Aile hukuku dogmatiğinde, evlilik birliğinin anlaşmalı boşanma usulüyle tasfiyesi ile aile içi şiddetin önlenmesine yönelik koruyucu tedbir mekanizmaları sıklıkla kesişebilmektedir. Maddi ve usulî hukuki nitelikleri, koruma gayeleri ve yasal dayanakları tamamen birbirinden bağımsız olan bu iki müessesenin eş zamanlı olarak işletilmesi, uygulamada ve teoride “iradelerin çelişmesi” veya “protokole aykırılık” iddialarını gündeme getirebilmektedir. Ancak hukuk tekniği açısından, tarafların evlilik birliğini sonlandırma noktasında irade birliğine varmış olmaları (anlaşmalı boşanma), anayasal ve yasal bir hak olan fiziki ve ruhsal bütünlüğü koruma hakkından (6284 sayılı Kanun) feragat ettikleri anlamına gelmez. Bu doğrultuda, her iki sürecin eş zamanlı yürütülmesi kural olarak birbirini engellemediği gibi, hukuki bir çelişki de teşkil etmemektedir.
İki Farklı Hukuki Mekanizmanın Mahiyeti ve Kanuni Amaçları

Türk Medeni Kanunu m. 166/3 Çerçevesinde Anlaşmalı Boşanma
Anlaşmalı boşanma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 166. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin açtığı davanın diğer eş tarafından kabul edilmesiyle vücut bulan bir usuldür. Bu süreçte mahkeme, tarafların serbest iradeleriyle akdettikleri anlaşmalı boşanma protokolünü (mali sonuçlar ve çocukların durumu) denetleyerek evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını kabul eder ve boşanmaya hükmeder. Sürecin özü, tarafların dava tarihindeki karşılıklı ve uyuşan irade beyanlarına dayanmasıdır.
6284 Sayılı Kanun Kapsamındaki Koruyucu ve Önleyici Tedbirler
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ise, anayasal güvence altındaki yaşama ve vücut bütünlüğü hakkının ihlalini önlemeyi amaçlayan, kamu düzenine ilişkin acil ve geçici bir koruma rejimidir. Bu kanun kapsamında verilen müşterek konuttan uzaklaştırma, yaklaşmama veya iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme gibi tedbir kararları; bir haklılık/haksızlık tespiti veya cezalandırma amacı gütmeyen, şiddet tehlikesinin varlığı halinde ivedilikle işletilen önleyici idari/adli tasarruflardır.
Eş Zamanlı Yürütmenin Usulî ve Esas Yönünden Değerlendirilmesi
Boşanma Davasının Türünden Bağımsız Koruma İlkesi
Mevcut yargısal içtihatlar ve doktrindeki hâkim görüş uyarınca, ikame edilmiş boşanma davasının türü (çekişmeli veya anlaşmalı) ya da tarafların sulh olma iradeleri, 6284 sayılı Kanun’un emredici koruma şemsiyesini daraltamaz. Şiddet veya şiddet uygulanması tehlikesinin mevcudiyeti halinde, aile mahkemesi hakiminin tedbire hükmetmesi için taraflar arasında derdest (devam eden) bir davanın bulunması ön şart olmadığı gibi, açılmış bir anlaşmalı boşanma davasının varlığı da tedbir kararı verilmesine mani değildir.
| EŞ ZAMANLI İŞLEYİŞ MİMARİSİ | |
|---|---|
| TMK m. 166/3: Anlaşmalı Boşanma | 6284 Sayılı Kanun: Uzaklaştırma |
| Esas incelemesi yapar. | İvedi ve geçici koruma sağlar. |
| İrade beyanına ve protokole bakar. | Şiddet/tehlike odağına yönelir. |
| Geleceğe etkili statü tayin eder. | Kusur ve delil şartı aramaz. |
Usulî Çelişki İddialarının Reddi
“Boşanma ve mali sonuçları üzerinde mutabık kalan tarafların birbirlerinden uzaklaştırma talep etmesi çelişkilidir” argümanı hukuki dayanaktan yoksundur. Anlaşmalı boşanma iradesi, medeni hukuka ilişkin ileriye etkili bir statü değişikliği tasarrufu iken; uzaklaştırma talebi, o anki fiili güvenlik ihtiyacının bir tezahürüdür. Dolayısıyla tarafların hukuki bir boşanma tasfiyesinde mutabık olmaları, aralarında fiili bir şiddet veya baskı ortamının bulunmadığını karine olarak ispatlamaya yetmez.
Uzaklaştırma Kararının Anlaşmalı Boşanma Protokolüne Etkisi
Uzaklaştırma tedbirinin varlığı, anlaşmalı boşanma davasını kendiliğinden çekişmeli boşanma davasına dönüştürmediği gibi, imzalanan protokolü de doğrudan hükümsüz kılmaz. Ancak bu durum, hakimin tarafların iradelerini denetleme noktasındaki hukuki sorumluluğunu artırır.
Serbest İrade Beyanının ve Kusur Olgusunun Hassas Denetimi
Hakim, TMK m. 166/3 uyarınca tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmek zorundadır. Hakkında uzaklaştırma kararı olan veya bu yönde talepte bulunan bir eşin huzurdaki beyanını değerlendirirken hakim;
- Protokolün baskı, tehdit, korkutma veya şantaj (korkutma / ikrah) altında imzalanıp imzalanmadığını,
- Şiddet mağduru eşin haklarından vazgeçmeye zorlanıp zorlanmadığını (örneğin velayet veya tazminat haklarından fahiş ödünler verilmesi),
çok daha sıkı ve hassas bir şekilde resen (kendiliğinden) incelemekle yükümlüdür. Eş, uzaklaştırma kararına rağmen mahkeme huzurunda hiçbir baskı altında olmadığını, protokolü kendi serbest iradesiyle sürdürmek istediğini kararlılıkla beyan ederse, hakim protokolü uygun bularak boşanmaya karar verebilir.
Sonuç
6284 sayılı Kanun uyarınca ihdas edilen uzaklaştırma tedbiri ile TMK kapsamında yürütülen anlaşmalı boşanma süreci; yasal zeminleri, amaçları ve usulî işleyişleri bakımından bağımsız ve eş zamanlı olarak işletilebilen iki ayrı hukuki koruma alanıdır. Uzaklaştırma kararı alınması, boşanma davasında tarafların mutlak kusurlu olduğunu veya anlaşma iradelerinin sakatlandığını otomatik olarak göstermez; yalnızca şiddet riskine karşı kamusal bir koruma bariyeri örer. Tarafların medeni bir şekilde ayrılma konusunda mutabık olmaları, anayasal koruma altındaki maddi ve manevi bütünlük hakkından feragat ettikleri anlamına gelmediğinden; anlaşmalı boşanma sürecinde uzaklaştırma ve diğer önleyici tedbirlerin talep edilmesi ve uygulanması hukuken tam bir uyum içinde mümkündür.
Sıkça Sorulan Sorular

1. Anlaşmalı boşanma davası açtıktan sonra eşimden şiddet görürsem uzaklaştırma kararı alabilir miyim? Bu durum davayı düşürür mü?
Evet, kesinlikle alabilirsiniz. Anlaşmalı boşanma davasının açılmış olması, eşinizin size şiddet uygulama veya tehdit etme hakkına sahip olduğu anlamına gelmediği gibi sizin de koruma talep etme hakkınızı ortadan kaldırmaz. Alınan uzaklaştırma kararı, boşanma davasını düşürmez; dava kaldığı yerden anlaşmalı usulle devam edebilir.
2. Hakkında uzaklaştırma kararı olan eş, anlaşmalı boşanma duruşmasına nasıl katılacaktır?
Uzaklaştırma kararları genellikle eşin diğer eşe, konutuna veya işyerine “yaklaşmamasını” içerir; ancak adli makamların ve mahkemenin çağrısına icabet etmek bu yasağın ihlali sayılmaz. Hakkında tedbir kararı olan eş, duruşma gün ve saatinde mahkeme salonunda hazır bulunabilir. Güvenlik kaygısı yüksekse, duruşma öncesinde mahkeme kalemine ve adliye sarayının koruma amirliğine bilgi verilerek gerekli güvenlik önlemlerinin alınması sağlanabilir veya duruşma salonuna tarafların farklı zamanlarda alınması talep edilebilir.
3. Eşim hakkında uzaklaştırma kararı aldırmam, duruşmada hakimin anlaşmalı boşanma protokolünü reddetmesine yol açar mı?
Doğrudan ve kendiliğinden reddine yol açar denilemez. Ancak hakim, aranızdaki uzaklaştırma kararını gördüğünde, protokolü kabul ederken maddi veya manevi bir baskı altında kalıp kalmadığınızı daha titiz inceleyecektir. Eğer duruşmada söz konusu protokolü hiçbir tehdit veya zorlama altında kalmadan, özgür iradenizle imzaladığınızı ve boşanmak istediğinizi beyan ederseniz, hakim protokolü onaylayabilir. Reddedilmesi için iradenizin sakatlandığına dair somut emarelerin bulunması gerekir.
4. Uzaklaştırma kararı alınması, anlaşmalı boşanma davasını otomatik olarak çekişmeli boşanmaya dönüştürür mü?
Hayır, otomatik olarak dönüştürmez. Bir davanın anlaşmalıdan çekişmeliye dönmesi için taraflardan birinin duruşmada boşanma iradesinden vazgeçmesi, protokol hükümlerini kabul etmediğini beyan etmesi veya duruşmaya gelmemesi gerekir. Sadece uzaklaştırma kararının varlığı, taraflar duruşmada anlaşma iradelerini korudukları sürece davanın niteliğini değiştirmez.
5. Protokolde “Taraflar birbirlerinden koruma veya uzaklaştırma talep etmeyecektir” şeklinde bir madde yer alabilir mi? Bu madde geçerli midir?
Protokole bu tür bir madde konulsa dahi, söz konusu hüküm kesin olarak hükümsüzdür (bâtıldır). Kişilerin can güvenliği, vücut bütünlüğü ve kamu sağlığına ilişkin haklar kamu düzenindendir ve bu haklardan sözleşme veya protokol yoluyla önceden feragat edilmesi hukuken imkansızdır. Dolayısıyla, bu maddeye rağmen taraflar her zaman 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma talep edebilirler.
Geçmez Hukuk Bürosu