ve “İçtihat Merkezi” servislerinden E/K numarasıyla teyit edilebilir.
Mevzuat ve eski-yeni hukuk çerçevesi
Bu tartışmanın merkezinde yalnızca TMK 175 yoktur. Yoksulluk nafakasının sınırlarını anlamak için TMK 169, 175, 176, 177, 178; çocuk bakım nafakası bakımından TMK 182 ve 328-331; yardım nafakası bakımından TMK 364; icra yaptırımı bakımından ise İİK 344 birlikte okunmalıdır. “Ceza mı?” sorusuna kısa cevap da budur: nafakanın bizzat kaynağı Medeni Kanun’dur; ödenmemesine bağlanan pratik yaptırımın temel normu ise İcra ve İflas Kanunu m.344’tür. Bazı tartışmalarda TCK 233 de anılır; ancak nafaka kararına uyulmaması bakımından günlük uygulamada en görünür yaptırım kanalı İİK 344’tür.
Aşağıdaki tablo, okuyucu için pratik mevzuat haritasını verir:
| Norm | Konu | Bu karar bakımından önemi |
| TMK 169 | Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, dava süresince geçici önlemleri resen alır. | Tedbir nafakası tartışma dışıdır; AYM kararı doğrudan bunu hedeflemez. |
| TMK 175 | Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan tarafın diğer eşten nafaka isteme hakkını düzenler; iptale konu bölüm “süresiz olarak” ibaresidir. | Kararın doğrudan hedef aldığı norm budur. |
| TMK 176 | Nafakanın toptan veya irat biçiminde ödenmesi, kaldırılması, artırılması ve azaltılması rejimini düzenler. | Mevcut ilamların devamı ve sonradan kaldırma/azaltma davaları bakımından kilit maddedir. |
| TMK 177 | Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında yetkiyi düzenler. | Dosya planlaması ve dava stratejisi bakımından önemlidir. |
| TMK 178 | Boşanmadan doğan dava haklarında 1 yıllık zamanaşımı öngörür. | Bağımsız nafaka/tazminat taleplerinde süre riski doğurur. |
| TMK 182/2 | Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılım yükümlülüğü getirir. | İştirak nafakası bu iptal kararından etkilenmez. |
| TMK 328-331 | Çocuğa bakım yükümlülüğünün süresi ve nafakanın yeniden belirlenmesi. | Çocuk lehine nafaka rejimi ayrı kulvardadır; “süresiz nafaka” haberiyle karıştırılmamalıdır. |
| TMK 364 | Yardım etmezse yoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy ve kardeşlere nafaka yükümlülüğü. | Yardım nafakası da AYM’nin bu kararının konusu değildir. |
| İİK 344 | Nafaka kararının gereğini yerine getirmeyen borçlu için alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi. | Ödenmeyen mevcut nafaka ilamlarının icra baskısı devam eder. |
| TCK 233 | Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü ihlal edenler için genel ceza normu. | Nafaka tartışmalarında anılır; fakat nafaka ilamına uyulmamasında temel pratik kanal çoğu dosyada yine İİK 344’tür. |
Bu karar sonrasında “eski” ve “yeni” rejim şöyle ayrıştırılmalıdır:
| Başlık | Eski rejim | Şu anki durum | Muhtemel yeni rejim |
| Yoksulluk nafakasının dayanağı | TMK 175’te açıkça “süresiz olarak” ibaresi vardı. | İptal kararı açıklandı; fakat yürürlük 9 ay ertelendiği için eski metin şimdilik uygulanmaya devam eder. | Gerekçeli karar ve olası yeni kanun belirleyici olacak. |
| Mevcut kesinleşmiş ilamlar | TMK 176 koşulları gerçekleşmedikçe sürerdi. | Hâlâ otomatik olarak sona ermez; iptal kararları geriye yürümez. | Yeni geçiş hükmü gelmedikçe eski ilamların topluca düşmesi hukuken beklenmemelidir. |
| Diğer nafaka türleri | Tedbir, iştirak ve yardım nafakası ayrı hükümlere dayanırdı. | Bu ayrım bugün de aynen geçerlidir. | Yeni düzenleme gelse bile, konu başlığı esasen yoksulluk nafakasıdır. |
| Kanun koyucu boşluk bırakırsa | Sorun yoktu; lafız açıktı. | Şimdilik boşluk yok; çünkü yürürlük ertelendi. | Asıl tartışma burada: sadece ibarenin silinmesi, süre ölçütlerini ayrıca yazmadan uygulamayı belirsizleştirebilir. 2024 teklifinin TMK 176’ya süre kriteri eklemesi bunu doğrular niteliktedir. |
Anayasal meseleler ve muhtemel gerekçe okuması
Henüz yayımlanmamış gerekçeli karar olmadan, 2026 çoğunluğunun tam hangi anayasal eksende yürüdüğünü kesin cümlelerle söylemek doğru olmaz. Ancak elimizde güçlü bir karşılaştırma zemini var: AYM 2012’de aynı ibareyi incelediğinde, yoksulluk nafakasının amacını boşanma nedeniyle yoksullaşan eşi “şartları bulunduğu sürece ekonomik yönden desteklemek” ve asgari yaşam gereksinimlerini karşılamak olarak tanımlamış; bu yükümlülüğün sosyal hukuk devleti ilkesinin gereği olduğunu vurgulamıştı. Mahkeme o tarihte Anayasa’nın 2. maddesine aykırılık görmemiş, 10. ve 41. maddelerle de “ilgisi görülmemiştir” diyerek iptal istemini reddetmişti.
Buna karşılık Antalya 12. Aile Mahkemesinin 2025 tarihli itiraz gerekçesinde çok farklı bir anayasal ağırlık merkezi kurulmuştu. Mahkeme, süresiz nafakanın nafaka yükümlüsünün kalan yaşamı boyunca refahını, mülk edinmesini, yeni aile kurmasını ve yeni ailesinin huzurunu sağlamasını zorlaştırdığını; bu nedenle sosyal devlet, eşitlik, özel hayat ve aile hayatı, mülkiyet hakkı ve ailenin korunması ilkeleri bakımından sorun doğurduğunu ileri sürdü. 2026 gerekçesi henüz yok; fakat aynı mahkemeden gelen ve sonunda esasa alınan ikinci başvurunun da benzer anayasal kümeler etrafında kurulduğunu varsaymak güçlü bir ihtimaldir. Yine de bu, şimdilik yorumdur; kesin gerekçe, ancak AYM tam metni yayımladığında bilinecektir.
Bu dosyada öne çıkan anayasal başlıklar beşli bir denge testi gibi okunmalıdır. İlk eksen, sosyal devlet ve insan onurudur: ekonomik olarak kırılgan kalan boşanmış eşin asgari geçimini korumak. İkinci eksen, ölçülülük ve orantılılıktır: evlilik süresi, yaş, sağlık, çalışma gücü ve yeni yaşam düzeni dikkate alınmadan açık uçlu yükümlülük yaratılıp yaratılmadığı. Üçüncü eksen, mülkiyet hakkıdır: nafaka yükümlüsünün gelirinden sürekli ve sınırsız sayılabilecek çekişin etkisi. Dördüncü eksen, özel hayat ve yeni aile kurma özgürlüğüdür. Beşinci eksen ise aileyi ve zayıf tarafı koruma ile kanun önünde eşitlik arasındaki dengedir. Anayasa’nın 2, 5, 10, 13, 20, 35 ve 41. maddeleri bu tartışmaların doğal norm zeminini oluşturur.
Buradaki en önemli analitik nokta şudur: 2026 iptali, 2012’deki “sosyal devlet lehine” ağırlığın artık hiç önemsenmediği anlamına gelmez; daha çok, AYM çoğunluğunun bu kez aynı koruma amacının daha dar, daha belirli, daha ölçülü araçlarla sağlanması gerektiği kanaatine yönelmiş olabileceğini düşündürür. Eğer gerekçe gerçekten bu yönde çıkarsa, yeni dönemde “nafaka var mı yok mu?” sorusundan çok, “nafaka hangi ölçütlerle, hangi süreyle, hangi geçiş mantığıyla kurulmalı?” sorusu merkezde olacaktır. 2024 tarihli TBMM teklifinin süre kriterlerini tek tek saymaya yönelmiş olması da bu anayasal yönelişe yasama tekniği bakımından paralel bir ipucu sunar.
Uygulamadaki etkiler ve izlenecek stratejiler
Bugün itibarıyla dört ayrı aktör farklı risklerle karşı karşıyadır. Nafaka ödeyen eşin en büyük hatası, “AYM iptal etti” diyerek ödemeyi tek taraflı kesmektir; bu, mevcut ilam yürürlükteyse icra ve tazyik hapsi riskini artırır. Nafaka alan eşin en büyük hatası ise kararı “beni artık koruyan hiçbir hüküm kalmadı” diye okumaktır; çünkü mevcut ilamlar bakımından TMK 176 ve Anayasa m.153 nedeniyle otomatik düşüş yoktur. Hâkimler için temel sorun, gerekçeli karar ve yeni kanun çıkmadan oluşacak yorum boşluğunu yönetmektir. Avukatlar içinse artık tek kanaat dilekçeleri değil, alternatifli talepler dönemi başlamaktadır: süreli nafaka, kademeli nafaka, toptan ödeme, gözden geçirme kayıtları ve artırma/azaltma senaryoları birlikte düşünülmelidir. İcra daireleri açısından ise mevcut ilamların infazına devam ilkesi ağır basar.
Yargıtay’ın yerleşik çizgisi de strateji üretirken önemlidir. Hukuk Genel Kurulu, “yoksul” kavramını yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi zorunlu harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayan kişi üzerinden yorumlamaktadır. Yargıtay ayrıca yoksulluk nafakasının bir ceza veya tazminat olmadığına; boşanma nedeniyle yoksullaşan tarafı koruma amacına hizmet ettiğine vurgu yapmıştır. Öte yandan asgari ücret veya asgari ücrete yakın gelirin her dosyada kişiyi otomatik biçimde yoksulluktan kurtarmadığı; buna karşılık nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması halinde nafakanın kaldırılabileceği de içtihatlarda güçlü biçimde görünür. Bu içtihatlar, 2026 iptal kararından sonra da özellikle mevcut ilamların devamı, azaltılması ve kaldırılması davalarında önemini koruyacaktır.
Aşağıdaki kısa kontrol listeleri, müvekkil görüşmesine doğrudan taşınabilir:
Nafaka ödeyen eş için
- Ödemeyi mahkeme kararı olmadan kesmeyin; önce mevcut ilamın durumunu ve Resmî Gazete yayımını kontrol edin.
- Gelir düşüşü, iş kaybı, sağlık sorunu, yeni çocuk, kira ve kredi yükü gibi değişiklikleri belgeleyip TMK 176 zemininde azaltma/kaldırma davası hazırlayın.
- Mevcut yoksulluk hâlinin kalktığını düşünüyorsanız SGK kayıtları, banka hareketleri, tapu-araç kayıtları, fiilî birliktelik delilleri ve tanık planı oluşturun. TMK 176 bakımından ispat dosyanın kaderini belirler.
- Yeni davalarda “süreli”, “kademeli” veya “toptan” ödeme alternatiflerini birlikte talep edin; sadece “nafaka olmasın” demek artık tek başına yeterli bir dava stratejisi değildir.
Nafaka alan eş için
- Çalışma gücü, sağlık durumu, yaş, meslek, bakım yükü ve gelir yetersizliğini belgeleyin; “yoksulluk” soyut bir kelime değil, delille ispat edilen somut ekonomik durumdur.
- Mevcut ilam varsa tahsil sürecini bırakmayın; ödenmeyen aylıklar için icra ve gerektiğinde İİK 344 şikâyeti hâlâ gündemdedir.
- Boşanma davası sürüyorsa TMK 169 tedbirlerinin etkin uygulanmasını isteyin; bu karar yoksulluk nafakasıyla ilgilidir, tedbir ve çocuk nafakasıyla değil.
- Yeni dönemde hâkim süre belirleme eğilimine girerse, sürenin neden daha uzun olması gerektiğini hayat planı ve somut ihtiyaçlar üzerinden anlatın; soyut mağduriyet söylemi yerine belgeli geçiş ihtiyacı vurgusu daha etkilidir.
Dilekçe örnekleri ve hukuk yolları
Aşağıdaki metinler tam dilekçe değil, kısa iskelet taslaklardır. Her dosyada boşanma ilamı, kesinleşme şerhi, mevcut nafaka tutarı, ödeme kayıtları, sosyal-ekonomik durum araştırması, SGK ve vergi verileri, tanık ve belge listesi ayrıca uyarlanmalıdır. Yargıtay kararlarının tam metinlerine açık webde derin bağlantı her zaman üretilemediği için, karar numaralarını özellikle verdim; tam metin teyidi Yargıtay Karar Arama/İçtihat Merkezi üzerinden yapılmalıdır.
SORU VE CEVAPLAR
Davalı lehine hükmedilen yoksulluk nafakası, TMK 176 kapsamında tarafların mali durumlarının değişmesi ve hakkaniyet nedeniyle yeniden değerlendirilmelidir. Davalı artık düzenli gelir elde etmekte/fiilen evliymiş gibi yaşamakta/yoksulluk hali ortadan kalkmış bulunmaktadır. Davacının gelirinde ciddi düşüş meydana gelmiş, yeni aile yükümlülükleri doğmuştur. Bu nedenle nafakanın kaldırılmasına; bu mümkün görülmezse somut ödeme gücüyle uyumlu seviyeye indirilmesine karar verilmesini talep ederiz.
Müvekkilin boşanma sonrası ekonomik kırılganlığı devam etmektedir. Sağlık, yaş, mesleki geçmiş, bakım yükü ve düzenli gelire erişim güçlüğü birlikte değerlendirildiğinde yoksulluk hali ortadan kalkmamıştır. Nafaka, ceza veya tazminat değil; boşanma nedeniyle yoksullaşan tarafın korunmasına yönelik sosyal işlevli bir medeni hukuk kurumudur. Bu nedenle nafakanın kaldırılması değil, gerekirse hakkaniyete uygun biçimde sürdürülmesi gerekir.
İlk derece mahkemesi, nafaka takdirinde tarafların gerçek sosyal ve ekonomik durumunu, çalışma kapasitesini, evlilik süresini ve boşanma sonrası yoksullaşma derecesini yeterince tartışmamıştır. Hüküm, nafakanın miktarı/süresi/ret gerekçesi yönünden eksik incelemeye dayalıdır. Dosyanın sosyal-ekonomik araştırma ve deliller birlikte değerlendirilerek yeniden karar verilmek üzere kaldırılmasını/bozulmasını talep ederiz.
Şikâyete konu nafaka borcunun bir kısmı ödenmiş olup ödeme dekontları ektedir. Ayrıca nafakanın azaltılması/kaldırılması istemli dava açılmıştır; ileri sürülen nedenler gerçek ve belgeye dayalıdır. İİK 344 bakımından şikâyetin koşulları, ödeme durumu ve derdest azaltma/kaldırma davası birlikte değerlendirilmeden tazyik hapsi kararı verilmemelidir.
AYM kararının mevcut ilamlar üzerinde otomatik düşürücü etki yaratmadığı; TMK 176’nın kaldırma/azaltma mekanizmasının yaşamaya devam ettiği; nafaka kararlarına uyulmamasında İİK 344’ün uygulama alanı bulduğu unutulmamalıdır.
Kararın ardından en olası üç gelişme yolu şunlardır. Birinci yol, TBMM’nin yürürlük ertelemesi dolmadan açık kriterli yeni bir yoksulluk nafakası modeli kurmasıdır; 2024 tarihli teklif tam da bu mantıkla, “süresiz olarak” ibaresini çıkarmakla kalmayıp evlilik süresi, eğitim, meslek, sağlık, çalışabilirlik ve çocukların yaşı gibi kriterlerin TMK 176’da ayrıca yazılmasını önermiştir. İkinci yol, kanun koyucunun yalnızca süreli nafaka mantığı getirmesi değil; ayrıca geçiş hükümleri, kademeli azaltma ve istisna halleri belirlemesidir. Üçüncü ve en sorunlu yol ise, kanun koyucunun sessiz kalması ve mahkemelerin ortaya çıkan boşluğu dava bazında doldurmaya çalışmasıdır. Bu son yol, ülke genelinde farklı uygulamalar ve yoğun istinaf/temyiz trafiği yaratabilir.
Siyasi ve kurumsal işaretler de aile hukuku alanında yeni bir paket ihtimalini güçlendiriyor. 2025’te Adalet Bakanı, aile hukukuyla ilgili düzenlemelerin kısa sürede Meclis’in takdirine sunulacağını; nafaka ve tazminat gibi boşanmanın fer’ileri bakımından aile arabuluculuğu dâhil yeni bir sistem düşündüklerini açıkladı. 2026’da ise Adalet Bakanı, uzun süren çekişmeli boşanma davalarında arabuluculuk hükümlerini 12. Yargı Paketine getirmeyi istediklerini söyledi. Buna ek olarak, TBMM kayıtlarında 10.05.2024 tarihli “Türk Medeni Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin hâlen komisyonda olduğu görülüyor. Bu işaretler, AYM kararının yasama müdahalesini hızlandırma ihtimalini artırıyor.
AYM kararı, mevcut nafakaları bugün bitirmedi; asıl kritik tarih Resmî Gazete yayımı ve 9 aylık geçiş süresidir.
İptal edilen şey yoksulluk nafakasının tamamı değil, ‘süresiz’ ibaresidir; bu yüzden yeni dönem bir yorum ve yasa koyma dönemidir.
Hukuk yolları akış şeması
Aşağıdaki şema, bugünkü geçiş döneminde pratik başvuru mantığını sadeleştirir. Bu şema, AYM kararının yürürlük ertelemesi ve TMK 176 rejimi birlikte okunarak hazırlanmıştır.
Sık sorulan sorular
| Soru | Kısa cevap |
| Süresiz nafaka bugün bitti mi? | Hayır. Kamuya açıklanan bilgiye göre iptal hükmü, Resmî Gazete’de yayımdan başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girecek. |
| Mevcut nafaka borçlarım kendiliğinden silinir mi? | Hayır. İptal kararları geriye yürümez; mevcut ilam ayrıca kaldırılmadıkça veya azaltılmadıkça otomatik sona ermez. |
| Çocuk nafakası da kalktı mı? | Hayır. İştirak nafakası TMK 182 ve çocuğa bakım yükümlülüğü TMK 328 vd. kapsamında ayrı rejime tabidir. |
| Nafaka ödeyen eş artık ödemeyi durdurabilir mi? | Mahkeme kararı olmadan tek taraflı kesmek güvenli değildir; icra ve İİK 344 riski sürebilir. |
| Mevcut nafaka nasıl kaldırılır? | Kural olarak TMK 176 zemini kullanılır: yeniden evlenme, fiilî evlilik, yoksulluğun ortadan kalkması, haysiyetsiz hayat veya mali durum değişikliği gibi nedenlerle kaldırma/azaltma istenir. |
| Kararın tam metnini nasıl bulurum? | AYM Norm Kararlar Bilgi Bankasında Antalya 12. Aile Mahkemesi dosyası ve E.2025/156 kaydı izlenmeli; yayımlandığında Resmî Gazete metni de kontrol edilmelidir. |
Nafaka kararınızın mevcut hukuki gelişmelerden etkilenip etkilenmediğini öğrenmek, nafakanın kaldırılması, azaltılması veya artırılması konusunda hukuki destek almak için aile hukuku alanında uzman bir avukata danışmanız önemlidir.
Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Nafaka, boşanma ve aile hukuku uyuşmazlıklarında her dosya kendi somut koşullarına göre değerlendirilir. Anayasa Mahkemesi kararlarının etkisi, kararın kapsamı, yürürlük tarihi ve mevcut mahkeme kararının niteliğine göre değişebilir. Hak kaybı yaşamamak için somut dosyanız bakımından hukuki danışmanlık almanız önerilir.
ÖNCEKİ MAKALELERİMİZ
Yoksulluk Nafakası Hangi Durumlarda Kesilir veya İptal Edilir?
Ailesi Zengin Olan Ama Geliri Olmayan Eş Yoksulluk Nafakası Talep Edebilir Mi?
Nafakanın Kaldırılması Davası Nedir? Şartları Nelerdir?
Nafaka Artırma Davası Nasıl Açılır? Hukuki Rehber ve İpuçları
Elverişli Koşullarda Nafaka Miktarının Yeniden Belirlenmesi
- Ankara aile hukuku nafaka davası
- AYM nafaka kararı
- İİK 344 nafaka
- İstanbul Ankara İzmir nafaka rehberi
- İstanbul boşanma avukatı nafaka
- İzmir yoksulluk nafakası avukatı
- nafaka azaltma davası
- nafaka icrası
- nafaka kaldırma davası
- TMK 175 iptal
- TMK 175 iptal nafaka kaldırma davası nafaka azaltma davası nafaka icrası İİK 344 nafaka
- Türkiye’de süresiz nafaka kararı