Denkleştirme Kavramı ve Amacı
Miras hukukunda denkleştirme (iade), mirasbırakanın sağlığında yasal mirasçılarından birine miras payına mahsuben yaptığı karşılıksız kazandırmaların, miras paylaşımlarında adaleti sağlamak amacıyla terekeye geri verilmesini ifade eden bir hukuki mekanizmadır[1][2]. Bu kurum, mirasçılar arasındaki dengesiz paylaşımları gidermeyi ve mirasçıların eşitliğini korumayı amaçlar[3][2]. Türk Medeni Kanunu’nun 669–675. maddelerinde düzenlenen denkleştirme, mirasçılar arasında alınanı fiziken geri vermekten ziyade, alınan değerin tereke hesabına eklenerek miras paylarından indirilmesi şeklinde işletilir[4][5]. Böylece mirasbırakanın bazı mirasçılara sağlığında yaptığı karşılıksız kazandırmalar nedeniyle bozulan denge, paylaşım sırasında yeniden tesis edilir[2][6].
Denkleştirme kurumu emredici değil, tamamlayıcı (yedek) niteliktedir. Mirasbırakanın iradesiyle aksinin kararlaştırılması mümkündür; örneğin mirasbırakan, yaptığı bağışın denkleştirmeye tabi olmayacağını açıkça belirterek bu kuralı ortadan kaldırabilir[7]. Ancak mirasbırakan tarafından aksi belirtilmedikçe, yasal mirasçılara yapılan olağanüstü nitelikteki karşılıksız kazandırmalar kural olarak denkleştirmeye tabidir[7][8].
Denkleştirmeye Tabi Kazandırmalar ve Şartları
Bir kazandırmanın denkleştirmeye konu olabilmesi için Türk Medeni Kanunu m.669 ve devamında öngörülen belli şartların bir arada gerçekleşmesi gerekir[9][10]:
- Karşılıksız (ivazsız) bir kazandırma olmalıdır. Mirasbırakan, kazandırma karşılığında herhangi bir bedel veya hizmet almamış olmalıdır[11][10]. Örneğin mirasbırakanın bir taşınmazını satış gösterip gerçekte bağışlaması da bu kapsamda değerlendirilir.
- Sağlararası bir işlem olmalıdır. Kazandırma, mirasbırakanın ölmeden önce yaptığı bir tasarruf olmalıdır[11][10]. Ölüme bağlı tasarruflar (vasiyetname ile bırakılan malvarlığı) denkleştirme kapsamında değil, tenkis hükümleri kapsamında değerlendirilir.
- Kazandırma mirasbırakanın malvarlığından yapılmış olmalıdır. Mirasbırakanın kendi malvarlığı dışındaki değerlerden yapılan kazandırmalar (örneğin üçüncü bir kişinin malından yapılan bağış) denkleştirmeye girmez[12][10].
- Kazandırma yasal mirasçıya yapılmış olmalıdır. Denkleştirme sadece yasal mirasçılar (kan hısımları – altsoy, üstsoy, kardeşler, vb. – ve sağ kalan eş) arasında uygulanır[1][13]. Yasal mirasçı olmayan kişilere (örneğin üçüncü bir şahsa veya hayır kurumuna) yapılan bağışlar denkleştirme kapsamında değildir[14][13]. Mirasbırakanın, mirasçısı olmayan bir kişiye yaptığı karşılıksız kazandırmalar, eğer saklı payı zedeliyorsa denkleştirme değil tenkis davası ile geri istenebilir[14][15].
- Kazandırma, miras payına mahsup edilmek üzere yapılmış olmalıdır. Yani mirasbırakan, söz konusu bağışı aslında ilgili mirasçının mirastaki payından bir avans olarak vermiş olmalıdır[11][16]. Bu husus mirasbırakanın açık iradesinden anlaşılabileceği gibi, bazı durumlarda kanundan kaynaklanan karinelere göre de belirlenir.
Yukarıdaki koşullar sağlandığında, örneğin mirasbırakanın sağlığında yasal mirasçılarından birine miras payına mahsuben bir ev hediye etmesi durumunda, diğer mirasçılar bu evin aynen terekeye iadesini veya değerinin miras paylaşıma dahil edilmesini talep edebilirler[17]. Bu sayede miras paylaşımı yapılırken, hediye edilen ev sanki terekeye dahilmiş gibi hesaplanır ve miras payları buna göre denkleştirilir.
Denkleştirmeye tabi tipik kazandırmalar Türk Medeni Kanunu’nda ve Yargıtay içtihatlarında örneklenmiştir. Özellikle mirasbırakanın altsoyunun iş kurmasını veya evlenmesini sağlamak amacıyla yaptığı kuruluş sermayesi verme, olağanüstü çeyiz (düğün masrafı), bir malvarlığını bağışlama veya borçtan kurtarma gibi karşılıksız kazandırmalar kural olarak denkleştirmeye tabidir[7][8]. Örneğin mirasbırakanın oğlunun işyeri kurması için sermaye vermesi veya kızına evlilik sırasında yüksek meblağlarda takı/çeyiz sağlaması gibi durumlar denkleştirme kapsamında değerlendirilir.
Önemli: Mirasbırakan, yaptığı bağışın denkleştirmeden muaf tutulmasını açıkça isteyebilir. Kanun, olağan hediyeler ile eğitim/öğretim giderlerini de denkleştirme dışında tutmuştur. Olağan ölçüyü aşmayan eğitim masrafları, mutat hediyeler ve evlenme giderleri için mirasçılar denkleştirme isteyemez; ancak olağan sınırlar aşılmışsa aşan kısım denkleştirmeye tabi tutulabilir[18]. Örneğin çocukların normal eğitim masrafları denkleştirilmezken, çok yüksek tutarda özel okul ve yurtdışı eğitim harcamalarının olağanüstü kısmı denkleştirmeye tabi olabilir[19][18].
Son olarak, mirasbırakanın geriye tek bir mirasçı bırakması halinde denkleştirme söz konusu olmaz. Çünkü denkleştirmenin amacı birden fazla mirasçı arasındaki dengeyi sağlamaktır; tek mirasçı varsa paylaşımda denge sorunu yaşanmayacaktır[20].
Denkleştirme Davasının Tarafları (Alacaklı ve Borçlu)
Denkleştirme isteme hakkı ve borcu, yalnızca mirasçı sıfatına sahip kişiler arasında söz konusu olur. Bu kapsamda denkleştirme alacaklısı, mirasbırakanın diğer mirasçıları lehine yaptığı kazandırmalar nedeniyle hakları zedelenen ve denkleştirme talep eden yasal mirasçılardır[13]. Denkleştirme borçlusu ise mirasbırakanın sağlığında karşılıksız kazandırmadan yararlanan, yani lehine kazandırma yapılan mirasçıdır[13]. Örneğin baba, sağlığında oğluna bir ev bağışlamışsa, diğer mirasçı konumundaki kızı denkleştirme alacaklısı; evi bağış olarak alan oğul ise denkleştirme borçlusu sıfatını taşır.
Birden fazla mirasçı denkleştirme borçlusu olabiliyorsa, denkleştirme davası tüm bu mirasçılara birlikte yöneltilebilir. Miras payının hakkaniyete uygun şekilde belirlenebilmesi için, mirasbırakanın farklı mirasçılarına yaptığı tüm denkleştirmeye tabi kazandırmaların aynı miras paylaşımı içinde dikkate alınması gerekir. Uygulamada, birden fazla mirasçıya sağlanan kazandırmalar varsa, talep eden mirasçı tek bir dava dilekçesinde tüm ilgili mirasçıları davalı (denkleştirme borçlusu) olarak gösterebilir. Nitekim Yargıtay kararlarında da, birden fazla davalının mirasbırakandan karşılıksız kazandırma aldığı durumlarda hepsi aleyhine denkleştirme isteminin birlikte değerlendirildiği görülmektedir[21].
Altsoy ve Sağ Kalan Eş Arasındaki Denkleştirme Sorunu
Türk hukukunda, sağ kalan eş de yasal mirasçı olarak mirastan pay alır. Ancak kanun koyucu, mirasbırakanın eşi ile altsoyu (çocukları ve torunları) arasında duygusal açıdan yakın bağlar bulunması nedeniyle, bunların birbirlerine denkleştirme borç ve alacaklısı olmaları hususunda özel bir ayrım yapmıştır[22][23]. Kanunun 669. maddesinin birinci fıkrası mirasçılar arasında genel denkleştirme yükümlülüğünü düzenlerken, ikinci fıkrası sadece altsoy lehine yapılan belirli kazandırmaların (çeyiz, sermaye, mal devri, borçtan kurtarma gibi) kural olarak iade edilmesi gerektiğini belirtir[1]. Bu iki ayrı kuralın sonucu olarak doktrinde ve Yargıtay uygulamasında, altsoy (çocuklar) ile sağ kalan eşin birbirine denkleştirme borçlu/alacaklı olmamalarının amaçlandığı kabul edilmektedir[22][23]. Kanun koyucunun amacı, anne ile çocuk ya da eşler gibi yakın aile bireylerini bir bağış nedeniyle karşı karşıya getirmemek, aralarında kırgınlığa yol açmamaktır[22][24].
Bu ilke doğrultusunda Yargıtay, sağ kalan eşe yapılan kazandırmalar için altsoy mirasçının denkleştirme davası açamayacağı; aynı şekilde sağ kalan eşin de altsoya yapılan kazandırmalar hakkında denkleştirme isteyemeyeceği yönünde hüküm kurmuştur[23]. Örneğin bir baba ölmeden önce annelerine bir taşınmaz bağışlamışsa, çocuklar bu taşınmazın denkleştirilmesini talep edemez; keza baba ölmeden önce oğluna yüklü bir para vermişse, anne de bu bağışın denkleştirilmesini isteyemez[23]. Bu durumun tek istisnası, mirasbırakanın açık iradesinin aksi yönde olması veya yasal karinenin farklı bir sonuç doğurmasıdır.
Şöyle ki; sağ kalan eş, kural olarak denkleştirme borçlusu olmaz ve ona yapılan bağışlar ancak mirasbırakan açıkça “miras payına mahsuben” verdiğini belirtmişse iadeye tabi tutulabilir[25]. Eşe yapılan kazandırma, TMK 669/2’de sayılan altsoy kazandırmalarından olmadığı için aksi ispat edilmedikçe denkleştirilmez[25]. Dolayısıyla mirasbırakanın eşine sağlığında yaptığı bir bağışın denkleştirmeye tabi tutulmasını isteyen mirasçı, bunun miras payından mahsup edilmek üzere verildiğini her türlü delille ispat etmekle yükümlüdür[25]. Aksi halde, davalı eşe aktarılan malın iadesi talebi reddedilecektir[25][26]. Benzer şekilde, altsoy lehine yapılan bağışlarda da karşı bir karine vardır: Mirasbırakanın altsoyu için TMK 669/2’de sayılan türden bir kazandırma yapması halinde, bunun miras payına mahsuben olduğu kanıtlanmış sayılır; dolayısıyla altsoy mirasçı (örneğin evlat), aksini – yani bağışın miras payından düşülmemek üzere yapıldığını – ispat etmedikçe denkleştirme yükümlülüğü doğar[27][28].
Özetle, mirasbırakanın eşine yaptığı olağanüstü nitelikteki bağışlar genellikle denkleştirme dışı kalır, zira kanun bu durumda altsoy ile eş arasında iade borcu ilişkisi kurmamıştır[22][23]. Bu tür durumlarda eğer sağ kalan eşe yapılan bağış, çocukların saklı payını zedeliyorsa, çocuklar denkleştirme yerine tenkis davası açarak saklı paylarının korunmasını talep edebilirler[22][24]. Nitekim Yargıtay da “eş ile altsoy, birbirine karşı ne denkleştirme alacaklısı ne de borçlusudur; saklı paylar zedelenirse tenkis yoluna başvurulabilir” görüşündedir[22][24].
Denkleştirme Davasının Açılması (Usul ve Süreler)
Denkleştirme talebi, mirasbırakanın ölümü ile birlikte mirasın paylaşılması aşamasında gündeme gelir. Kanunen denkleştirme, mirasın taksimi işleminin bir parçası niteliğindedir[29][30]. Genellikle miras paylaşım davası içinde denkleştirme hususu ileri sürülür ve mahkeme, mirasçılar arasındaki tasfiyede denkleştirmeye tabi değerleri hesaba katar. Bu nedenle, ideal olan denkleştirme isteğinin miras paylaşımı sonuçlanmadan önce ileri sürülmesidir[30][31].
Kanunda denkleştirme talebi için özel bir dava açma süresi öngörülmemiştir[32][31]. Miras taksimi tamamlanıncaya kadar denkleştirme hakkı her zaman talep edilebilir[31]. Mirasın paylaşılması ne kadar sürerse sürsün, paylaşım bitmediği müddetçe denkleştirme istemi zamanaşımına uğramaz[31]. Yargıtay içtihatları da, miras paylaşılmadığı sürece denkleştirme iddiasının ileri sürülebileceği yönündedir[31]. Öğretide bazı yazarlar, denkleştirmenin mirasın paylaşımının ayrılmaz bir parçası olduğunu, bu nedenle paylaşım tamamlandıktan sonra artık denkleştirme istenemeyeceğini belirtse de[30]; baskın görüş, paylaşım sonrasında ortaya çıkan veya sonradan öğrenilen kazandırmalar için bile, genel zamanaşımı süresi içinde denkleştirme istenebileceği yönündedir[33][34]. Uygulamada, miras paylaşıldıktan sonra fark edilen bir kazandırma varsa, denkleştirme alacaklısı mirasçıların, 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içerisinde denkleştirme talebinde bulunabilecekleri kabul edilebilmektedir[33].
Denkleştirme talebi, mirasçılar arasında genellikle dava yoluyla gündeme gelir. Her ne kadar kanun lafzında “denkleştirme davası” terimi geçmese de[29], mirasçıların anlaşamadığı durumlarda hak sahibi mirasçı dava açarak denkleştirme hakkını gerçekleştirebilir[29]. Uygulamada bu dava, tek başına “mirasta denkleştirme (iade) davası” olarak açılabileceği gibi mirasın paylaşılması davası ile birlikte de görülebilir. Dava sonucunda hakim, denkleştirmeye tabi mal veya değerlerin terekeye eklenmesine ve miras paylarının buna göre hesaplanmasına karar verir. Denkleştirme borçlusu mirasçıya, Türk Medeni Kanunu m.671 uyarınca seçimlik hak tanınır: Geri vermekle yükümlü mirasçı, dilerse aldığı malı aynen iade eder, dilerse malın değerini miras payından düşülmesini sağlayabilir[35]. Örneğin mirasbırakanın bağışladığı bir ev söz konusuysa, denkleştirme borçlusu mirasçı evi aynen terekeye geri verebileceği gibi, evi elinde tutup bedelini hesap üzerinde kendi miras hissesinden mahsup ettirmeyi de tercih edebilir[35]. Bu tercih hakkı, denkleştirme davasına özgü bir kolaylık olup, mahkemece davalı mirasçıya tercihini sorarak işlem yapılır[36].
Görevli ve yetkili mahkeme: Mirasta denkleştirme talepleri, niteliği gereği Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülür[37][38]. Miras hukukundan doğan davalarda yetki, TMK m.576 gereği mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesine aittir ve bu yetki kesin yetki niteliğindedir[39][38]. Dolayısıyla denkleştirme davası, murisin son yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılmalıdır; hakim, yetki kuralını re’sen dikkate alacaktır[38].
Denkleştirme ve Tenkis Davalarının Farkı
Denkleştirme ile tenkis kavramları, mirasbırakanın sağlığında yaptığı kazandırmalar sebebiyle mirasçıların haklarının korunmasına yönelik iki farklı hukuki yoldur. Aralarındaki temel farklar şunlardır:
- Amaç: Denkleştirme, mirasçılar arasındaki eşitliği sağlamak için, mirasbırakanın bazı mirasçılarına yaptığı karşılıksız kazandırmaları terekeye ekletmeyi hedefler[2][6]. Tenkis ise mirasbırakanın, saklı paylı mirasçıların saklı paylarını zedeleyen tasarruflarını (ölüme bağlı tasarruf veya bağışlamaları) sınırlamak ve aşan kısmı geri aldırmak amacını taşır.
- Uygulama Koşulları: Denkleştirme sadece yasal mirasçılar arasında söz konusu olur ve miras payına mahsup niteliğinde ivazsız kazandırmalarla ilgilidir[1]. Tenkis ise mirasçı olsun ya da olmasın, mirasbırakanın üçüncü kişilere yaptığı karşılıksız kazandırmalar da dahil olmak üzere, saklı payı ihlal eden tüm tasarruflarda uygulanabilir. Örneğin mirasbırakanın mirasçı olmayan bir kişiye yaptığı yüklü bir bağış saklı payı zedeliyorsa, bunun geri alınması tenkis davası ile istenir; denkleştirme davası ise böyle bir durumda yol göstermez[14][15].
- Karşı Taraf: Denkleştirme davası sadece mirasçıya karşı açılır; davalı konumunda ancak mirasbırakanın lehine kazandırma yaptığı yasal mirasçılar bulunabilir[40][13]. Tenkis davası ise mirasbırakanın yaptığı kazandırmadan yararlanan herkes aleyhine (mirasçı olsun olmasın) açılabilir. Örneğin mirasbırakanın eşine yaptığı bağış için çocuklar tenkis davası açabilir (çünkü eşe karşı denkleştirme olmaz) veya mirasbırakanın bir arkadaşına vasiyetle mal bırakması durumunda saklı pay sahipleri o arkadaş aleyhine tenkis isteyebilir.
- Zamanaşımı: Denkleştirme, yukarıda belirtildiği üzere, miras paylaşılıncaya dek istenebilen ve kanunda özel bir süreye bağlanmamış bir haktır[31]. Tenkis davası ise Türk Medeni Kanunu’nda öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmalıdır (mirasın açıldığı ve tasarrufun saklı payı zedelediğinin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl, her halde mirasın açılmasından itibaren 10 yıl) – aksi halde tenkis hakkı düşer. Denkleştirmede böyle bir hak düşürücü süre yoktur; ancak miras paylaştırıldıktan sonra talep edilmemiş kazandırmalar için doktrinde genel zamanaşımı (10 yıl) uygulanabileceği kabul edilmektedir[33].
Özetle, denkleştirme davası mirasçılar arasındaki avans niteliğindeki bağışların hesabının görülmesi iken, tenkis davası saklı payı aşan kısmın geri alınmasıdır. Uygulamada bir mirasçı, olayın niteliğine göre hangisi uygunsa o yola başvurmalıdır. Örneğin, murisin altsoyuna yaptığı bir bağış için diğer altsoy mirasçı denkleştirme isteyebilir; fakat murisin eşine veya mirasçı olmayan bir kişiye yaptığı bağış saklı payını ihlal ediyorsa, denkleştirme yoluyla sonuç alamayacağı için tenkis davası açmalıdır[14][24].
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Soru 1: Mirasta denkleştirme nedir?
Cevap: Mirasta denkleştirme, mirasbırakanın sağlığında yasal mirasçılara miras payına sayılmak üzere yaptığı karşılıksız kazandırmaların, miras paylaşımında adalet için terekeye geri verilmesini sağlayan hukuki bir işlemdir[1]. Bu sayede bazı mirasçıların önceden aldığı mallar hesaba katılarak miras payları eşitlenir[2].
Soru 2: Hangi durumlarda denkleştirme istenebilir?
Cevap: Denkleştirme istemek için kazandırmanın; mirasbırakanın ivazsız (bedelsiz) sağladığı bir mal veya para olması, mirasbırakanın sağlığında yapılmış olması, kendi malvarlığından çıkmış olması, yasal mirasçıya yapılmış olması ve mirasbırakan tarafından miras payına mahsuben verildiğinin kabulü gerekir[11]. Bu koşullar varsa denkleştirme talep edilebilir. Örneğin, mirasbırakanın çocuğuna bedelsiz olarak ev alması durumunda diğer çocuklar denkleştirme isteyebilir.
Soru 3: Hangi kazandırmalar denkleştirmeye tabi değildir?
Cevap: Mirasbırakanın olağan hediyeleri, çocuklarının eğitim ve bakım masrafları ile olağan evlenme giderleri kural olarak denkleştirme dışında kalır[18]. Ayrıca mirasbırakan, yaptığı bağışın denkleştirmeye tabi tutulmamasını açıkça belirtmişse bu kazandırma da iade kapsamına girmez[7]. Bunların dışında kalan ve alışılmışın dışında değer taşıyan bağışlar denkleştirilebilir.
Soru 4: Denkleştirme davasını kimler açabilir, kime karşı açılır?
Cevap: Denkleştirme davasını, mirasbırakanın denkleştirmeye tabi bir kazandırma yaptığı diğer yasal mirasçılar açabilir[13]. Davalı taraf ise lehine kazandırma yapılan mirasçı(lar)dır[13]. Örneğin kardeşine mirastan avans verilmiş bir durumda, diğer kardeş davacı; avans alan kardeş davalı olacaktır. Yasal mirasçı olmayan kişilere karşı denkleştirme istenemez[14].
Soru 5: Sağ kalan eşe yapılan bağışlar için çocuklar denkleştirme isteyebilir mi?
Cevap: Genellikle hayır. Kanun, altsoy (çocuklar) ile sağ kalan eşin birbirine denkleştirme borçlu/alacaklı olmasını istememiştir[22][23]. Mirasbırakanın eşine yaptığı kazandırmalar, açıkça “miras payına mahsup” denmedikçe denkleştirmeye tabi tutulamaz[25]. Çocuklar, annenin babadan aldığı bir bağış için denkleştirme davası açsa bile, bunu miras payına sayıldığını ispat edemezlerse dava reddedilir[25]. Bu durumda eğer saklı payları zedelenmişse tenkis davası açmaları gerekir[24].
Soru 6: Denkleştirme davasında ispat yükü kime aittir?
Cevap: İspat yükü, bağışın yapıldığı mirasçıya göre değişir. Eğer kazandırmadan yararlanan mirasçı altsoy ise, kanun bu bağışın miras payına mahsuben yapıldığını karine olarak kabul eder; dolayısıyla altsoy mirasçı, bağışın miras payına sayılmak üzere yapılmadığını ispatlamak zorundadır[41][28]. Buna karşılık, kazandırmadan yararlanan mirasçı altsoy değilse (örneğin murisin eşi, annesi veya kardeşi ise), bu defa bağış kural olarak miras payından sayılmaz; davacı diğer mirasçı, bağışın miras payına mahsuben yapıldığını ispat etmekle yükümlüdür[25][28].
Soru 7: Denkleştirme davasının bir süresi var mı?
Cevap: Miras paylaşımı tamamlanıncaya kadar denkleştirme talebi her zaman ileri sürülebilir ve bu hak zamanaşımına uğramaz[31]. Kanunda özel bir süre öngörülmemiştir. Ancak miras paylaştırıldıktan sonra ortaya çıkan bir denkleştirme konusu varsa, uygulamada 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerektiği kabul edilir[33]. En iyisi, paylaşım davası sırasında veya öncesinde denkleştirme konusunu gündeme getirmektir.
Soru 8: Denkleştirme davası hangi mahkemede açılır?
Cevap: Denkleştirme davaları, miras davaları kapsamında olduğu için Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülür[37]. Yetkili mahkeme ise mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir, bu yetki kesindir[39][38]. Dava dilekçesi hazırlanırken mirasbırakanın son ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi seçilmelidir.
[1] [4] [5] [7] [25] [26] Madde 669
[2] [6] [8] [10] [13] [16] [18] [19] [29] [32] [33] [38] [39] Mirasta Tenkis ve Denkleştirme Davası – Saran & Ceran Hukuk Ofisi
[3] [14] [15] [20] [21] [30] [31] [34] dergipark.org.tr
[9] [11] [12] [17] [22] [23] [24] [27] [28] [35] [36] [41] Mirasta Denkleştirme Davası | Eskişehir Boşanma Avukatı, Gürler Kocak, Eskişehir Avukat
[37] Mirasta Denkleştirme (2025) | Av. Yaşar Öksüz
[40] Mirasta Denkleştirme (İade) Davası – Avukat Baran Doğan