Bir kimsenin hukuken yerine getirmekle mükellef olduğu bir icrai eylemi yapmayarak bir başkasının vücut bütünlüğünün zarar görmesine sebebiyet vermesi, ceza sorumluluğu bakımından nasıl nitelendirilmektedir? Türk ceza hukuku sistematiğinde, bireylerin vücut dokunulmazlığını güvence altına alan yasal düzenlemeler genel itibarıyla olumlu bir hareketle işlenen icrai suçları esas almaktadır. Ancak hukuk düzeni, belirli durumlarda kişilere sadece suç işlemekten kaçınma ödevi değil, aynı zamanda belirli zararlı neticelerin meydana gelmesini engelleme yönünde pozitif bir yükümlülük de yükler. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (“TCK”) kapsamında, kasten yaralama suçunun sadece aktif bir kasıtlı yönelimle değil, yapılması gereken bir davranışın bilerek yapılmaması, yani hareketsiz kalınması suretiyle de işlenebileceği açıkça hükme bağlanmıştır. Bu makalede, kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi müessesesi, yasal koşulları, atıf yapılan garantörlük ilkeleri ve somut örnekler ekseninde hukuki analize tabi tutulmuştur.
1. Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesinin Yasal Zemini

TCK Madde 88 Düzenlemesi ve Atıf Rejimi
Kasten yaralama suçu, TCK’da vücut dokunulmazlığına karşı suçlar bölümünde düzenlenmiş olup, bu suçun hareketsiz kalınarak işlenmesi hali kanunda müstakil bir norm olarak yer bulmuştur. TCK’nın “Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi” başlıklı 88. maddesi, suçun kurucu unsurlarını ve ceza indirim rejimini şu şekilde amirdir:
TCK Madde 88: “Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilebilir. Bu hükmün uygulanmasında kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşullar göz önünde bulundurulur.”
Hakime Tanınan Ceza İndirimi Yetkisi
Kanun koyucu, ihmali hareketle işlenen kasten yaralama suçlarında, haksızlık içeriğinin icrai suçlara kıyasla daha esnek değerlendirilebilmesine imkan tanımıştır. Maddede yer alan “…verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilebilir” ifadesi doğrultusunda hakim, somut olayın özelliklerine, failin kusur derecesine ve ihmalin boyutuna göre cezada indirim yapma noktasında takdir yetkisine sahiptir.
2. İhmal Kavramı ve TCK Madde 83 Atfının Hukuki Niteliği
Ceza Hukuku Bağlamında İhmal Kavramı
Genel bir tanımlama ile ihmal; yapılması gereken bir eylemin yapılmaması, başka bir deyişle hukuka aykırı bir sonucun meydana gelmesi istenmemekle birlikte, bu zararlı neticenin doğmaması için gerekli olan objektif dikkat ve özenin gösterilmemesidir. Ancak “gerçek olmayan ihmali suç” niteliğindeki bu suç tipinde fail, hareketsiz kalarak yaralama neticesinin meydana geleceğini öngörmekte ve bu neticeyi engellemekle yükümlü olmasına rağmen kasten hareketsiz kalmaktadır.
TCK Madde 83 Koşullarının Uygulanması
TCK m. 88, bu suçun uygulanabilmesi için açıkça “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşulların” göz önünde bulundurulacağını emreder. Bu doğrultuda atıf yapılan yasal dayanak TCK madde 83‘tür. İhmali davranışla kasten yaralamanın varlığından söz edilebilmesi için, failin sıradan bir kişi olmaması, yani neticeyi engelleme hususunda “garantör” (yükümlü) konumunda bulunması şarttır. Bu yasal garantörlük şu üç kaynaktan doğar:
- Kanundan doğan bir yükümlülüğün bulunması: Mevzuatın doğrudan faile koruma görevi yüklemesi.
- Sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün bulunması: Bir akit vasıtasıyla kişinin vücut bütünlüğünü koruma sorumluluğunun üstlenilmesi.
- Önceki icrai davranışın zararlı neticelerini gidermeme (Öneylem/İngerenz): Failin daha önce gerçekleştirdiği bir eylem ile başkalarının sağlığı için tehlikeli bir durum yaratması ve ardından bu zararlı neticeleri gidermeyerek sessiz kalması.
3. Yargısal Tatbikatta İhmali Yaralama Örnekleri
Söz konusu yasal şartların somut olaylarda nasıl vücut bulduğu, doktrinde ve yargısal uygulamada kabul gören şu tipik örneklerle açıklanabilir:
- Aile Hukukundan Doğan Yükümlülüğün İhlali (Kanun): Bir ebeveynin, çocuğunun elinin ocakta kazaen veya başka bir şekilde yanması sonucu tıbbi müdahalede bulunmaması, hastaneye götürmemesi ve bu hareketsizliğin (ihmalin) neticesinde çocuğun parmaklarının kesilmek zorunda kalması. Burada anne ve baba, kanundan doğan koruma ödevini yerine getirmeyerek yaralama neticesine sebebiyet vermiştir.
- Sözleşmesel Yükümlülüğün İhlali (Sözleşme): Bir bebek bakıcısının, gözetmekle mükellef olduğu bebeğin ağlamasını net bir şekilde duymasına rağmen onunla ilgilenmeyip hareketsiz kalması ve bunun sonucunda bebeğin ağlayarak yataktan düşüp kafasının zedelenmesi. Bakıcı, sözleşmeyle üstlendiği ödevi ihmal ederek yaralanmaya yol açmıştır.
- Önceden Gelen Tehlikeli Eylemin Yarattığı Yükümlülük (Öneylem): Bir kişinin, arkadaşına şaka yapmak amacıyla vurması neticesinde, vurulan kişinin dengesini kaybederek yere düşmesi, vuran kişinin ise yerdeki mağduru hastaneye götürmeyip olay yerinde bırakması ve akabinde kişinin sağlığında ağır bir bozulmanın meydana gelmesi. Fail, kendi yarattığı tehlikeli durumun neticelerini gidermeyerek ihmali yaralama suçunu işlemiştir.
Sıkça Sorulan Sorular

1. Kasten yaralama suçu sadece birine vurarak veya darp ederek mi işlenir? Hayır. Kasten yaralama suçu serbest hareketli bir suçtur. Bir kişiyi darp etmek gibi olumlu bir vücut hareketiyle (icrai) işlenebileceği gibi; hukuken yapılması gereken acil bir müdahaleyi bilerek yapmayıp hareketsiz kalmak suretiyle (ihmali) de işlenebilir.
2. Yolda yaralı birini görüp yardım etmeyen sıradan bir vatandaş bu suçtan cezalandırılır mı? Hayır, bu maddeden cezalandırılmaz. İhmali davranışla kasten yaralama suçunun oluşabilmesi için fail ile mağdur arasında kanundan, sözleşmeden veya failin geçmişteki tehlikeli bir eyleminden kaynaklanan özel bir “garantörlük” bağının bulunması şarttır. Sıradan vatandaş için ancak TCK m. 98 uyarınca “yardım veya bildirim yükümlülüğünün ihlali” suçu tartışılabilir.
3. TCK 88. maddede öngörülen ceza indirimi hakim için zorunlu mudur? Kanundaki “…verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilebilir” ifadesi, hakime bir takdir yetkisi tanımaktadır. Hakim, somut olayın oluş biçimine, failin kastının yoğunluğuna ve ihmal edilen yükümlülüğün vahametine göre cezada hiç indirim yapmamayı tercih edebileceği gibi, takdirine göre üst sınırdan indirim de uygulayabilir.
4. Bebek bakıcısının çocuğun düşmesine seyirci kalması neden ihmali yaralama sayılır? Bebek bakıcısı, aile ile imzaladığı veya sözlü olarak kurduğu sözleşme uyarınca o bebeğin fiziki güvenliğini ve sağlığını korumayı taahhüt etmiştir. Çocuğun ağladığını duymasına rağmen ilgilenmeyerek düşmesine ve kafasının zedelenmesine yol açması, sözleşmeden doğan garantörlük yükümlülüğünün kasten ihlali niteliğindedir.
5. Kazayla birine çarpıp yaralayan sürücü, yaralıyı hastaneye götürmezse bu suç oluşur mu? Evet. Bir kimse kendi eylemiyle (kusurlu veya kusursuz) bir başkasının hayatı veya sağlığı için tehlikeli bir durum yaratmışsa (öneylem), bu tehlikenin büyümesini engellemekle yükümlüdür. Yaralıyı hastaneye götürmeyerek sağlığının daha da bozulmasına seyirci kalan sürücü, TCK m. 88 kapsamında sorumlu tutulur.
6. İhmali yaralama suçunun yasal şartları belirlenirken hangi maddeye bakılır? TCK m. 88/2’nin açık atfı uyarınca, bu suçun uygulanmasında kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesini düzenleyen TCK madde 83 koşulları göz önünde bulundurulur. Yani failin kanun, sözleşme veya öneylemden doğan bir koruma yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı TCK 83’teki kriterlere göre denetlenir.
Geçmez Hukuk Bürosu