Ceza muhakemesi hukukunun temel direği ve adil yargılanma hakkının en somut tezahürü, “maddi gerçeğe ulaşma” gayesidir. Bu gayeye hizmet eden en radikal araçlar ise delillerdir. Hukuk sistemimizde egemen olan “delil serbestisi” ilkesi uyarınca, yüklenen suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilmektedir.
Ancak ceza yargılamasında bir delilin varlığı, onun doğrudan hükme esas alınabileceği anlamına gelmez. Bir ispat aracının hükme dayanak oluşturabilmesi için, mutlak surette duruşma salonuna getirilmesi, tarafların incelemesine sunulması ve hakim huzurunda etraflıca tartışılması gerekir.
Türk ceza yargılaması mimarisinde hakimin, iddia makamının (Cumhuriyet Savcılığı) topladığı delillerle bağlı kalmayarak maddi gerçeğin peşinde pasif bir izleyici olmaktan çıkması ve “resen araştırma ilkesi” dairesinde hareket etmesi, sağlıklı ve adil bir hükmün tesisi için zorunlu kılınmıştır.
CMK Madde 217 Işığında Vicdani Kanaat ve Delil Serbestisi
Duruşmada Tartışılma Zorunluluğu
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (“CMK”) 217. maddesinin birinci fıkrası, ceza hakiminin karar verme yetkisinin sınırlarını son derece net ve emredici bir dille çizmiştir:
Yasal Norm: “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.”
Bu hüküm uyarınca, dosya içerisinde yer alsa dahi duruşmada okunmamış, taraflara gösterilmemiş, itham ve savunma makamlarınca üzerinde beyanda bulunulmamış hiçbir unsur hükme gerekçe yapılamaz. Delillerin duruşmada ortaya konulması ve tartışılması, sanığa ve müdafiine doğrudan doğruya bu delillere karşı savunma yapma, onları çürütme veya şüpheye düşürme olanağı tanır. Bu süreç, çelişmeli yargılama (silahların eşitliği) ilkesinin de kaçınılmaz bir gereğidir.
Hukuka Uygunluk Kriteri

CMK m. 217/2 uyarınca; “Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.”
Buradaki anahtar kavram “hukuka uygunluktur”. Anayasa ve CMK’nın emredici kuralları ihlal edilerek, örneğin hakim kararı olmaksızın yapılan bir aramayla veya yasak sorgu yöntemleriyle (baskı, tehdit, vaat) elde edilen deliller, maddi gerçeği %100 yansıtıyor olsalar dahi “zehirli ağacın meyvesi” kabul edilir; duruşmada tartışmaya açılamaz ve hakim tarafından vicdani kanaatin oluşmasında hesaba katılamaz.
Ceza Muhakemesinde Hakimin Pasif Olmama Ödevi: Resen Araştırma İlkesi
Klasik özel hukuk (hukuk mahkemeleri) yargılamasında “taraflarca getirilme ilkesi” egemenken ve hakim tarafların ileri sürmediği delilleri kendiliğinden toplayamazken, ceza muhakemesinde tam tersi bir rejim cari olup “resen araştırma ilkesi” geçerlidir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, kovuşturma (dava) evresinde mahkemenin delil toplamasına yasal bir engel bulunmamaktadır. Mahkeme, kamu davası açıldıktan sonra sadece Cumhuriyet Savcısının iddianame ekinde sunduğu delillerle bağlı değildir.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de emsal kararlarında bu hususu şu veciz ifadelerle taahhüt etmiştir:
“Ceza muhakemesinde mahkeme, dava açıldıktan sonra pasif konumda olmayıp, hüküm vermek için yeterli kanaate ulaşıncaya kadar maddi gerçeği araştırmaya devam etmek zorundadır. Resen araştırma ilkesi uyarınca mahkemeler, Cumhuriyet savcısının ortaya koyduğu delillerle bağlı olmadıkları gibi, savcı olmasa bile kendiliklerinden, hüküm için gerekli tüm araştırmaları yapmak ve tarafların haklarını korumak zorundadırlar.”
Kanıtların Ortaya Konulması ve Tartışma Evresinin Usulî Sıralaması
Maddi gerçeğin mutlak surette açığa çıkarılması için delillerin toplanmasından sonra, CMK’nın 216. maddesinde düzenlenen “tartışma ve söz hakkı” silsilesinin milimetrik bir doğrulukla takip edilmesi gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarına göre bu süreç şu aşamalarla ilerler:
| DELİLLERİN TARTIŞILMASI USULÎ SIRALAMASI | |
|---|---|
| Aşama 1: Kanıtların Ortaya Konulması | Deliller duruşmada tek tek okunur veya izletilir. |
| ↓ | ↓ |
| Aşama 2: Tarafların Söz Hakkı | CMK m. 216/1 uyarınca taraflar delilleri tartışır. |
| ↓ | ↓ |
| Aşama 3: Katılan / Vekili Beyanı | Katılan vekili esasa ilişkin görüşünü açıklar. |
| ↓ | ↓ |
| Aşama 4: Cumhuriyet Savcısı Beyanı | Kamu adına iddia makamı mütalaasını sunar. |
| ↓ | ↓ |
| Aşama 5: Sanık ve Müdafii Savunması | Son söz ve savunma hakkı sanık ve müdafiine aittir. |
Soruşturma aşamasında elde ettiği kanıtlarla iddianameyi düzenleyen savcılık, CMK m. 225/1 uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını (dava açılan fiili) belirler. Ancak son tahlilde iddia makamı da duruşmada ortaya konulan ve değişen delilleri yeniden değerlendirerek esas hakkındaki mütalaasını sunar. Sanık tarafının bu mütalaaya karşı yapacağı eksiksiz savunma, adil bir karara ulaşılabilmenin temel nirengi noktasıdır.
Sonuç
Ceza muhakemesi hukuku, şekli bir gerçeklikle yetinmeyen, hakikatin ta kendisini arayan dinamik bir süreçtir. CMK m. 217’de kristalleşen “duruşmada tartışılma” kuralı, gizli veya kapalı kapılar ardında sunulan belgelerle mahkumiyet kurulmasını engelleyen anayasal bir güvencedir. Hakimin resen delil araştırma yetkisi, ona iddia makamının eksikliklerini ikmal etme ve tarafların haklarını adil bir teraziyle tartma ödevi yüklemektedir. Toplanan delillerin hukuka uygun olması, duruşma salonunda tarafların huzurunda enine boyuna tartışılması ve kanuni sırayla savunma hakkının tanınması, ceza yargılamasının meşruiyetini sağlayan yegane usul şartıdır.
Sıkça Sorulan Sorular

1. Soruşturma aşamasında savcılıkta bulunan ama duruşma esnasında mahkemede hiç okunmayan/bahsedilmeyen bir belgeden yola çıkılarak mahkumiyet kararı verilebilir mi?
Hayır, kesinlikle verilemez. CMK m. 217/1 uyarınca hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Dosya arasında gizli kalmış, duruşma zaptına geçirilerek tarafların bilgisine sunulmamış ve üzerinde tartışma imkanı tanınmamış hiçbir belge veya beyan hükme esas alınamaz. Aksi bir uygulama, Yargıtay nezdinde kesin bozma sebebidir.
2. Mahkeme hakimi, savcının iddianamede hiç bahsetmediği veya toplamadığı bir delili kendiliğinden (resen) araştırıp dosyaya getirtebilir mi?
Evet, getirtebilir. Ceza muhakemesinde geçerli olan “resen araştırma ilkesi” uyarınca hakim pasif bir konumda değildir. Maddi gerçeğe ulaşmak ve vicdani kanaatini tam olarak oluşturabilmek adına, taraflar talep etmemiş olsa dahi gerekli gördüğü tanıkları çağırabilir, bilirkişi incelemesi yaptırabilir veya ilgili kurumlardan yeni belgeler celbedebilir.
3. Polis veya jandarma tarafından hukuka aykırı şekilde (örneğin arama kararı olmadan) evde bulunan bir suç eşyası, sanık suçunu itiraf etse dahi delil olarak kullanılabilir mi?
Hayır, kullanılamaz. CMK m. 217/2 gereğince yüklenen suç, ancak ve ancak hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir. Hukuka aykırı olarak elde edilen bir delil, ceza yargılamasında hiç yokmuş gibi kabul edilir. Sanık hür iradesiyle suçunu itiraf etse dahi, bu itiraf hukuka aykırı delili meşrulaştırmaz ve o delil hükme dayanak yapılamaz.
4. Duruşmada deliller tartışılırken söz hakkı sırasına uyulmaması davanın seyrini nasıl etkiler?
CMK m. 216/1’de düzenlenen söz hakkı sırası (Katılan/Vekili -> Cumhuriyet Savcısı -> Sanık ve Müdafii) kamu düzenine ilişkindir. Ceza yargılamasının evrensel kuralı gereği “son söz her zaman sanığa aittir”. Bu sıralamaya uyulmadan, örneğin savcının mütalaasından önce sanığın savunmasının alınması veya sanığa son söz hakkı tanınmadan duruşmanın bitirilmesi, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde mutlak bir hukuka aykırılık teşkil eder ve üst mahkemece kararın bozulmasına yol açar.
5. Hakim, duruşmada tartışılan delilleri beğenmeyip tamamen kendi şahsi hislerine veya tahminlerine dayanarak karar verebilir mi?
Hayır, veremez. CMK m. 217/1 hakime “vicdani kanaatle serbestçe takdir etme” yetkisi vermiş olsa da bu yetki keyfilik anlamına gelmez. Hakimin vicdani kanaati, tamamen objektif, akla ve mantığa uygun, hukuka uygun olarak elde edilmiş ve duruşmada tartışılmış somut delillere dayanmak zorundadır. Hakim, delillerle desteklenmeyen şahsi tahmin, ön yargı veya hislerine dayanarak hüküm kuramaz; gerekçeli kararında delilleri nasıl takdir ettiğini rasyonel olarak açıklamakla mükelleftir.
Geçmez Hukuk Bürosu