Temmuz 2025’te Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde çıkan orman yangınında alevlerle mücadele eden 5 orman işçisi ve 5 AKUT gönüllüsü hayatını kaybetti. Bu acı olayda şehit düşen orman işçilerinden biri de 37 yaşındaki dozer operatörü Eyüp Dereli’ydi. Dereli, Sarıcaova köyü yakınlarında karadan yangına müdahale eden ekiple birlikteyken şiddetli rüzgârın bir anda yön değiştirmesi sonucu alevlerin ortasında kalarak dokuz arkadaşıyla birlikte şehit oldu*. Kullandığı iş makinesi yangında tamamen küle döndü; ekipler bu yanmış dozerin yalnızca 300 metre ilerisinde şehitlerin naaşları ulaşılabildi*. Doğaya ve ormana olan sevgisiyle tanınan Eyüp Dereli’nin, 5 yıl önce belediyedeki işinden Orman Teşkilatı’na gönüllü geçiş yaptığı ve görevini gururla sürdürdüğü öğrenildi*. Geride bıraktığı ailesi ve sevenleri, onun fedakârlığını asla unutmayacak.
Orman Yangınlarının Gizli Kahramanları: Zor Görev ve Büyük Riskler
Orman işçileri, yaz kış demeden “yeşil vatan” olarak anılan ormanlarımızı korumak için canla başla çalışan gizli kahramanlardır. Yangın sezonunda yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgârla boğuşarak alevlerin önüne gövdelerini siper ederler. Seyitgazi’de yaşanan felaket, bu görevin ne denli tehlikeli olduğunu acı bir şekilde hatırlattı. Bir anda yön değiştiren rüzgâr, deneyimli ekipleri bile hazırlıksız yakalayarak kaçış imkânı bırakmadı ve Eyüp Dereli gibi tecrübeli bir ormancıyı dahi hayattan kopardı*. Bu olay, orman yangınlarına karşı mücadelede görev alan işçilerin her an yaşamlarını riske attığını ve daha iyi koşulları fazlasıyla hak ettiğini gözler önüne seriyor.
Orman yangınlarıyla mücadele eden işçiler sadece alevlerle değil, aynı zamanda yoğun duman, yüksek ısı ve zorlu arazi şartlarıyla da mücadele ederler. Bu ağır koşullar altında “yangın işçisi” olarak anılan ormancılar, yangın söndürme araçlarını (arazözler, dozerler vb.) kullanır, elde hortumlarla alevlerin içine girer, yangın emniyet şeritleri açar ve gerektiğinde kazma kürekle ateşi kontrol altına almaya çalışırlar. Birçok durumda, mesai kavramı ortadan kalkar ve yangın sönene kadar uykusuz şekilde görev başında kalırlar. Tüm bu fedakârlıklara rağmen, orman işçilerinin özlük hakları ve çalışma şartları ne yazık ki yaptıkları işe yakışır düzeyde değildir.
“Geçinemiyoruz”: Orman İşçilerinin Maaş ve Hak Mücadelesi
Eyüp Dereli’nin trajik hikâyesi, orman işçilerinin uzun süredir devam eden hak mücadelesinin sembolü haline geldi. Dereli, şehit olmadan kısa süre önce bir sendika yetkilisine gönderdiği mesajda toplu iş sözleşmesinin (TİS) imzalanıp imzalanmadığını ve “bu ay maaşlarını zamlı alıp alamayacaklarını” sormuştu*. Sendika yetkilisinden “Bu ay alamazsınız, bir sonraki ay olabilir” cevabını alan Dereli, bir sonraki mesajında “Orman işçileri geçinemiyor” diyerek içinde bulundukları ekonomik sıkıntıyı dile getirdi*. Maalesef bu mesaj, ülkede pek çok emekçinin ortak derdini yansıtan yürek burkucu bir veda niteliği taşıyordu.
Orman işçileri kamuda çalışan yaklaşık 600 bin işçiyle birlikte aylardır sonuçlanamayan toplu sözleşme görüşmelerinin mağdurlarıdır. 2025 yılı Şubat ayında başlayan kamu TİS görüşmeleri aylar geçmesine rağmen hâlâ uzlaşıyla sonuçlanmadı*. Hükümetin ilk teklifinde 2025’in ilk yarısı için %16, sonraki 6 aylar için %8 zam önerildi; bu teklif işçi tarafınca yetersiz bulunarak reddedildi*. Ardından ilk 6 ay için %24 zam ve sonraki dönemler için enflasyon oranında artış önerildiği duyuruldu ancak son anda enflasyon farkı maddesi geri çekilerek yerine sabit %10 zam eklendi*. Bu belirsizlik ve geri adım iddiaları, zaten yüksek enflasyon karşısında eriyen ücretlerle geçim savaşı veren işçilerde büyük hayal kırıklığı yarattı. Nitekim sosyal medyada pek çok kamu işçisi “Selde, yangında, depremde hep görev başındayız ama zamda unutuluyoruz” diyerek tepki gösterdi*. Açıklanan zam oranlarının enflasyon karşısında yetersiz kaldığını vurgulayan işçiler, aylardır süren bu “yılan hikâyesine dönen” sürecin bir an önce adil bir biçimde tamamlanmasını istiyor.
Eyüp Dereli’nin mesajının kamuoyunda yankı bulması, orman işçilerinin ekonomik ve sosyal haklarının ne kadar ihmal edildiğini ortaya koydu. Bir yandan canını dişine takarak orman yangınlarını söndüren bu emekçiler, diğer yandan evlerini geçindirecek ücreti dahi almakta zorlanıyor. Hayat pahalılığının arttığı, enflasyonun yüksek seyrettiği bir dönemde aylık gelirlerinin erimesi, orman işçilerini ve ailelerini derinden sarsıyor. “Ekmek mücadelesi yaptı, yangında da mücadele etti, yapmadığı bir şey kalmadı” sözleriyle Eyüp Dereli’yi anan çalışma arkadaşları, artık fedakârlıklarının karşılığını görmek ve seslerini duyurmak istiyor*.
Çalışma Şartları: Uzun Mesailer, Mevsimlik İstihdam ve Diğer Zorluklar
Maaşların düşüklüğü kadar, orman işçilerinin çalışma koşulları da iyileştirme bekleyen önemli bir konudur. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı yangın ekiplerinde görev yapan işçiler, yasal olarak haftada en fazla 45 saat çalışmaları gerekirken yangın sezonunda bunun katbekat üzerinde mesai yapmaktadır. Vardiyalı bir sistemin olmaması nedeniyle birçok yangın işçisi haftanın 6 günü kesintisiz nöbet tutmakta, haftada 144 saate (ayda yaklaşık 720 saate) varan sürelerle çalışmaktadır*. Normalde 45 saati aşan çalışmalar için fazla mesai ücreti ödenmesi ve günde 3 saatten fazla mesai yaptırılmaması gerekirken, orman yangını işçileri söz konusu olunca bu kurallar fiilen uygulanmıyor*. Günde 24 saat görev yapan bu işçilere günlük sadece 3 saatlik fazla mesai ücreti veriliyor; hesaplandığında ayda yaklaşık 480 saatlik fazla çalışmanın ücreti ödenmemiş oluyor*. Yani orman işçileri, yasal hakları olan fazla mesai ücretlerinin büyük bir kısmından mahrum kalmış durumda.
Üstelik işçilerin tek sorunu uzun çalışma saatleri değil. Yangın ekibinde görev yapan personele devlet tarafından günde sadece 1 öğün yemek ücreti verildiği, diğer öğünlerin işçilerin cebinden karşılandığı biliniyor*. Yine servis aracı sağlanmadığı için işe gidiş geliş masraflarını da işçiler üstlenmek zorunda kalıyor*. Böylesine ağır şartlar altında çalışan orman işçileri, zaman zaman uğradıkları haksızlıklara itiraz ettiklerinde ise sürgün edilme (istenmeyen uzak bölgelere tayin) gibi yaptırımlarla karşılaşabildiklerini dile getiriyor*. Bu nedenle pek çoğu, çalışma koşullarına dair sorunları yüksek sesle dile getirmekten çekiniyor.
Orman yangınlarıyla mücadelede çalışan personelin istihdam şekli de bir diğer önemli mesele. Halihazırda Orman Genel Müdürlüğü bünyesinde binlerce mevsimlik (geçici) orman işçisi bulunuyor. 2019 öncesinde yılda 5 ay 29 gün çalıştırılan mevsimlik yangın işçilerinin çalışma süresi, Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla 9 ay 29 güne çıkarıldı*. Bu uzatma olumlu bir adım olsa da, yaklaşık 9 bin geçici orman işçisi halen yılın birkaç ayında işsiz kalmakta ve tam kadro güvencesine sahip olamamaktadır*. Orman yangınları yılın her döneminde risk oluşturmaya devam ederken, yılın 2-3 ayını kapsamayan bu istihdam modeli hem işçileri gelirden mahrum bırakmakta hem de o dönemde ormanların tecrübeli personel olmadan savunmasız kalmasına yol açmaktadır*. Geçici işçiler, kadrolu (sürekli) çalışanlara kıyasla daha belirsiz koşullara sahiptir ve yıllarca mevsimlik çalışsalar bile kıdem tazminatı, terfi imkânı gibi haklardan faydalanamazlar. Bu durum, aynı işi yapan emekçiler arasında eşitsizlik yaratırken, yangınla mücadelede deneyim birikimini de sekteye uğratmaktadır. Nitekim yıllardır zor koşullarda çalışan bazı geçici işçiler, bağlı oldukları sendikanın bu duruma yeterince eğilmediğini düşünerek geriye dönük haklarının ödenmesi ve çalışma koşullarının düzeltilmesi talebiyle hukuki yollara başvurmaya hazırlanmaktadır*.
Çözüm Odaklı Öneriler ve Yapılması Gerekenler
Yukarıda dile getirilen sorunlar ışığında, orman işçilerinin hak ettiği değeri görmesi ve benzeri acı olayların tekrar yaşanmaması için atılması gereken adımlar açıktır. İşte orman işçilerinin hakları konusunda çözüm odaklı bazı önerilerimiz:
- Toplu Sözleşmenin İvedilikle Tamamlanması: Kamu işçilerini ilgilendiren toplu iş sözleşmesi süreci bir an önce sonuçlandırılmalıdır. Orman işçilerinin maaşlarına, en azından yaşam maliyetlerini karşılayacak ve enflasyon oranını telafi edecek düzeyde zam yapılmalıdır. Aylardır süren belirsizlik son bulmalı; “enflasyon zam değildir” diyen emekçilerin çağrısına kulak verilerek adil bir ücret artışı sağlanmalıdır*. Bu, hem Eyüp Dereli’nin son mesajında dile getirdiği “geçinemiyoruz” feryadına bir cevap olacak, hem de fedakâr işçilerin motivasyonunu yükseltecektir.
- Mevsimlik İşçiliğin Kaldırılması ve Kadro Güvencesi: Orman teşkilatında yıllardır geçici statüde çalışan yangın işçileri için sürekli kadro güvencesi sağlanmalıdır. Mevsimlik işçilik uygulamasına son verilip tüm orman işçileri 12 ay istihdam edilen kadrolu personel haline getirilmelidir*. Böylece hem çalışanlar yıl boyu iş ve gelir güvencesine kavuşacak, hem de ormanlarımız yılın hiçbir döneminde sahipsiz kalmayacaktır*. Kadro güvencesi, bu kahraman işçilerin emeklilik, izin, terfi gibi özlük haklarından tam olarak faydalanmalarını da mümkün kılacaktır.
- Çalışma Saatleri ve Fazla Mesai Düzenlemesi: Orman işçilerinin çalışma saatleri insan onuruna yakışır bir düzene kavuşturulmalıdır. “24 saat görev, 3 saat mesai ücreti” şeklindeki uygulama sürdürülemez. Vardiyalı çalışma sistemi acilen hayata geçirilerek işçilerin haftalık çalışma süresi yasal sınır olan 45 saati aşmayacak şekilde planlanmalıdır*. Yangın riski yüksek dönemlerde dahi her çalışana günlük en az 12 saat kesintisiz dinlenme hakkı tanınmalı ve fazla mesai gerekiyorsa ücreti tam olarak ödenmelidir*. Bu adım, işçilerin hem fiziksel sağlığını koruyacak hem de yangınla mücadelede daha dinç ve etkin olmalarını sağlayacaktır.
- Ekipman ve Eğitim İyileştirmeleri: Yangınla mücadele eden ekiplerin güvenliği için gereken koruyucu ekipman ve eğitimler eksiksiz olmalıdır. Orman işçilerine son teknolojiye uygun, yangına dayanıklı giysiler, solunum maskeleri, iletişim cihazları ve ilk yardım malzemeleri temin edilmelidir. Mevcut teçhizatın düzenli bakımı ve yenilenmesi sağlanmalı*. Ayrıca her sezon öncesi işçilere yangın davranışı, acil durum prosedürleri ve güvenlik konularında kapsamlı eğitimler verilerek hem işçilerin kendi can güvenliği artırılmalı hem de yangına müdahale becerileri geliştirilmelidir. İyi donanımlı ve eğitimli bir ekip, felaketlerde can kaybı riskini en aza indirecektir.
- Sosyal Haklar ve Destekler: Orman işçilerine yaptıkları işin zorluğu ve riskleri göz önünde bulundurularak ek sosyal haklar tanınmalıdır. Yangın sezonunda çalışanlara ilave yıpranma payı, risk primi gibi ödemeler yapılabilir. Özellikle görev başında hayatını kaybeden orman işçilerinin aileleri için güçlü bir sosyal destek mekanizması oluşturulmalıdır. Şehit düşen işçilerin yakınlarına maddi tazminat, maaş bağlanması, konut ve eğitim yardımı gibi haklar eksiksiz şekilde sunulmalıdır. Bu hem vefa borcumuzdur hem de bu mesleği icra edenlerin içlerini bir nebze olsun rahatlatacaktır.
- Personel Sayısının ve Teşkilat Kapasitesinin Artırılması: Orman Genel Müdürlüğü, yangınlarla daha etkili mücadele için insan kaynağını güçlendirmelidir. Mevcut çalışan sayısının yetersiz olduğu açıktır; nitekim sendika temsilcileri en az 10 bin yeni işçi alımına ihtiyaç duyulduğunu belirtmektedir*. Yeni alımlarla birlikte çift vardiyalı çalışma sistemine geçilerek hem iş yükü paylaşılacak hem de yangınlara birden fazla ekiple kesintisiz müdahale mümkün olacaktır*. Bu adım, hem mevcut işçilerin omzundaki yükü hafifletecek hem de olası yangınlarda yeterli personel bulunmasını sağlayacaktır.
- Farkındalık ve Toplumsal Saygı: Son olarak, toplum olarak orman işçilerinin emeğine ve fedakârlığına hak ettiği değeri vermeliyiz. Onların sorunlarına karşı daha duyarlı olunması, medya ve sivil toplum aracılığıyla kamuoyunun bilgilendirilmesi önemlidir. Orman yangınlarında hayatını kaybeden işçiler için zaman zaman milli yas ilan edilmesi veya anma törenlerinin düzenlenmesi gibi adımlar, toplumun bu kahramanları unutmadığını gösterecektir*. Unutmayalım ki ormanları korumak, vatanı korumaktır ve bu uğurda mücadele eden her bir işçi en büyük saygıyı hak etmektedir.
Sonuç: Eyüp Dereli’ye Sözümüz
Eyüp Dereli’nin hatırası, bizlere orman işçilerinin hem ne denli önemli bir görevi yerine getirdiğini hem de nasıl ihmal edilmiş sorunlarla boğuştuğunu hatırlatıyor. Bu çözüm odaklı bakış açısıyla kaleme aldığımız öneriler, aslında yıllardır dile getirilen haklı taleplerin bir özeti niteliğinde. Orman yangınlarında canını ortaya koyan işçilerimizin artık “geçinemiyoruz” demediği, emeğinin karşılığını aldığı, güvenli ve insanca koşullarda çalışabildiği bir düzen mümkün. Bunun için siyasetçisinden bürokratına, sendikasından vatandaşına herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor.
Eyüp Dereli ve onun gibi nice isimsiz orman kahramanının anısına, onların mücadelesini boşa çıkarmamak için şimdi harekete geçme zamanı. Yangınlara karşı daha hazırlıklı, işçilerine daha duyarlı bir orman teşkilatı ve toplum yapısı kurabilirsek, hem ormanlarımızı korumuş hem de bu uğurda emek verenlere vefa borcumuzu bir nebze olsun ödemiş olacağız. Yeşil vatanın bekçileri olan orman işçilerimize hak ettikleri değeri vermek, geleceğimize yapılacak en önemli yatırımlardan biridir. Eyüp Dereli’nin aziz hatırası önünde saygıyla eğilirken, bir daha böyle acı kayıplar yaşamamak için tüm bu adımların takipçisi olacağımıza söz veriyoruz.
Kaynaklar:
- Diken Haber – “Ölen orman işçisi, ‘bitmeyen TİS’i sormuş: Bu ay zamlı maaş alabilecek miyiz?”diken.com.trdiken.com.tr
- Veryansın TV – “‘Geçinemiyoruz’ diyordu… Yangında şehit olan işçinin mesajı Türkiye’nin gerçek gündemini ortaya koydu”veryansintv.comveryansintv.com
- Gazete Merhaba – “Şehit Olmadan Önce Toplu Sözleşme Zammını Sormuş”gazetemerhaba.comgazetemerhaba.com
- Marksist.org – “Orman ve yangın işçilerinin çalışma koşulları çok zor!”marksist.orgmarksist.org
- Öz Orman-İş Sendikası – “Mevsimlik orman işçileri kadro müjdesi bekliyor”ozorman-is.org.trozorman-is.org.tr
- NTV Haber – “10 orman işçisinin şehit olduğu alan görüntülendi: İş makinesi küle dönmüş”ntv.com.trntv.com.tr