Konkordato Nedir ve Hangi Durumlarda Başvurulur?
Konkordato, borçlu şirketin mahkeme denetiminde alacaklılarıyla anlaşarak borçlarını yeniden yapılandırmasıdır. Borçlu, alacaklılarından belirli bir oranda vade veya tenzilat imkanı talep eder ve mahkemece onaylanan bu plan çerçevesinde borç ödeme taahhüdünde bulunur. Böylece dürüst borçlu işletme iflas etmek yerine faaliyetlerine devam edebilirken, alacaklılar da alacaklarının tamamını kaybetme riskini azaltmış olur.
Konkordato için genellikle mali açıdan ciddi sıkıntıda olan, ödeme güçlüğüne düşen veya borca batma riski taşıyan işletmeler başvurur. İİK’nin 285. maddesine göre borçlunun mevcut borçlarını vadesinde ödeyememesi veya pasiflerinin aktiflerinden fazla olacak şekilde batık hale gelme riski doğurması durumunda konkordato talebi söz konusu olabilir. Örneğin; nakit akışı yetersiz, ödemelerini zamanında yapamayan veya borçları döner sermayesinin çok ötesine geçen bir şirket konkordato yolunu tercih edebilir.
Konkordato, iflastan farkı şudur: konkordatoda işletme faaliyetleri korunur ve borçlar yapılandırılırken, iflasta işletme tasfiye edilir. İflasta şirket kapanır ancak konkordato sayesinde şirket faaliyetine devam ederek borçlarını yeniden yapılandırabilir.
Konkordato Başvuru Süreci ve Belgeler
Konkordato başvurusu, yetkili Asliye Ticaret Mahkemesi’ne yapılır. Borçlu tacir ise merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi’ne; tacir değilse yerleşim yerindeki Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurmalıdır. Başvuru sırasında mahkemeye konkordato ilanı talebini içeren dilekçeyle birlikte gerekli tüm belgeler eksiksiz sunulmalıdır.
Gerekli belgeler genellikle şunlardır:
- Konkordato ön projesi: Borçlunun alacaklılarına sunduğu ödeme planını ve yapılandırma teklifini içeren belge.
- Mali tablolar: Son bilanço, gelir tablosu, nakit akım tablosu ve ara bilançolar gibi şirketin mali durumunu gösteren hesaplar.
- Alacaklı listesi: Alacaklıları, alacak miktarlarını ve varsa teminat/rehin durumunu gösteren döküm.
- Karşılaştırmalı ödeme tablosu: Proje kapsamında alacaklıların alacağı miktar ile borçlunun iflası hâlinde alacaklıların alabileceği tahmini miktarın karşılaştırmalı tablosu.
- Denetim raporu ve belgeler: Ödeme planının gerçekleşeceğine dair makul güvence veren bağımsız denetim veya bilirkişi raporu ve ekleri.
Başvuru sırasında ayrıca mahkeme gider avansı, harç ve konkordato komiseri ücretine karşılık teminat gibi ödemelerin yapılması gerekir. Bu nedenle harç-gider avansı ve komiser teminatı gibi mali yüklerin önceden planlanması önemlidir. Eksik evrak veya usul hatası durumunda mahkeme başvuruya süre vererek tamamlama isteyebilir; ciddi eksiklikte ise başvuru reddedilebilir.
Geçici ve Kesin Mühlet Kararı Süreci
Mahkeme başvuruyu usulüne uygun bularak kabul ederse, ilk aşamada 3 aylık geçici mühlet kararı verir. Bu süre boyunca borçlu şirket lehine icra takibi, haciz, iflas ve faiz gibi yasal takip işlemleri durur (takipler askıya alınır). Geçici mühlet başladığında mahkeme bir veya daha fazla konkordato komiseri atar ve komiserlere şirketin faaliyetlerini denetleme yetkisi verir. Bu süreçte borçlu, komiser onayı olmadan mal varlığı üzerinde tasarrufta bulunamaz. Geçici mühlet üç ay sürer; gerekirse mahkeme iki ay daha uzatma kararı alabilir (toplam 5 aya kadar).
Geçici mühletten sonra incelemeler bitirilir ve uygulaması sonuçlandırılacak plan netleştirilir. Sonrasında mahkeme, komiserin rapor ve alacaklı görüşlerine göre kesin mühlet aşamasına geçer. Kesin mühlet genelde 12 ay (1 yıl) olarak verilir; zorlayıcı hallerde mahkeme ek 6 aya kadar uzatma yapabilir. Kesin mühlet dönemi, konkordato sürecinin en kritik aşamasıdır; bu dönemde iyileştirme ve borç ödeme planının ayrıntıları kesinleşir, alacaklıların teklif ve kararları alınır.
Konkordato Komiserinin Rolü
Konkordato komiserleri, mahkemenin denetim elemanı olarak görev yapar ve borçlu, alacaklı ile mahkeme arasında köprü görevi görür. Geçici mühlet başladığında atanan komiser(ler), borçlu şirketin finansal durumunu ve işletme faaliyetlerini yakından izler. Borçlu, komiser onayı olmadan mal varlığına tasarrufta bulunamaz; tüm mali hareketleri komiserin gözetimine tabidir. Bu sayede borçlunun iflas öncesinde haksız varlık kaçırmasının önüne geçilmiş olur.
Kesin mühlet aşamasında komiserin rolü daha da belirginleşir. Komiser, borçlu şirketin sunduğu konkordato projesinin uygulanabilirliğini inceleyip ön rapor ve nihai rapor hazırlar. Komiser, raporlarıyla birlikte alacaklılar kuruluna şirkete ilişkin detaylı bilgi verir. Alacaklılar ise komiserin hazırladığı projeyi toplantıda görüşür ve oylamaya sunar. Komiser toplantılarda hazır bulunur, alınan kararları tutanağa geçirir ve ardından mahkemeye sunulması için rapor haline getirir. Komiserin borçlunun faaliyetlerine nezaret etmesi, işlemlerin titizlikle denetlenmesi ve alacaklıların bilgilendirilmesi, konkordatonun hem borçlu hem alacaklı menfaatleri gözetilerek yürütülmesi açısından hayati önemdedir.
Alacaklılarla Uzlaşma ve Borç Yapılandırma Yolları
Konkordato sürecinin kilit noktası, borçlu ile alacaklılar kurulunun uzlaşmaya varmasıdır. Kesin mühlet aşamasında alacaklılar toplanır ve komiserin sunacağı konkordato projesi oylamaya sunulur. Kanuna göre planın kabulü için kayıtlı alacaklıların en az yarısının veya alacakların kanunda belirlenen oranının kabul oyu vermesi şarttır. (Örneğin “kayıtlı alacaklıların yarısı kadarının, ya da alacaklıların dörtte birinin ve alacakların üçte ikisinin kabul oyu” gibi çoğunluk oranları aranır.) Alacaklıların büyük çoğunluğunun onayıyla konkordato planı mahkeme tarafından tasdik edilirse, plan resmen yürürlüğe girer.
Tasdik edilen konkordato planı kapsamında borçlar çeşitli şekillerde yapılandırılır. Örneğin alacaklılar borçlarının belli bir kısmından feragat edebilir (tenzilat yapılabilir); kalan borçlar da yeni vadelerde ve taksitlerle ödenir. Genellikle konkordato planında borçların %30–%50’ye varan oranda silinmesi (imtiyazlı alacaklarda tam ödemeden vazgeçilmesi) ve kalan borçların belirli vadelerde yeniden düzenlenmesi önerilir. Ayrıca borçlunun nakit akışını artırıcı veya maliyetleri azaltıcı tedbirler (örneğin varlık satışı, üretim planının yeniden düzenlenmesi vb.) da plana eklenir. Bu şekilde borçlu şirketin yükü hafifletilerek iflas sürecinden kurtulması hedeflenir.
İzmir’de Konkordato Davalarının Seyri ve Yerel Uygulamalar
İzmir’de büyük ölçekli şirketlerin borçlarını yeniden yapılandırmak için konkordato ilan etmeleri yaygınlaşmıştır. Yerel basına göre 2024 yılında İzmir bölgesinde en az 76 şirketin konkordato başvurusu kabul edilmiştir. Bu başvurular tekstil, sanayi, ticaret gibi çeşitli sektörleri kapsamaktadır. Örneğin yakın zamanda, İzmir’in Menderes OSB’sinde faaliyet gösteren Türklab Tıbbi Malzeme şirketi ekonomik darboğazı aşamayarak konkordato talep etmiş, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nden geçici mühlet kararı almıştır. Mahkeme Türklab hakkında üç kişilik konkordato komiseri heyetinin görevine devam etmesine karar vermiş, şirketin borç yapılandırma planını incelemeye almıştır.
Adalet Bakanlığı verilerine göre İzmir Bölge Kurulu’na kayıtlı konkordato komiseri sayısı da yüksektir. 2023 yılı itibarıyla İzmir bölgesinde 205 konkordato komiseri görev yapmaktadır. 2023 yılında komiser listesine yapılan başvuru sayısı 308 olup, 232’si kabul edilmiştir. Bu rakamlar İzmir’de konkordato sürecinin ne kadar yoğun bir şekilde işletildiğini gösterir. İzmir avukat ve hukuk büroları bu sürece giderek daha fazla odaklanmaktadır. Örneğin İzmir merkezli Geçmez Hukuk Bürosu konkordato ve iflas konularında uzmanlaşmış olup, bölgedeki işletmelere danışmanlık hizmeti sunmaktadır.
Şirket Sahiplerinin Dikkat Etmesi Gereken Hukuki ve Mali Noktalar
Konkordato sürecinde şirket sahipleri (ve yöneticileri), bazı önemli hukuki ve mali hususlara özen göstermelidir. Öncelikle şeffaflık ve dürüstlük esastır. Borçlunun başvuru anından itibaren mahkemeye, komiserlere ve alacaklılara karşı doğru, eksiksiz ve güncel bilgi verme yükümlülüğü vardır. Bu nedenle şirketin tüm mali kayıtları düzenli tutulmalı, bilanço ve gelir tabloları doğru hazırlanmalıdır. Borçlu; geçici ve kesin mühlet süresince mal varlığı üzerinde keyfi tasarrufta bulunamaz. Örneğin rehinli olmayan taşınmazların satışı, şirket varlıklarının devri veya temlik edilmesi için mutlaka komiserin izni alınmalıdır. Aynı şekilde şirket faaliyetlerini sürdürürken her zaman ticari özen gösterilmeli ve alacaklıların haklarını zedeleyecek eylemlerden kaçınılmalıdır. Aksi halde mahkeme, konkordato sürecini sona erdirerek iflas kararı verebilir veya tasdik kararını iptal edebilir.
Maddi açıdan borçlunun yükümlülükleri de büyüktür. Başvuru öncesinde harç ve gider avansı, komiser ücreti teminatı gibi masrafların karşılanacağı nakit planı yapılmalıdır. Ayrıca süreç boyunca komiserin talep edebileceği ek belge ve raporlar da maliyet doğurabilir. Mahkeme tasdik kararı verene kadar icra takipleri durdurulmuş olsa bile, tasdik sonrasında alacaklılar plan gereği ödemeler almaya devam edecektir. Tasdik edildiğinde konkordato, alacaklılar ve borçlu için bağlayıcı hale gelir; alacaklılar, proje kapsamındaki tutarı ve süreyi aşan taleplerde bulunamaz. Bu kararla birlikte mühlet süresince askıya alınan icra takipleri tamamlanır ve konkordato planına göre sonuçlandırılır.
Şirket sahipleri, konkordato başvurusu ve sonrasında hukuki prosedürlere de dikkat etmelidir. Mahkemenin verdiği karar veya aracı kararlar bildirimle tebliğ edilir. Konkordato talebinin reddi veya tasdik kararına itiraz edilmek istenirse bölge adliye mahkemesine (istinaf) başvurulabilir; kesinleşmiş kararlar için ise Yargıtay’a (temyiz) gidilebilir. Olumsuz bir durumdan sonra sürecin iflasa dönüşmemesi için bu başvuru hakları bilinmelidir. Diğer yandan tasdik sonrası ödeme planına uyulmaması veya alacaklıların haklarının zedelenmesi durumunda mahkeme, konkordato kararıyla sağlanan mühletten geri dönerek iflasa hükmedebilir.
Son olarak, uzman hukuki ve finansal destek almak ihmal edilmemelidir. Konkordato, karmaşık bir iflas öncesi yapılandırma sürecidir. Süreci iyi yönetmek için deneyimli bir konkordato avukatı ile çalışmak büyük önem taşır. Örneğin İzmir merkezli Geçmez Hukuk Bürosu gibi uzman hukuk büroları bu alanda danışmanlık hizmeti vermektedir. Şirket sahipleri muhasebeci, finans danışmanı ve ilgili bir avukatla yakın işbirliği içinde olmalı; böylece tüm belgeler doğru hazırlanır, yasal hak ve yükümlülükler titizlikle yerine getirilir. Bu sayede konkordato sürecinin başarı şansı artırılırken, hukuki ve mali riskler en aza indirilir.
Comment (1)
Limited mi Anonim Şirket mi? Türkiye'de Şirket Kurarken Hangisi?
says Ağustos 13, 2025 at 13.11[…] Küçük ve orta ölçekli işletmeler için limited şirket yeterli ve verimli iken, büyük ölçekli veya uluslararası nitelikteki yatırımlar için anonim şirketin avantajları uzun vadede daha […]