Alacak hakkı, kanunda öngörülen belirli süreler içerisinde talep edilmediği takdirde zamanaşımına uğrar. Zamanaşımı, borcun sona ermesine yol açmamakla birlikte, alacağın devletin cebri icra gücüyle talep edilebilirliğini ortadan kaldırır. Bu nedenle, zamanaşımına uğrayan bir alacak mahkemeye taşındığında, mahkemenin bu durumu re’sen dikkate alması mümkün değildir.
Başka bir ifadeyle, zamanaşımı yalnızca taraflarca ileri sürülmesi halinde hüküm doğurur. Mahkeme, davalının zamanaşımı def’inde bulunmaması durumunda, alacağın zamanaşımına uğradığını kendiliğinden göz önüne alamaz.
Zamanaşımı Def’inin Niteliği ve İleri Sürülmesi

Zamanaşımı def’i, borcun varlığına değil, istenebilirliğine ilişkin bir savunma aracıdır. Bu nedenle, zamanaşımı def’inin ileri sürülmesi davalının takdirine bağlıdır.
Kanun koyucu, zamanaşımı def’inin ne şekilde ileri sürülebileceğine dair özel bir düzenleme getirmemiştir. Bu sebeple, söz konusu def’in Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (“HMK”) öngörülen savunmanın genişletilmesi yasağı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Savunmanın Genişletilmesi Yasağı ve İstisnaları
HMK’nın 141. maddesinin birinci fıkrasında:
“Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.”
hükmü yer almaktadır. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrasında, ıslahın veya karşı tarafın açık rızasının, bu yasağın istisnasını oluşturduğu düzenlenmiştir.
Buna paralel olarak HMK m. 176’da:
“Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.”
şeklindeki hükümle, taraflara usul işlemlerini düzeltme imkânı tanınmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere, ıslah hakkı yalnızca davacıya değil, her iki tarafa da eşit şekilde tanınmıştır.
Zamanaşımı Def’inin Islah Yoluyla İleri Sürülmesi
Yukarıdaki hükümler çerçevesinde, davalı tarafın zamanaşımı def’ini süresinde ileri sürmemesi halinde, bu def’i ıslah yoluyla sonradan ileri sürmesi mümkündür. Bu görüş hem doktrinde hem de Yargıtay içtihatlarında istikrarlı biçimde kabul görmektedir.
Zamanaşımı def’i, savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalsa da, ıslah müessesesi bu yasağın istisnasını oluşturduğundan, davalının sonradan yaptığı ıslah ile bu def’i ileri sürmesi usule aykırılık teşkil etmez.
Yargıtay Kararları Işığında Uygulama

Yargıtay’ın konuya ilişkin kararları, ıslah yoluyla zamanaşımı def’inin ileri sürülebileceğini açıkça ortaya koymaktadır:
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 24.02.2009 tarihli kararında şu ifadeler yer almaktadır: “Davalı vekili ıslah yoluyla zamanaşımı def’ini ileri sürmüştür. Mahkemece, bu dilekçe dikkate alınmamıştır. Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu usul işlemini karşı tarafın oluruna bağlı olmaksızın tamamen veya kısmen düzeltilmesine imkân tanır. Davalının ıslah yoluyla zamanaşımı def’inde bulunmasında usule aykırılık yoktur.”
[Yargıtay 9. HD, 24.2.2009, E. 2008/11118, K. 2009/3369] - Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 27.10.2008 tarihli kararında da benzer yönde değerlendirme yapılmıştır: “Cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmamış davalının, ıslah yoluyla bu def’i ileri sürmesi mümkündür. Mahkemenin ıslah talebini reddetmesi doğru değildir.”
[Yargıtay 3. HD, 27.10.2008, E. 2008/17610, K. 2008/17930]
Doktrindeki Görüşler
Konu doktrinde de Yargıtay uygulamasıyla paralel biçimde değerlendirilmiştir:
- İlhan Postacıoğlu’na göre, “Davalı, cevap layihasında zamanaşımı def’inde bulunmamışsa, bunu sonradan ancak karşı tarafın muvafakatiyle veya cevap layihasını ıslah etmek suretiyle ileri sürebilir.”
(Postacıoğlu, Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6. Baskı, 1975, s. 419) - Baki Kuru ise şu değerlendirmede bulunmuştur: “Davalı, cevap layihasında zamanaşımı def’inde bulunmayı unutmuşsa, daha sonra ıslah yoluyla bu def’i ileri sürebilir.”
(Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, C. IV, Beta Yayınları, İstanbul 2001, s. 3967, 4038)
Sonuç
Sonuç olarak; zamanaşımı def’i, savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında bulunmakla birlikte, ıslah müessesesi bu yasağın istisnasını oluşturur. Bu nedenle, davalının süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunmamış olması, ıslah yoluyla bu def’i sonradan ileri sürmesine engel değildir.
Hem Yargıtay içtihatları hem de doktrindeki hâkim görüş, ıslah yoluyla zamanaşımı def’inin ileri sürülmesinin usule uygun ve geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Geçmez Hukuk Bürosu