İş hukuku uygulamasında, aynı işyerinde çalışmış ve işverene karşı dava açmış işçilerin, bu davalarda birbirlerine tanık olarak gösterilmesi sıkça rastlanan bir durumdur. Bu tür tanıklıklar, işverenler tarafından sıklıkla itiraz konusu yapılmakta ve mahkemeler arasında farklı yorumlara yol açmaktadır. Bazı mahkemeler, işverenle husumeti bulunan tanıkların beyanlarını dikkate alarak hüküm kurarken, bazıları bu tür beyanları güvenilir bulmamaktadır. Bu durum, uygulamada tutarsızlıklar ve mahkemeler arası karar farklılıkları doğurmaktadır.
Bu yazıda, işverene karşı açılmış davalarda tanık beyanlarının hukuki değerlendirilmesi ve Yargıtay’ın konuya ilişkin kararları akademik bir perspektifle ele alınacaktır.
İşverenle Husumeti Bulunan Tanıkların Beyanlarının Değerlendirilmesi
İşçilerin birbirine tanık olması, özellikle fazla mesai, ücret alacakları veya kıdem tazminatı gibi işçi lehine taleplerin söz konusu olduğu davalarda önemli bir delil niteliği taşır. Ancak, tanığın davacı işçiye veya davalı işverene karşı bir menfaat veya husumeti bulunması halinde, beyanların güvenilirliği tartışmalı hale gelmektedir.
Yargıtay, birçok kararında işverenle husumeti bulunan tanıkların beyanlarının doğrudan kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır. Bu yaklaşım, iş hukuku uygulamasında delil değerlendirmesi açısından önemli bir prensip olarak kabul edilmektedir. Tanık beyanlarının değerlendirilmesinde mahkemeler, özellikle menfaat birliği veya husumet ilişkisini dikkate alarak ihtiyatlı bir yaklaşım benimsemelidir.
Yargıtay Kararları

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Dosya No: 2012/31238 E., 2013/24667 K.
Tarih: 10.07.2014
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, fazla çalışma alacağına ilişkin davada, davacının tanık deliline dayanarak iddiasını kanıtlamaya çalıştığını belirtmiştir. Kararda öne çıkan hususlar şunlardır:
- Dinlenen tanıkların davalılara karşı açılmış bir davası bulunduğu ve kendi lehlerine sonuç doğurabileceği,
- Bu nedenle tanık beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerektiği,
- Davacının fazla çalışma iddiasını şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır.
Karar, mahkemenin davayı kabul etmesinin hatalı olduğunu ve bozma gerektirdiğini hükme bağlamıştır.
Hukuk Genel Kurulu
Dosya No: 2007/9-815 E., 2007/842 K.
Tarih: 14.11.2007
Hukuk Genel Kurulu, işçinin dinlettiği tanıkların davanın sonucundan etkilenebilecek işçiler olduğunu ve aralarında menfaat birliği bulunduğunu belirtmiştir. Ayrıca:
- Davacının uzun süre boyunca ihtirazı kayıt ileri sürmeden ücretlerini aldığı,
- Ara dinlenmelerde fiilen çalıştığını ispatlayamadığı,
sonuçları dikkate alınarak, mahkemenin davayı kabul etmesinin hatalı olduğu ve bozma yapılması gerektiği ifade edilmiştir.
Sonuç ve Değerlendirme
Uygulamada işverene karşı açılmış davalarda, işçi lehine tanık olarak gösterilen kişilerin menfaat ilişkisi ve davanın sonucuna etkisi önem arz etmektedir. Yargıtay kararları, işverenle husumeti bulunan tanıkların beyanlarının doğrudan kabul edilemeyeceğini ve mahkemelerin bu tür beyanları ihtiyatla değerlendirmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu yaklaşım, iş hukuku uygulamasında adil ve dengeli bir delil değerlendirmesi yapılabilmesi açısından kritik bir rol oynamaktadır. Hukuki uygulamada mahkemeler, tanık beyanlarını değerlendirirken somut olayın özelliklerini, tanığın menfaat ilişkisini ve beyanın doğruluğunu titizlikle analiz etmelidir.
Kaynaklar
- İstanbul Barosu Dergisi, Mayıs-Haziran 2015, Cilt: 89, Sayı: 2015/3, s. 390
- UYAP Bilgi Bankası – Yargıtay Kararları
Geçmez Hukuk Bürosu