Boşanmanın maddi sonuçlarından biri olan yoksulluk nafakası, boşanma sonrası ekonomik olarak daha kötü duruma düşecek olan ve ağır kusuru bulunmayan eşe, ekonomik durumu daha iyi olan eş tarafından ödenecek bir nafaka türüdür. Bu nafaka türü, boşanmanın getirdiği ekonomik dengesizliği gidermeyi amaçlamakta olup, uygulamada hem kendiliğinden sona erme hem de mahkeme kararıyla kaldırılma halleri bulunmaktadır.
Yoksulluk Nafakasının Türleri ve Ödeme Biçimi
TMK, yoksulluk nafakasını toptan ödenen ve dönemsel (irat) biçimde ödenen olarak iki şekilde düzenlemektedir.
- Toptan ödenen nafaka: Bu tür nafaka, tek seferde ödendiği için sonrasında kesilmesi söz konusu değildir.
- İrat biçiminde ödenen nafaka: Dönemsel olarak ödenen nafakanın kesilmesi mümkündür; bu durumda nafaka yükümlüsünün mahkemeye başvurması gerekmektedir.
Bu ayrım, yoksulluk nafakasının sona erme ve kaldırılma koşullarının uygulanmasında belirleyici olmaktadır.
Yoksulluk Nafakasının Kendiliğinden Sona Erme Halleri
TMK m. 176/3 hükmüne göre yoksulluk nafakası bazı durumlarda mahkeme kararı aranmaksızın kendiliğinden sona erer. Bu haller şunlardır:
- Alacaklının yeniden evlenmesi: Yeni bir evlilik, ekonomik desteğin başka bir kişi üzerinden sağlanacağını gösterdiği için mevcut nafaka kendiliğinden kalkar.
- Eşlerden birinin ölümü: Nafaka yükümlülüğü, taraflardan biri vefat ettiğinde sona erer.
Bu hallerde, nafaka yükümlüsü mahkemeye başvurmadan ödemeyi durdurabilir.
Yoksulluk Nafakasının Mahkeme Kararıyla Kaldırılması

Yoksulluk nafakası, bazı hallerde mahkeme kararı ile kaldırılabilir. Bu durumda nafaka yükümlüsü, aile mahkemesine başvurarak nafakanın sona erdirilmesini talep edebilir. TMK m. 176/3’e göre mahkeme kararıyla kaldırılabilecek durumlar şunlardır:
- Alacaklının başkasıyla yaşaması: Alacaklının bir başka kişiyle birlikte yaşaması, onun ekonomik bağımsızlığını veya nafaka yükümlülüğünü etkileyebilir.
- Alacaklının yoksulluğunun ortadan kalkması: Alacaklının ekonomik durumu iyileştiğinde, yoksulluk nafakasına ihtiyaç kalmaz.
- Alacaklının haysiyetsiz hayat sürmesi: Alacaklının toplum normlarına aykırı, haysiyetsiz bir hayat sürmesi, nafaka hakkının kaldırılmasını haklı kılar.
Bu hallerde, nafaka yükümlüsü “nafaka davası” açarak mahkemeden nafakanın kaldırılmasını talep eder. Davanın konusu doğrudan nafaka olduğundan, uygulamada bu tür davalara “nafaka davası” denilmektedir.
Hukuki Değerlendirme
Özetle, yoksulluk nafakasının sona ermesi veya kaldırılması, TMK m. 176/3 kapsamında açıkça düzenlenmiştir:
- Kendiliğinden sona eren durumlarda mahkeme kararı gerekmez.
- Mahkeme kararıyla kaldırılacak durumlarda nafaka yükümlüsü, ilgili delillerle birlikte aile mahkemesine başvurmalıdır.
- Toptan ödenen nafaka, ödemeden sonra kesilemez; yalnızca irat biçimindeki ödemelerde kesinti mümkündür.
Bu düzenlemeler, hem nafaka alacaklısını hem de nafaka yükümlüsünü korumaya yöneliktir ve uygulamada taraflar açısından net bir hukuki çerçeve sunmaktadır.
Geçmez Hukuk Bürosu