Mal rejiminin tasfiyesi, boşanma davasının sonuçlanmasının ardından,
boşanmış eşler arasında mal paylaşımına ilişkin gerçekleştirilen bir
işlemdir. Ancak bu dava, yalnızca boşanma kararının verilmesiyle
açılabilir. Bu yazıda, mal rejiminin tasfiyesi davasının açılabilmesi
için gerekli olan hukuki koşullar, dava süreci ve Yargıtay kararları
ile ilgili açıklamalarda bulunulacaktır.
Mal Rejiminin Tasfiyesi Davası İçin Ön Koşullar

Mal rejiminin tasfiyesi davasının açılabilmesi için mal rejiminin sona
ermiş olması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu’na göre, boşanma
davasının kabul edilmesi ile mal rejimi sona erer. Boşanma davası
sırasında aynı dilekçe ile mal rejiminin tasfiyesi davası da
açılabilir. Ancak burada önemli bir nokta, boşanma davasının
sonuçlanmasının beklenmesidir, çünkü boşanma kararı, mal rejiminin
tasfiyesi ile ilgili kararın verilmesi için bekletici mesele olarak
kabul edilir. Yani, boşanma davası sonuçlanmadan mal rejiminin
tasfiyesi ile ilgili karar verilmesi mümkün değildir.
Mal Rejiminin Tasfiyesi İçin Süre Kısıtlaması
Mal rejiminin tasfiyesi davası, mal rejiminin sona erdiği tarihten
itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır. Bu süre, boşanma kararının
kesinleşmesiyle başlar. Yani, boşanma davası kesinleşmeden, mal
rejiminin tasfiyesi ile ilgili bir işlem yapılamaz ve dolayısıyla
tasfiye davasının açılabilmesi için boşanmanın kesinleşmesi
beklenmelidir.
Yargıtay Kararları ve Mal Rejiminin Tasfiyesi
Yargıtay, mal rejiminin tasfiyesi ve katkı payı davaları ile ilgili
çeşitli önemli içtihatlar geliştirmiştir. Aşağıda, bu konudaki önemli
Yargıtay kararlarını bulabilirsiniz:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2005/1920 K. 2005/3866, T. 14.03.2005:
Bu kararda, boşanma davası sonuçlanmadan mal rejimi tasfiyesi ve katkı
payı taleplerine ilişkin bir davaya karar verilmesi, usul ve yasaya
aykırı olarak kabul edilmiştir. Mahkeme, boşanma davasının sonucunun
beklenmesi gerektiğine ve ancak boşanma davası sonuçlandıktan sonra
tasfiye davalarının değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Yargıtay, boşanma davası henüz sonuçlanmamışsa mal rejiminin tasfiyesi
ile ilgili karar verilemeyeceğini vurgulamıştır.
Karar Özeti: “Boşanma davası halen sonuçlanmamıştır. Mahkemece değer
artış payına yönelik dava tefrik edilip, boşanma davasının sonucu
beklenip, deliller değerlendirilip karar verilmesi gerekirken, dava
şartı oluşmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, K. 2013/520, T. 17.04.2013: Bu karar,
boşanma ile sonuçlanan bir evlilikte, mal rejimi tasfiyesi ile ilgili
olarak zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu belirtmiştir. Evliliğin
1990 yılında yapıldığı ve 2005 yılında boşanma kararı alındığı,
ardından da 2011 yılında mal rejimi tasfiyesi ile ilgili dava açıldığı
bir durum söz konusu olmuştur. Yargıtay, zamanaşımı süresinin, boşanma
kararının kesinleşmesinden itibaren başlamak üzere 10 yıl olarak kabul
edilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Karar Özeti: “Katkı payı ve katılma alacağı davasında; uyuşmazlık;
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğünden sonra edinilen mallar
konusunda, evlilik birliğinin boşanma ile sonuçlanması halinde, eşler
arasında katılma alacağına ilişkin davalarda zamanaşımı süresinin bir
yıl mı, yoksa on yıl mı olduğu konusunda karara varılmalıdır.”
Hukuki Tavsiyeler
Mal rejiminin tasfiyesi davası açılmadan önce, boşanma davasının
sonuçlanmış olması gerektiği unutulmamalıdır. Boşanma davası sonucunda
mal rejimi sona erer ve bu noktadan sonra tasfiye işlemleri
yapılabilir. Bu davaların açılmasında, zamanaşımı süresine dikkat
edilmesi önemlidir. Eşler arasında mal rejimi tasfiyesi ile ilgili
herhangi bir hak talep edilecekse, boşanma kararının kesinleşmesinden
sonra 10 yıl içinde bu talebin yapılması gerekmektedir.
Bu tür davalarda en doğru ve sağlıklı sonuçları almak için, deneyimli
bir avukattan hukuki yardım alınması, işlemlerin doğru ve zamanında
yapılması açısından faydalı olacaktır.
Geçmez Hukuk Bürosu