Günümüzde evliliklerin önemli bir kısmı boşanmayla sonuçlanmakta ve bu durum, yalnızca eşlerin değil, varsa müşterek çocukların da hukuki ve sosyal hayatında önemli değişikliklere sebep olmaktadır. Boşanmanın ardından ortaya çıkan önemli hukuki sorunlardan biri, müşterek çocuğun soyadı meselesidir. Özellikle çocuğun velayeti anneye verilmişse, annenin kendi soyadını yeniden alması durumunda çocukla anne arasında soyadı farklılığı oluşmakta; bu farklılık hem resmi işlemlerde hem de sosyal yaşamda çeşitli güçlükleri beraberinde getirmektedir.
Mevcut Uygulama ve Ortaya Çıkan Sorunlar

Boşanma kararı sonrasında Türk Medeni Kanunu’nun 173. maddesi gereği kadın, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Ancak çocuk, babanın soyadını taşımaya devam eder. Bu durum, özellikle velayet hakkı anneye verilmişse, anne ve çocuk arasında soyadı birliği olmaması nedeniyle birtakım fiili zorluklar doğurmaktadır.
Velayet hakkını kullanan anne, çocuğun tüm bakım, eğitim, sağlık ve günlük yaşamıyla doğrudan ilgilenmesine rağmen, soyadının farklı olması nedeniyle bu ilişkisini resmî kurumlar karşısında çoğu zaman tekrar tekrar açıklamak ve belgelemek zorunda kalmaktadır. Anne ve çocuk arasındaki bu soyadı farkı, annenin anne olduğunu kanıtlamak zorunda kalması gibi yaşamın olağan akışına aykırı sonuçlar doğurabilmektedir.
2525 Sayılı Soyadı Kanunu ve Anayasa Mahkemesi’nin Müdahalesi
2525 sayılı Soyadı Kanunu’nun 4. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan şu hüküm, uzun yıllar boyunca yukarıda belirtilen duruma hukuki zemin oluşturmuştur:
“Evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babasının seçtiği veya seçeceği adı alır.”
Bu düzenleme, çocuğun velayeti anneye verilmiş olsa dahi, çocuğun yalnızca babanın soyadını taşımasını zorunlu kılmaktaydı. Ancak söz konusu hüküm, Anayasa Mahkemesi’nin 2010/119 Esas, 2011/165 Karar sayılı ve 08.12.2011 tarihli kararıyla Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin Bireysel Başvuru Kararı
Yukarıdaki iptal kararını takiben, Anayasa Mahkemesi’nin 2013/3434 başvuru numaralı dosyasında yapılan bireysel başvuru, bu konudaki hukuki yaklaşımın daha da netleşmesini sağlamıştır. Başvurucu kadın, velayeti kendisine verilen çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesini talep etmiş; ancak bu talebin mahkemece reddedilmesi üzerine anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Anayasa Mahkemesi, 25.06.2015 tarihli kararında şu değerlendirmelerde bulunmuştur:
“Çeşitli hukuk sistemlerinde koruma, bakım ve gözetim hakkı veya benzer terimlerle ifade edilen velayet hakkı kapsamında, çocuğun soyadını belirleme hakkı da yer almakta olup, söz konusu hukuki değer, velayet hakkının ifası ve bu bağlamda aile bağlarının sürdürülmesi noktasındaki fonksiyonu nedeniyle aile hayatına saygı hakkının güvence kapsamında yer almaktadır.”
Mahkeme, kararın devamında başvurucunun talebinin reddedilmesinin, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkına bir müdahale teşkil ettiğini belirtmiştir:
“Somut başvuru açısından başvurucunun, velayeti kendisine tevdi edilen çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebinin reddine ilişkin yargısal kararın, başvurucunun aile hayatına saygı hakkına bir müdahale oluşturduğu açıktır.”
Anayasa Mahkemesi Kararlarının Hukuki Sonucu ve Emsal Niteliği

Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda yer verilen kararları doğrultusunda, artık boşanma sonrası velayet hakkı anneye verilmişse, annenin çocuğun soyadının kendi soyadıyla değiştirilmesini talep etmesi mümkündür. Bu talepler, çocuğun üstün yararı, aile birliğinin korunması ve anne ile çocuk arasındaki bağın güçlendirilmesi açısından hukuki meşruiyete sahiptir.
Bu kararlar, hem idari makamlar hem de derece mahkemeleri açısından bağlayıcı nitelikte emsal kararlar arasında yer almakta; benzer durumda olan kadınlar için bir hak mücadelesi sürecinde dayanak oluşturmaktadır.
Sonuç
Boşanma sonrasında ortaya çıkan soyadı uyuşmazlıkları, yalnızca sembolik bir farklılık değil; bireylerin özel hayatına, sosyal ilişkilerine ve temel haklarına doğrudan etki eden önemli bir meseledir. Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararlar, kadının velayet hakkını etkili şekilde kullanabilmesi, çocuğun yüksek yararı ve aile hayatına saygı hakkının korunması açısından son derece önemlidir. Bu doğrultuda, artık yalnızca babanın soyadı değil, annenin soyadı da çocuğa verilebilecek ve böylece toplumda daha adil bir uygulama alanı bulabilecektir.
Kaynakça
- Anayasa Mahkemesi, 2010/119 E., 2011/165 K., T. 08.12.2011
- Anayasa Mahkemesi, B. No: 2013/3434, T. 25.06.2015
- www.anayasa.gov.tr
Comments (2)
Boşanmanın Özel ve Genel Sebepleri – Geçmez Hukuk
says Temmuz 05, 2025 at 15.19[…] Boşanma süreci, bir aile birliğinin yasal olarak sonlanmasını ifade eder ve hem duygusal hem pratik açıdan zorlu bir dönemdir.Giriş: Boşanma, evlilik birliğinin yasal olarak sona erdirilmesidir. Hayatınızı birleştirdiğiniz eşinizden ayrılma kararı, genellikle uzun bir düşünce sürecinin ve çeşitli sebeplerin sonucudur. Bu sebepler, Türk Medeni Kanunu’nda genel boşanma sebepleri ve özel boşanma sebepleri olarak ikiye ayrılır. Genel sebepler, evlilikteki anlaşmazlıkların ve uyumsuzlukların birikimiyle ortaya çıkan, kanunda tek tek sayılmayan durumlardır. Özel sebepler ise kanunda açıkça belirtilmiş (zina, terk gibi) olaylara dayanır. Bu makalede, boşanmanın genel ve özel sebeplerini sade bir dille açıklarken, boşanma sürecindeki bireylere hem duygusal hem pratik konularda yol göstermeyi amaçlıyoruz. Unutmayın, her boşanma süreci benzersizdir ve duygusal yükü ağır olabilir. Bu nedenle, gerek aile ve arkadaş desteği gerekirse bir boşanma avukatı yardımı almak bu dönemde büyük kolaylık sağlayabilir. Nitekim Geçmez Hukuk Bürosu uzmanları da müvekkillerine yalnızca hukuki danışmanlık sunmakla kalmayıp, onların yanında “güvenilir bir ortak olmayı” ilke edindiklerini vurgulamaktadırgecmezhukuk.com. Bu rehberde “Boşanmanın Genel Sebepleri”, “Boşanmanın Özel Sebepleri” ve “Hukuki Süreçte Dikkat Edilmesi Gerekenler” başlıkları altında, İzmir boşanma avukatı deneyimleri ışığında yasal bilgileri ve duygusal/pratik tavsiyeleri bulabilirsiniz. […]
Boşanma Sürecinde Mal Paylaşımı Rehberi / Geçmez Hukuk
says Temmuz 06, 2025 at 15.13[…] paylaşımı süreci, duygusal olduğu kadar teknik bir hukukî süreçtir ve çoğu zaman en iyi boşanma avukatı ile çalışmak, sürecin sağlıklı yönetilmesi adına kritik bir rol […]