Yoksulluk nafakası, boşanmanın eşler arasındaki mali sonuçlarından biri olarak Türk Medeni Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiştir. Bu yazımızda, özellikle ailesi zengin olmasına rağmen kendi geliri bulunmayan eşin yoksulluk nafakası talep edip edemeyeceği hususu ele alınacaktır.
Türk Medeni Kanunu Çerçevesinde Yoksulluk Nafakası

Türk Medeni Kanunu (TMK) madde 175, yoksulluk nafakasına ilişkin temel düzenlemeyi içerir:
“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”
Bu hüküm ile, boşanma sonrası geçimi tehlikeye düşecek olan tarafın, kusuru daha ağır olmadığı sürece diğer eşten mali yardım talep edebileceği açıkça belirtilmiştir. Burada dikkat çekici nokta, nafaka talebinde bulunan tarafın ailesinin mali durumu değil, boşanma sonrası kendi geçim imkanlarıdır.
Benzer şekilde, TMK madde 364’te ise nafaka yükümlüleri tanımlanmıştır:
“Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır.”
Bu hüküm, genel olarak akrabalık ilişkilerinde nafaka yükümlülüğünü düzenlerken, boşanma halinde esas sorumluluğun eşe ait olduğunu ortaya koymaktadır.
Ailesi Zengin Olan Eşin Yoksulluk Nafakası Talebi
Hukuk uygulamasında sıkça sorulan soru, ailesi zengin olmasına rağmen kendi geliri olmayan eşin yoksulluk nafakası alıp alamayacağıdır. Bu hususta temel ilkeler şunlardır:
- Öncelikli sorumluluk eştedir: Yoksul tarafın geçimini sağlamakla yükümlü olan ilk kişi, boşanacak veya boşanmış eştir. Bu durum, yoksul tarafın ailesinin ekonomik durumuna bakılmaksızın geçerlidir.¹²
- Ailenin zenginliği yoksulluğu ortadan kaldırmaz: Yeterli ve düzenli geliri bulunmayan ve ağır kusuru olmayan eş, ailesinin mali durumu ne olursa olsun yoksulluk nafakası talep edebilir.³
Bu bağlamda, yoksulluk nafakası talebinde bulunacak olan eşin ailesinin zenginliği, mahkemece dikkate alınacak bir engel teşkil etmemektedir.
Yargıtay İçtihatları

Yargıtay, uygulamada yukarıdaki ilkeyi çeşitli kararlarla teyit etmiştir:
- “…Dosya kapsamından davacı-karşı davalı kadının ev hanımı olduğu, boşanma ile yoksulluğa düşeceği anlaşılmaktadır. Kadının ailesinin mali durumunun iyi olması nedeniyle bu talebin reddi usul ve yasaya aykırıdır.”⁴
- “…Boşanma yüzünden davalının yoksulluğa düşeceği belirlenmiş, emekli babası da sağ olduğundan Türk Medeni Kanunu 175. maddesi koşulları oluşmuştur. Davalı için uygun yoksulluk nafakası takdiri gerekirken talebin yazılı gerekçelerle reddi bozmayı gerektirmiştir.”⁵
Bu kararlar, ailesinin mali durumu iyi olan eşin de, kendi geliri yoksa yoksulluk nafakası talep edebileceğini açıkça ortaya koymaktadır.
Sonuç ve Hukuki Değerlendirme
Özetle, TMK ve Yargıtay kararları ışığında şunlar ifade edilebilir:
- Boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek olan eş, ailesinin zenginliği ne olursa olsun, kendi gelir ve mal varlığı yetersiz ise yoksulluk nafakası talep edebilir.
- Nafaka talebinde, talep eden eşin ağır kusuru olmaması gerekir; nafaka yükümlüsü eşin kusuru aranmaz.
- Mahkeme, nafaka miktarını belirlerken tarafların mali gücünü ve geçim ihtiyaçlarını dikkate alır.
Bu nedenle, kendi geliri olmayan ve ağır kusuru bulunmayan eşlerin yoksulluk nafakası talepleri, hukuk düzeni ve Yargıtay içtihatlarıyla desteklenmiş bir haktır.
Kaynakça
- Y2HD, 20.2.1995, 1995/1430 E., 1995/2016 K.
- GENÇCAN, Ömer Uğur: Boşanma Tazminat ve Nafaka Hukuku, s. 1109
- GENÇCAN, Ömer Uğur: Boşanma Tazminat ve Nafaka Hukuku, s. 1110
- Y2HD, 4.10.2006, 2006/6266 E., 2006/13104 K.
- Y2HD, 4.10.2004, 2004/9222 E., 2004/11060 K.
Geçmez Hukuk Bürosu