Yoksulluk nafakasının süresiz olarak talep edilebilmesine imkan tanıyan yasal düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal mi edildi? Türk aile hukuku doktrininde ve uygulamasında uzun yıllardır hararetli tartışmalara sebebiyet veren “süresiz nafaka” rejimi, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun somut norm denetimi neticesinde ittihaz ettiği en güncel kararla köklü bir dönüşümün eşiğine gelmiştir. Yüksek Mahkeme, aile hukukunun mali sonuçlarını doğrudan etkileyen bu kronik uyuşmazlık başlığına dair verdiği kararla, mevcut yasal statükoyu temelinden sarsmış ve yasama organına yeni bir hukuki çerçeve çizmesi için muayyen bir mehil tanımıştır.
Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararının Hukuki Hüviyeti ve Tarihsel Arka Planı

İptal Davasının Menşei ve Esas Numarası
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 4 Haziran 2026 tarihli gündeminde, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan ve yoksulluk nafakasının muayyen bir süreye tabi tutulmaksızın “süresiz olarak” talep edilebilmesine hukuki zemin teşkil eden ibarenin anayasaya aykırılığı iddiasını esaston incelemiştir. Söz konusu anayasaya aykırılık def’i, Antalya 12. Aile Mahkemesi tarafından görülmekte olan bir boşanma davasında yapılan itiraz başvurusu üzerine Yüksek Mahkeme’nin önüne taşınmıştır. Anayasa Mahkemesi nezdinde E.2025/156 esas numarasıyla kayda alınan bu tarihi dosya, yapılan müzakereler neticesinde oy çokluğuyla karara bağlanmış ve “süresiz olarak” ibaresinin iptaline hükmedilmiştir.
Geçmiş İçtihatlar Işığında Değişen Anayasal Yaklaşım
Yüksek Mahkeme’nin 2026 tarihli bu radikal kararı, mahkemenin geçmiş içtihat hatları incelendiğinde anayasal denetim kriterlerinde hukuki bir paradigma değişimine gidildiğini açıkça göstermektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, 17 Mayıs 2012 tarihli ve E.2011/136, K.2012/72 sayılı önceki kararında, aynı normatif düzenlemenin iptali talebini reddetmiştir. 2012 tarihli mezkûr kararda mahkeme, “süresiz olarak” ibaresinin nafaka yükümlüsünün mutlak surette ölünceye kadar bu mali külfete katlanacağı anlamına gelmediğini, kanun koyucunun boşanma yüzünden yoksulluğa sürüklenecek olan kusursuz veya daha az kusurlu eşi koruma gayesi güttüğünü ve bunun anayasal düzleme aykırılık teşkil etmediğini savunmuştur. Dolayısıyla, 2026 yılındaki bu yön değişimi, toplumsal dinamiklerin ve taraflar arasındaki menfaat dengesinin anayasal ölçütler çerçevesinde yeniden yorumlanması ihtiyacından neşet etmiştir.
İptal Hükmünün Maddi Hukuk ve Usul Hukuku Bakımından Etkileri
Yoksulluk Nafakası Kurumu Tamamen Ortadan Kalktı mı?
Hukuki kamuoyunda doğabilecek muhtemel yanılgıların önüne geçmek adına önemle belirtmek gerekir ki; Anayasa Mahkemesi’nin iptal hükmü, yoksulluk nafakası müessesesini Türk hukuku sisteminden külliyen kaldıran bir nitelik taşımamaktadır. İptal kararının hukuki tasarrufu, nafakanın mevcudiyetine değil, salt bu nafakanın “süresiz” niteliğine yöneliktir. Dolayısıyla, boşanma neticesinde maddi yoksunluğa düşecek olan eşin korunması fikri anayasal bir zemin olarak varlığını sürdürmekte, ancak bu korumanın ucu açık ve nihayetsiz bir mali esarete dönüşmesi önlenmektedir. Mahkemelerin halihazırda hükmettiği veya bundan sonra hükmedeceği nafakalar kendiliğinden ortadan kalkmayacak, süre rejiminin yasal dayanağı yeniden inşa edilecektir.
Dokuz Aylık Erteleme Süresi ve Geçiş Döneminin Hukuki Rejimi
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, iptal hükmünün doğuracağı yasal boşluğun hukuk güvenliği ilkesini zedelememesi adına, Anayasa’nın 153. maddesinin beşinci fıkrasının verdiği yetkiye dayanarak iptal hükmünün yürürlüğe girişini ertelemiştir. Gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılan bu erteleme, bir “geçiş dönemi” ihdas etmiştir. Bu geçiş süreci zarfında, aile mahkemeleri Türk Medeni Kanunu m. 175 hükmünü mevcut haliyle uygulamaya devam edecek; taraflar lehine süresiz nafaka takdir olunabilecektir. Ancak bu 9 aylık mehil, asıl olarak yasama organına (TBMM) hitap etmekte olup, meclisin bu süre zarfında anayasal iptal gerekçelerine uygun, tarafların hak ve menfaatlerini gözeten yeni bir süreli nafaka modeli yasal düzenlemesi yapması beklenmektedir.
Gerekçeli Kararın Yayımı Sonrası Beklenen Hukuki Prosedür ve Menfaat Dengesi
İptal kararının ilan edilmesinin akabinde, Türk aile hukuku uygulayıcılarının gözü Anayasa Mahkemesi’nin yazacağı gerekçeli karara çevrilmiştir. Gerekçeli karar yayımlandığında, mahkemenin 2012 yılındaki ret pozisyonundan hangi somut gerekçeler, uluslararası sözleşmeler veya mülkiyet hakkı ihlali iddiaları ile ayrıldığı netleşecektir. Yeni dönemde, taraflar arasındaki hakkaniyet dengesinin tesis edilebilmesi amacıyla, evlilik süresi, eşlerin yaşları, çocukların velayet durumu, tarafların sosyo-ekonomik yapıları ve yeniden evlenme ihtimalleri gibi objektif kriterlere dayalı kademeli bir süre sınırlamasının yasal mevzuata derç edilmesi güçlü bir hukuki olasılık olarak öngörülmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular

1. Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile yoksulluk nafakası tamamen kaldırıldı mı? Hayır, yoksulluk nafakası kurumu tamamen kaldırılmamıştır. İptal edilen husus nafakanın kendisi değil, bu nafakanın hiçbir süre sınırlamasına tabi olmaksızın “süresiz olarak” verilebilmesine imkan tanıyan kanun ibaresidir. Süreli nafaka uygulaması yasal zemin çerçevesinde devam edecektir.
2. Şu an ödenmekte olan yoksulluk nafakaları bu karar ile hemen kesilecek mi? Hayır, mevcut nafakalar kendiliğinden veya derhal kesilmeyecektir. Anayasa Mahkemesi’nin kararı geçmişe etkili olmadığı gibi, yürürlük tarihi de gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından 9 ay sonrasına ertelenmiştir. Yeni bir kanuni düzenleme yapılana kadar mevcut statüko korunur.
3. Mahkemenin verdiği 9 aylık erteleme süresi ne anlama gelmektedir? Bu süre, yasama organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) yasal bir boşluk doğmaması için tanınmış bir süredir. TBMM’nin bu 9 aylık geçiş sürecinde, Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçelerini dikkate alarak yoksulluk nafakasına yönelik yeni bir süre rejimi getiren kanun değişikliği yapması gerekmektedir.
4. Erteleme süresi boyunca açılacak yeni boşanma davalarında nafaka süresiz istenebilir mi? Evet, iptal hükmü henüz yürürlüğe girmediği için yürürlük tarihine kadar aile mahkemeleri TMK m. 175 hükmünü eski haliyle uygulamakla mükelleftir. Dolayısıyla geçiş sürecinde ikame edilecek davalarda yasal olarak halen süresiz nafaka talep edilebilmesi mümkündür.
5. Anayasa Mahkemesi geçmişte bu maddeyi neden iptal etmemişti, şimdi ne değişti? Yüksek Mahkeme 2012 yılında yaptığı denetimde, kanunun amacının yoksulluğa düşen eşi korumak olduğunu ve süresiz ibaresinin her durumda ömür boyu ödeme anlamına gelmediğini belirterek talebi reddetmişti. Ancak geçen süreçte uygulamanın yarattığı uzun soluklu mağduriyetler, mülkiyet hakkı dengesizlikleri ve hakkaniyet ilkesinin zedelenmesi gibi unsurlar, mahkemenin menfaat dengesini yeniden kurarak kararı iptal etmesine yol açmıştır.
6. Yeni yasal düzenleme yapıldığında nafaka süreleri neye göre belirlenebilir? Yeni kanun koyucunun hazırlayacağı düzenlemede nafaka sürelerinin; evlilik birliğinin ne kadar sürdüğü, tarafların yaşları, kusur durumları, çalışma kabiliyetleri ve çocukların velayeti gibi somut kriterler etrafında, belirli tavan veya kademeli sürelerle sınırlandırılması beklenmektedir.
Geçmez Hukuk Bürosu