İlk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulması halinde, istinaf dilekçesi öncelikle kararı veren mahkeme tarafından karşı tarafa tebliğ edilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 347. maddesi uyarınca, istinaf dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içinde karşı taraf, cevap dilekçesini kararı veren mahkemeye veya bu mahkemeye gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verebilir.
Bu süre, tebliğ tarihinden itibaren başlar ve hak düşürücü nitelik taşır. Süre içinde cevap dilekçesinin sunulmaması hâlinde, davalı taraf istinaf dilekçesindeki beyanlara karşı görüşlerini ileri sürme hakkını kaybeder.
Cevap dilekçesinin verilmesinin ardından veya bu süre geçtikten sonra, ilk derece mahkemesi dosyayı ilgili bölge adliye mahkemesine (BAM) gönderir. Böylelikle dosya, istinaf incelemesi aşamasına geçer.
Cevap Süresini Kaçıran Tarafın Durumu
İstinaf dilekçesinin kendisine tebliğ edilmesinden sonra, karşı taraf bazı nedenlerle istinaf yoluna ayrı bir başvuru yapmamış olabilir. Örneğin:
- Cevap verme süresini kaçırmış,
- Gerekli harç ve giderleri yatırmamış,
- Ya da başvuru hakkını kullanmamış olabilir.
Bu durumda, söz konusu taraf doğrudan istinaf yoluna başvuramamış olsa bile, istinaf dilekçesine vereceği cevap dilekçesiyle istinaf yoluna dolaylı olarak katılabilir.
Bu husus uygulamada “istinafa katılma” olarak adlandırılmaktadır.
Daha ayrıntılı bilgi için bkz: “İstinaf Başvurusunun Şartları ve Süresi” başlıklı yazımız.
İstinafa Katılmanın Niteliği ve Sınırları
İstinafa katılma, bağımsız bir kanun yolu başvurusu olmayıp, asıl istinaf başvurusuna bağlı olarak yapılan bir işlemdir. Bu nedenle, istinafa katılma yoluna giden tarafın talebi, asıl başvuranın istinaf başvurusuyla aynı hukuki kaderi paylaşır.
Diğer bir ifadeyle:
- Eğer asıl başvuran istinaf talebinden feragat ederse,
- Veya istinaf mahkemesi, başvuruyu usulden reddederse,
istinafa katılan tarafın başvurusu da otomatik olarak reddedilir.
Bu durum, istinafa katılma yolunun bağımlı bir hak olmasından kaynaklanmaktadır.
Yani istinafa katılan tarafın başvurusu, asıl istinaf başvurusunun varlığına ve geçerliliğine bağlıdır.
İstinafa Katılmanın Asıl Başvurudan Bağımsız Olduğu Durumlar

Her iki tarafın da bağımsız şekilde istinaf yoluna başvurduğu hallerde, yukarıda bahsedilen bağımlılık ilişkisi söz konusu olmaz.
Bu durumda tarafların istinaf talepleri, birbirinden bağımsız olarak değerlendirilir ve bir tarafın başvurusunun reddi, diğer tarafın talebini etkilemez.
Bu nedenle, her iki taraf da karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuşsa, her biri kendi istinaf nedenleri çerçevesinde ayrı bir incelemeye tabi tutulur.
Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
İstinaf süreci, teknik olarak sıkı şekil ve süre kurallarına tabidir. Bu nedenle:
- İstinaf dilekçesi ve cevap dilekçesi süresi içinde verilmelidir,
- Gerekli harç ve giderlerin eksiksiz yatırılması gerekir,
- Cevap dilekçesi verilmemesi, savunma hakkının daralmasına neden olur,
- İstinafa katılma yoluna gidilmesi halinde, asıl başvurunun kaderi dikkatle takip edilmelidir.
Bu aşamada, istinaf sürecine ilişkin usulî hataların önlenmesi adına uzman bir hukukçudan profesyonel destek alınması, hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından önem taşımaktadır.
Sonuç
Sonuç olarak; istinaf dilekçesi, kararı veren ilk derece mahkemesi tarafından karşı tarafa tebliğ edilir ve karşı tarafın iki hafta içinde cevap dilekçesi sunma hakkı vardır.
Cevap dilekçesiyle istinafa katılmak mümkündür, ancak bu başvuru asıl istinaf başvurusuna bağlıdır. Asıl başvuru usulden reddedilirse veya feragat edilirse, istinafa katılma yoluyla yapılan başvuru da otomatik olarak hükümsüz hale gelir.
Buna karşılık, her iki tarafın bağımsız şekilde istinafa başvurduğu durumlarda, başvurular ayrı ayrı incelenir ve bir tarafın başvurusunun reddi, diğerini etkilemez.
İstinaf süreci; süre, şekil ve usul kuralları açısından son derece hassas olduğundan, tarafların bu aşamada profesyonel hukuki destek almaları önerilir.
Geçmez Hukuk Bürosu