Bir önceki yazımızda Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Gerekçesiyle Boşanma Davası konusundan bahsetmiştik. Bu yazımızda ise evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan sebeplerden ilki olan cinsel şiddet unsurunu ele alacağız.
Evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı boşanma davalarında, çeşitli şiddet türleri önemli hukuki gerekçeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, cinsel şiddet, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan en hassas ve önemli boşanma sebeplerinden biridir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı boşanma davalarında, taraflardan birinin kusuru aranmamakla birlikte, davayı açan eşin tam kusurlu olmaması ve davalı eşin en azından az kusurlu bulunması gerekmektedir. Bu sebeple, cinsel şiddetin varlığı, sadece eşler arasındaki huzur ve güvenin bozulmasına değil, aynı zamanda evlilik kurumunun temel işleyişinin zedelenmesine yol açar.
Cinsel Şiddetin Hukuki Tanımı ve Önemi

Cinsel şiddet, eşlerden birinin evlilik birliği içerisindeki cinsel sorumluluklarını ihlal ederek, diğer eşe karşı cinsel sadakate aykırı davranması ve bu davranışlar neticesinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır. Cinsel şiddet yalnızca fiziksel cinsel saldırıyı değil, aynı zamanda cinsel hayatı olumsuz etkileyen tüm davranışları kapsamaktadır. Evlilikte cinsel hayat, eşler arasındaki en mahrem ve önemli bağlardan biri olduğu için, bu alandaki olumsuzluklar evlilik birliğinin çekilmez hale gelmesine neden olmaktadır.
Yargıtay uygulaması da cinsel şiddeti boşanma sebebi olarak kabul etmekte ve bu kapsamda geniş bir davranış yelpazesini değerlendirmektedir.
Cinsel Şiddetin Kapsadığı Davranışlar
Yargıtay kararları ışığında, cinsel şiddet teşkil eden davranışlar şu şekilde sınıflandırılabilir:
- Cinsel ilişkiye girmeme ve tedaviden kaçınma: İktidarsızlık, vajinismus gibi fizyolojik engeller nedeniyle cinsel ilişkiye girememe durumu, tedavi imkânlarının mevcut olmasına rağmen bu tedaviden kaçınılması halinde cinsel şiddet olarak değerlendirilmektedir. Bu davranış, eşin cinsel hayat hakkını ihlal etmektedir.
- Rızasız veya zorla cinsel ilişki: Eşin isteği dışında, zorlama ile gerçekleştirilen cinsel davranışlar hem hukuki hem de cezai açıdan kabul edilemez. Bu tür davranışlar, evlilikteki güveni ve saygıyı temelden sarsmaktadır.
- Cinsel sırların ifşası: Eşin cinsel hayatına ilişkin mahrem bilgileri üçüncü kişilerle paylaşmak, hem onur hem de özel hayatın gizliliğini ihlal etmek anlamına gelir ve cinsel şiddet kapsamında değerlendirilmektedir.
- Cinsel sapkınlık ve uygunsuz içerik kullanımı: Eşin rızası dışında cinsel sapkın davranışlarda bulunmak veya cinsel içerikli uygunsuz videolar izlemek, evlilikte güven ve sadakat bağlarını zedelemektedir.
- Eşin cinsel güvenine zarar veren davranışlar: Eşin başka kişilerle olağandışı ilişkiler kurması, sık sık görüşmeler yapması, mesajlaşmaları veya eve başkasını alması gibi davranışlar da cinsel şiddet kapsamında yer almaktadır.
- Eşin cinsel pazarlığa konu edilmesi: Eşin rızası olmadan cinsel yönden pazarlanması ya da cinsel istismara maruz bırakılması da evlilik birliğinin temelinden sarsılması sonucunu doğurur.
Bu davranışların varlığı halinde, eşin evlilik birliğini sürdürmesi beklenemez ve boşanma talebi hukuken geçerli sayılır.
Cinsel Şiddetin Boşanma Davalarındaki Yeri
Evlilik birliği içerisinde yaşanan cinsel şiddet, sadece eşlerin özel hayatlarını değil, aynı zamanda aile kurumunun temel dayanaklarını da zedeler. Bu nedenle, cinsel şiddet iddiası boşanma davasında ciddi bir delil unsuru olarak değerlendirilir. Yargıtay kararlarında, cinsel şiddetin varlığına ilişkin somut olguların ortaya konması davanın seyri açısından kritik öneme sahiptir.
Örneğin; sağlık raporları, tanık beyanları, yazışmalar, elektronik mesajlar gibi deliller, cinsel şiddetin varlığını destekleyen belgeler olarak kabul edilmektedir.
Diğer Şiddet Türleri ve İlişkileri
Cinsel şiddet, evlilik birliğinin sarsılmasına yol açan diğer şiddet türleriyle (duygusal, ekonomik, sosyal şiddet) birlikte değerlendirildiğinde, boşanma davalarının sonuçlanmasında daha güçlü bir gerekçe teşkil eder. Her ne kadar şiddetin türü farklı olsa da, sonuç olarak evlilik birliği çekilmez hale gelmiş ve tarafların ortak yaşamı sürdürmesi mümkün olmamaktadır.
Sonuç
Evlilik birliğinde cinsel şiddet, evlilik bağını temelden zedeleyen ve boşanma sebebi sayılan ağır bir hukuki durumdur. Eşlerin bu tür davranışlara maruz kalmaları halinde, ilgili hukuk yollarına başvurmaları ve haklarını korumaları mümkündür. Boşanma davalarında cinsel şiddet iddiasının ispatı, tarafların haklarının doğru şekilde korunması açısından hayati önemdedir.
Comments (2)
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması: Duygusal Şiddetin Hukuki Boyutu - Geçmez Hukuk Bürosu | Avukatlık Ve Danışmanlık | İzmir
says Haziran 11, 2025 at 18.48[…] Cinsel Şiddet […]
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması: Fiziksel Şiddetin Hukuki Boyutu - Geçmez Hukuk Bürosu | Avukatlık Ve Danışmanlık | İzmir
says Haziran 11, 2025 at 18.56[…] Cinsel Şiddet […]