Uluslararası satım sözleşmeleri, tarafların farklı ülke uyruklu olduğu ticari satışlarda önemli hukuki sonuçlar doğurur. Bu tür sözleşmelerde taraflar arasında doğabilecek uyuşmazlıklardan kaçınmak için sözleşme hükümlerinin açık ve eksiksiz hazırlanması gerekmektedir. Aşağıda, bir uluslararası ticari satış sözleşmesi hazırlanırken en önemli 10 husus, şirketler düzeyinde anlaşılır bir dille açıklanmıştır.
1. Tarafların Belirtilmesi
Sözleşme metninde tarafların kimlik ve adres bilgilerinin eksiksiz yazılması hayati önem taşır. Tarafların tam unvanları, açık adresleri ve varsa temsilcilerinin yetki bilgileri sözleşmede yer almalıdır. İletişim için kullanılacak adreslerin doğru olması, bildirim veya tebligat süreçleri açısından kritik olup, adres değişikliği mutlaka diğer tarafa yazılı bildirilmelidir; aksi hâlde daha önceki adrese yapılan tebligatlar geçerli sayılır.
- Gerçek kişiler: Ad, soyad ve T.C. kimlik numarası veya pasaport bilgileri kimlik belgesine uygun olarak yazılmalıdır. Bu kişilerin kimlik fotokopileri sözleşme eki olarak muhafaza edilmelidir.
- Tüzel kişiler: Şirket ise sicil kayıtlarına uygun ticarî unvan ve kuruluş bilgileri kullanılmalıdır. Şirketin esas sözleşme veya Ana Sözleşmesi ile sermaye bilgileri ticaret sicil gazetesinden teyit edilmeli, imza sirküleri ve temsil belgeleri sözleşmeye eklenmelidir.
- Temsilci ve vekil: Sözleşme, şirket müdürü, vekil veya acente gibi bir yetkili tarafından imzalanacaksa, yetki belgesi (vekaletname, imza sirküleri) mutlaka kontrol edilmeli ve sözleşmeye eklenmelidir. Temsil yetkisi sınırlı olabilir; örneğin “müşterek imza” kuralı varsa, yetkili temsilcilerden her ikisinin de imzası alınmalıdır. Bu durumda Çifte imza (müşterek imza) kuralına dikkat edilir.
- Adres ve bildirim: Tarafların sözleşmede yazılı adresleri, taraflar arası yazışmalar, ihtarlar ve mahkeme bildirimleri için kullanılacaktır. Adres değişikliği bildirilmediği sürece eski adrese yapılan bildirimlerin geçerli sayılacağı hükmü özellikle sözleşmede ek bir maddeyle düzenlenebilir.
- Yabancı belgeler: Tarafların farklı ülkelerde bulunması hâlinde, ibraz edilecek ticari belgelerin geçerliliği için “apostil” şerhi gibi usullere dikkat edilmelidir. Apostil şerhi, bir belgenin başka bir ülkede resmi geçerlilik kazanmasını sağlayan onay sistemidir.
Ayrıca, sözleşmede tahkim öngörülüyorsa, her iki tarafın sözleşme dilindeki hükümlere göre tahkim yapma yetkisi olup olmadığı araştırılmalıdır. Bazı ülkelerde tahkim yetkisini sınırlandıran düzenlemeler bulunabilir. Örneğin yetkili makam onayı veya özel izin gereken durumlar olabilir. Bu bakımdan taraf temsilcilerinin yetki belgeleri, anonim şirketlerde yönetim kurulu kararları ve benzer hususlar ayrıntılı incelenmelidir.
Özetle: Taraf bilgileri tam, doğru ve güncel tutulmalıdır. Gerçek kişiler kimliklerine uygun yazılmalı; tüzel kişilerin unvanı, sermaye ve faaliyet konuları belgelerle teyit edilmelidir. Adres değişikliği bildirimlerine yönelik hükümler eklenmeli, yetkili imzalar ve temsil belgeleri eksiksiz temin edilmelidir.
2. Tanımlar
Sözleşmenin başında yer alacak Tanımlar bölümü, metinde kullanılan teknik terimlerin ve önemli kelimelerin taraflarca aynı anlamda anlaşılmasını sağlar. Tanımlar bölümünde yer alan kavramlara verilen özel anlamlar, sözleşme genelinde kullanıldıklarında tutarlılığı garantiler. Bu sayede farklı hukuk sistemlerinde veya dillerde terimlerin farklı algılanması engellenir. Örneğin “Mal”, “Teslim”, “Fatura” gibi terimler tanımlanarak karmaşa önlenebilir. Bu bölüm sayesinde taraflar, sözleşmede geçen her bir ifadenin ne anlama geldiğini önceden kabul etmiş olur.
İpuçları: Tanımlar kısmında; satılacak ürün, ödeme araçları, taşıma şartları, taraf unvanları gibi sık kullanılan kavramlar tek tek açıklanmalıdır. İlgili terimin ilk geçtiği yerde (örn. “Mal: … ifade eder”) veya özel bir başlık altında listelenmesi (Tanımlar başlığı) yararlıdır. Böylece sözleşme hükümleri yorumlanırken terim birliğinden sapma ihtimali minimize edilmiş olur. Tanımlar, karşılıklı anlaşmazlık potansiyeli taşıyan her kelime için netlik sunar.
3. Sözleşmenin Konusu
Sözleşmenin konusu, satılan malın veya hizmetin niteliği açıkça belirtilerek tanımlanmalıdır. Bu bölümde:
- Malın tanımı: Ürünün cinsi, model numarası, teknik özellikleri, kalite ve standardı gibi detaylar yazılır. Şayet standart bir ürün değilse, spesifik özellikleri (kalite sınıfı, kimyasal içerik, teknik spekler vb.) mutlaka sözleşmede yer almalıdır.
- Ölçü birimi ve miktar: Satış konusu malın miktarı sayısal olarak ve net bir ölçü birimiyle (adet, kg, ton, metre, metreküp vb.) gösterilmelidir. Tarafların anlaşabileceği evrensel birimlerin kullanılması (örneğin “metrik ton” veya “short ton”) veya gerekirse birimlerin tanımı sözleşmeye eklenmelidir. Örneğin “metric ton” ve “short ton” arasında 193 kg fark bulunduğu unutulmamalıdır. Farklı uluslararası ölçü sistemlerinin karışıklığa yol açmaması için açık birim belirtimi şarttır.
- Tolerans ve fire: Taşımada üründe hacim veya ağırlık değişimi olabilecek mallarda tolerans oranı kararlaştırılmalıdır. Örneğin, ahşap gibi nem değişimine bağlı olarak boyut değiştirebilen mallarda yüzde toleranslar veya fire oranları sözleşmeye eklenebilir. Eğer sevkiyat sırasında azami kayıp oranı kabul edilebiliyorsa bunu yüzdesel ya da miktar olarak belirtmek yararlıdır. Böylece taşıma sırasında doğal olarak oluşabilecek ağırlık farkları veya fire talepleri önceden düzenlenmiş olur.
Örnek Uygulama: Bir sözleşmede “Ürün: Yüksek yoğunluklu polietilen (PE-HD) granüller. Özellik: ISO 9001 sertifikalı, renk: Mavi, kalınlık: 3 mm, yoğunluk: 0,96 g/cm³. Miktar: 1000 metrik ton (net), +%3/-%2 tolerans ile teslim edilecektir.” gibi ifadeler yer alarak, malın kimliği ve tolerans aralığı netleştirilir.
4. Sözleşmenin Bedeli ve Ödeme Şekli
Satılan malın bedeli para birimi belirtilerek net şekilde yazılmalıdır. Uluslararası sözleşmelerde genellikle Amerikan Doları (USD), Euro (EUR) gibi geçerli bir döviz birimi tercih edilir; sözleşmede “USD bazında” veya “İran Riyali cinsinden” gibi ifadeler netleştirilmelidir. Ayrıca döviz kurlarındaki dalgalanmalara karşı tarafların ne şekilde korunacağı da hüküm altına alınabilir. Örneğin, bedel USD üzerinden belirlenmişse, ödeme tarihinde uygulanacak TCMB döviz alış kuru veya taraflarca kararlaştırılmış belirli bir kur kullanılacağı sözleşmeye eklenebilir.
Ödeme Şekli: Ödeme yöntemleri, tarafların güven ilişkisi ve risk iştahına göre seçilir. Yaygın yöntemler arasında Peşin Ödeme, Vesaik Mukabili, Mal Mukabili, Kabul Kredili Ödeme ve Akreditif (Letter of Credit – L/C) bulunur.
- Peşin ödeme (Advance Payment): Mallar gönderilmeden önce alıcının bedeli tam veya kısmen ödemesi şeklindedir. Bu yöntemde ihracatçı hiçbir risk üstlenmez, tüm risk ithalatçıya aittir. Bu nedenle ithalatçılar peşin ödemeye çekimser yaklaşırlarsa da, ihracatçıdan bir banka teminat mektubu veya ‘avans mektubu’ talep edebilir. Böyle bir teminat mektubu, mal sevk edilmemesi durumunda ithalatçının ön ödediği tutarı veya bir kısmını geri almasına imkan tanır.
- Akreditif (Letter of Credit – L/C): Uluslararası ticarette en güvenli ödeme şekillerinden biridir. İthalatçının bankası, belirli şartlar (sevk belgelerinin ibrazı vs.) yerine getirildiğinde ihracatçıya ödeme yapmayı taahhüt eder. Bu yöntemde hem alıcının hem satıcının çıkarı bankanın garantisi altındadır ve taraflar büyük güvence sağlar. Nitekim L/C, hem ulusal hem uluslararası ticarette oldukça yaygın kullanılmaktadır.
- Diğer Yöntemler: Ödeme yöntemleri listesi uzun olup, örneğin kredi mektupları veya akreditifin onaylanması (confirmed L/C), teminat mektupları, vesaik mukabili (documents against payment) vb. seçenekler vardır. Uluslararası Ticarette sıklıkla uygulanan sekiz ana yöntem özetle şöyle sıralanabilir: Peşin ödeme, Akreditif, Vesaik Mukabili, Mal Mukabili, Kabul Kredili Ödeme, Karşı-Ticaret, Müşterek Hesap (Open Account) ve Mahsuben Ödeme. Sözleşmede seçilen yönteme uygun hükümler (faiz oranları, komisyonlar, vade tarihleri vb.) ayrıca yer almalıdır.
- Kur Riski ve Sigorta: Ödeme bedelinin hangi döviz kuru üzerinden hesaplanacağı ve ödeme gecikmesi durumunda uygulanacak faiz de sözleşmede düzenlenmelidir. Ayrıca, ihracatçının peşin ödeme talep etmesi durumunda mallar sevk edilmeden önce bedelin bir kısmını veya tamamını teminat altına alan banka garantisi ya da poliçesi alınması taraflarca müzakere edilebilir.
Özetle: Ödeme koşulları, hangi para birimi kullanılacağı ve ödeme şekli açıkça belirtilmelidir. İhracatçı için en güvenli yöntem akreditif olmasına rağmen, sözleşmeye uygun en avantajlı ödeme şekli taraflarca seçilmelidir. Şeffaf ve net ödeme hükümleri, tarafların finansal yükümlülüklerini belirginleştirir.
5. Sözleşmeye Uygulanacak Hukukun Seçimi
Sözleşmede hangi ülke hukukunun geçerli olacağı açıkça yazılmalıdır. Aksi takdirde, uluslararası uyuşmazlıklarda kanunlar ihtilâfı kuralları devreye girer ve hangi hukukun uygulanacağı taraflarca değil, mahkemelerce tespit edilir. Örneğin Türkiye’de MÖHUK m.24 hükmü, tarafların sözleşme hükümlerinde hukuku seçmesini serbest bırakır; taraflar hangi ülke hukukunu tercih etmişse o hukuk uygulanır Seçim yapılmamışsa veya geçersizse, en sıkı bağ kurallarına göre uygulanacak hukuk belirlenir (mesela mal teslim yeri veya taraflardan birinin ikametgahı gibi kriterlere göre).
Özet olarak, “uygulanacak hukuk” maddesi sözleşmede taraf iradesiyle konmalıdır. Bu madde, hangi ülkenin kanunlarının sözleşmeyi oluşturacak, yorumlayacak ve karara bağlayacak yetkili hukuk olacağını garanti eder. Böylece taraflar, örneğin “Bu sözleşmeye Türk Hukuku uygulanır” veya “Bu sözleşmeye New York Kanunları uygulanır” gibi hüküm yazarak ilerideki ihtilaflarda belirsizlikleri ortadan kaldırmış olurlar.
6. Tarafların Ülkeleri Arasındaki Uluslararası Anlaşmalar
Tarafların uyruklarına göre uluslararası bir satım sözleşmesine ilişkin antlaşma varsa, bu antlaşma kanunlar ihtilafı kuralları önünde öncelikli olur. Örneğin, her iki tarafın da menşei olan ülkelerin taraf olduğu bir anlaşma (Viyana Satım Sözleşmesi gibi) mevcutsa, mahkeme uyuşmazlıklarda bu anlaşmayı doğrudan uygular.
Özellikle Viyana Satım Sözleşmesi (CISG), uluslararası mal satışlarına uygulanan en yaygın anlaşmadır. CISG hükümleri, taraf olunan ülkelerde otomatik olarak geçerlilik kazanır; kısaca taraflardan her ikisi de CISG imzacısı bir ülkede ise sözleşmeye CISG, aksi kararlaştırılmadıkça doğrudan uygulanır.Örneğin Türkiye, CISG’ye 1 Ağustos 2010 tarihinden itibaren taraf olmuştur. Taraflar, CISG hükümlerinin gerekleri yerine getirilmişse mahkeme anlaşmayı uygulayacak, farklı sonuç çıkması için sözleşmede CISG hükümlerinin uygulanmayacağına açıkça karar vermeleri gerekir. CISG’nin 6. maddesi uyarınca taraflar, anlaşmanın tamamının veya belirli hükümlerinin uygulanmamasını kararlaştırabilirler. Bu madde şunu söyler: “Taraflar, bu Antlaşmanın uygulanmamasını kararlaştırabilecekleri gibi, 12. madde saklı kalmak şartıyla, hükümlerine istisna getirebilir veya hükümlerinin etkilerini değiştirebilirler”. Yani, CISG’den çıkış serbesttir ama çıkılmadıkça imzacı ülkelerde CISG geçerlidir. CISG konusu malın tanımı ve genel hükümler itibarıyla Borçlar Kanunu’ndan farklılık gösterebileceğinden, tarafların CISG’e dair bilgi sahibi olması önerilir.
Sonuç olarak, taraflar arasındaki ülke anlaşmaları (özellikle CISG gibi) incelenmeli, eğer bu anlaşmalar geçerli ise hükmü göz önünde bulundurulmalıdır. Taraflar dilerse sözleşmede “Bu sözleşmeye CISG uygulanmaz” hükmüyle anlaşmayı CISG dışında bırakabilirler.
7. Uluslararası Kuruluşların Metinlerine Atıf
Taraflar, sözleşmede uygulanacak hukuk olarak belirli bir ülke kanunu seçmek istemediklerinde veya sözleşme hükümlerini uluslararası normlara göre şekillendirmek istediklerinde, uluslararası standart sözleşme metinleri ve kurallara atıf yapabilirler. Örneğin, Uluslararası Ticaret Odası (ICC) tarafından hazırlanan Incoterms kuralları taşıma ve teslim esaslarını düzenler; inşaat sektöründe FIDIC sözleşmeleri sık kullanılır; UNCITRAL model yasaları ve sözleşme kuralları ile UNIDROIT Prensipleri (ULIS/PECL) taşımacılık ve genel ticaret koşullarını belirler. Denizcilikte BIMCO tarafından oluşturulan navlun sözleşmeleri, charterparties gibi örnekler vardır.
Bu kurum ve kuruluşların yayınladığı standart metinlere yapılan atıflar, taraflara öngörülebilirlik ve kabul görmüş uygulama kolaylığı sağlar. Örneğin sözleşmede “Taraflar, malların tesliminde ICC Incoterms 2020 kurallarının geçerli olduğunu kabul eder” şeklinde bir madde yer alabilir. Böylece teslim yeri, masraf ve risk paylaşımı ICC’nin modern ticari teamüllerine göre belirlenir. Uluslararası ticarette INCOTERMS’lerin kullanılması özellikle tavsiye edilir; zira satım aşamasında masraf ve riski kim karşılayacak netleşir. Benzer şekilde, taraflar UNCITRAL Tahkim Usul Kuralları’na referans verebilir (örneğin ICC Tahkim Kuralları altında bir tahkim yeri belirlemek) veya UNIDROIT İlkeleri’ni sözleşmenin boşluklarını dolduracak normlar olarak seçebilirler. Bu tür atıflar sözleşmeye şeffaflık ve uluslararası uyum kazandırır.
8. Teslim Şekli (Incoterms 2020)
Malın teslim şartları, taraflar arasındaki en kritik konulardan biridir. Incoterms 2020 gibi uluslararası teslim kuralları, teslim yeri, riskin ve masrafların hangi aşamada kime geçtiği, navlun ve sigorta sorumlulukları gibi ayrıntıları standartlaştırır. Incoterms 2020 kapsamında E, F, C ve D gruplarında toplam 11 teslim şekli bulunmaktadır. Bu kurallar çerçevesinde:
- Risk ve masraf paylaşımı: Genel kural olarak E’den D’ye doğru gidildikçe risk ve masraf yükü alıcıdan satıcıya geçer. Örneğin “EXW (Ex Works)” satıcı açısından en düşük sorumluluktu; malın fabrikada tesliminden sonra tüm risk alıcıya aittir. Öte yandan “DDP (Delivered Duty Paid)” satıcıya en yüksek sorumluluğu getirir; vergiler dahil mallar alıcının belirttiği yere kadar satıcı tarafından teslim edilir.
- Deniz taşımacılığı terimleri: FAS ve FOB gibi terimler deniz/içsu taşımacılığına özgüdür. Örnek olarak FAS (Free Alongside Ship) şartında, satıcı malları belirtilen limanda geminin yanına koyduğunda risk alıcıya geçer. Buna karşılık FOB (Free On Board) şartında, risk ancak mallar gemiye yüklendiğinde alıcıya intikal eder. Yani gemiye yüklemenin ek masrafı ve riski FOeD’lüdür; bu nedenle FOB, FAS’a göre ihracatçı (satıcı) için daha risklidir. Benzer şekilde CIF (Cost, Insurance, Freight) satıcıya navlun ve asgari sigorta sorumluluğu yüklerken, CFR (Cost and Freight) sadece navlun ücretini kapsar, sigorta alıcıya aittir.
- Sigorta: Incoterms 2020’ye göre çoğu teslim şeklinde sigorta masrafı alıcıya aittir. Sadece CIF ve CIP teslim şekillerinde satıcıdan sigorta yaptırması beklenir; CIF’de minimum kapsam (Institute Cargo Clauses C), CIP’de ise geniş kapsam (Institute Cargo Clauses A – “all risks”) önerilir. Pratikte, ihracatçı alıcı adına en kapsamlı sigorta türünü (All Risks) yaptırmayı talep edebilir; özellikle CIP ile “warehouse-to-warehouse” sigorta temin edilir. Sigorta hükümleri netleştirilmezse, taşıma sırasında oluşan hasarlarda anlaşmazlık çıkabilir.
- Incoterms 2020 Kullanımı: Taraflar eski Incoterms versiyonlarına da atıf yapabilir, ancak güncel Incoterms 2020 kullanmak daha uygundur. Incoterms, her on yılda bir revize edilerek belirsizlikler giderildiğinden, en yeni versiyonun seçilmesi tavsiye edilir. Sözleşmede Incoterms terimi kullanıldıysa, mutlaka “Incoterms 2020’ye göre” ibaresi konulmalı ve işlemde uluslararası statüye uygun terimler seçilmelidir. Örneğin FCA, CPT, CIP gibi üç harfli kodlar yabancı ortaklarca da anlaşılır.
- Ardiye ve nakliye: Incoterms teslim şekilleri; eşyaların teslim yeri, gümrükleme, navlun sözleşmesi, sigorta bedeli, vergiler ve diğer masrafların kimin tarafından karşılanacağını da gösterir. Örneğin CIP’de satıcı navlunu öder ve hatta sigorta poliçesi düzenler; EXW’de alıcı hem navlun hem sigorta masraflarını üstlenir. Sözleşmede Incoterms kullanılmıyorsa bu kalemlerin her biri açıkça yazılmalıdır (ör. “Satıcı, taşıma sözleşmesini yapıp taşıma ücretini ödeyecek; mal, satıcının deposundan kalkarak gümrüklenmiş ve sigortalanmış olarak teslim edilecektir.”). Ayrıca bazı ülke uygulamalarında ihracat navlun destekleri vardır; bu durumda tercihe göre düşük navlun ödeyen bir Incoterm seçmek avantajlı olabilir.
Özetle: Teslim şekli, sözleşmenin en teknik kısımlarından biridir ve Incoterms 2020 kurallarıyla uyumlu hazırlanmalıdır. Örneğin CIF şartında sigortanın kalite ve kapsamı, FOB’da ise gemiye yükleme anı taraflarca iyi bilinir. Yükleme noktasından sonraki hasar riskiyle ilgili “warehouse-to-warehouse” sigortalar tercih edilmelidir. Söz konusu hükümler, sattığı malı güvenle taşımak isteyen ihracatçılar için büyük önem taşır.
9. Ödeme Yöntemi
Ödeme yönteminin seçimi ve sözleşmede açıkça yazılması gereklidir. Bir satım sözleşmesinde taraflardan biri ihracatçı, diğeri ithalatçı olduğundan, her ödeme yönteminin taraflara yüklediği risk farklıdır. Örneğin peşin ödeme ihracatçı açısından en güvenli olan yöntemdir; çünkü alıcı malı almadan önce bedeli öder. Ancak ithalatçı için büyük risktir; alıcı ödemeyi yaptığında malların gelmemesi durumu söz konusu olabilir. Bu nedenle peşin ödeme talep eden ithalatçının gönderdiği parayı teminat altına almak için bankadan geri ödemeli avans mektubu talep etmesi mümkündür.
Uluslararası ticarette en yaygın kullanılan ödeme şekli Akreditif (Letter of Credit)’tir. Akreditif, alıcının bankası aracılığıyla ödeme garantisi verir; bu yöntem her iki tarafın çıkarını korur ve hem ihracatçı hem ithalatçı için güven sağlar. Ulusal ve uluslararası ticarette akreditif yaygın olup, hem geleneksel ticarette hem de sağlam nakit akışı gerektiren durumlarda kullanılır.
Ancak akreditif ve peşin ödeme dışındaki yöntemler de sözleşmede yer alabilir (vesaik/mal mukabili, kabul kredisi, konsinye vb.). Taraflar kendileri için en uygun yöntemi seçmeli ve buna uygun hükümler koymalıdır. Karşı tarafın lehine olmayan bir ödeme biçimi seçmek, sözleşmenin uygulanabilirliğini zorlaştırabilir. Bu nedenle her yöntemin avantaj ve dezavantajları iyi değerlendirilmelidir. İthalatçı taraf genelde belge karşılığı (v esas mukabili) veya akreditif tercih ederken, ihracatçı taraf peşin ödemeyi tercih edebilir. Sözleşmede banka komisyonları, masraf paylaşımları ve gecikme faizi gibi hususlar da belirtilmelidir.
Özetle: Ödeme yöntemi sözleşmede açıkça yazılmalı, tarafların pozisyonuna uygun ve güvenli seçenekler arasından tercih yapılmalıdır. Peşin ödeme alıcının güvenliğini düşük tutar; akreditif ise her iki tarafa da güvenlik sağlar. Sözleşmede “Alıcı bedeli akreditif yoluyla ödeyecektir” gibi net bir hüküm bulunması belirsizlikleri önler.
10. Ambalaj ve Taşıma
Satılan malın özelliklerine uygun ambalajlama hükümleri sözleşmede ayrıntılı belirtilmelidir. Ambalaj, nakliyat sırasında ürünün zarar görmemesi için kritik önemdedir. Taşıma şekline göre gerekirse özel ambalaj standartları (su geçirmez kaplar, çelik palet, valfli torba gibi) seçilmelidir. Yerel veya uluslararası düzenlemelere göre tehlikeli madde ambalajı, gıda ambalajı gibi özel hükümler göz önüne alınmalıdır. Satıcı, malları sağlam ve uygun ambalajla teslim ettiğini garanti etmeli; ihtiyaç halinde alıcıya örnek ambalaj veya paketleme talimatı sağlanmalıdır.
Taşıma aşamasında ambalaj kaynaklı zararlar konusu da önemlidir. Genellikle taşıyıcı, eşyayı teslim aldığı anla alıcıya teslim ettiği ana kadar kusursuz bir sorumluluk altındadır. Ancak taşıyıcının, teslim aldığı andaki ambalaj görünümüyle ilgili herhangi bir çekince koymaması durumunda, ambalajın teslim anında sağlam kabul edileceği kabul edilir. Yani taşıyıcı, yükleme sırasında ambalajın dış yüzeyinde dikkat çekecek bir hasar veya eksiklik görüp bunu teslim tutanağına yazdırmazsa, sonradan ambalaja dayalı hasarlardan sorumlu tutulamaz. Bu sebeple ithalatçı ve ihracatçı, ambalajın iyi durumunu teyit ettiren bir kontrol ve belge sistemi oluşturmalı, anlaşmazlık durumunda bu belgeleri delil olarak sunmalıdır. Ambalaj hatası taşıyıcının kusuru sayılmasa da, uygulamada taşıyıcının ihmali söz konusu olabileceği için her somut durumda hukuki değerlendirme yapılır.
Nakliye usulleri (kara, deniz, hava, tren vb.) ve taşıma sözleşmesi de sözleşmede düzenlenmelidir. Örneğin sözleşmede malların sigortalanıp sigortalanmayacağı, hangi taşıma türünün kullanılacağı (örn. “Denizyolu ile XYZ Limanı’na FCL nakliyesi”), navlun ücretinin kimin ödeyeceği gibi konular açıkça gösterilmelidir. Taşıma sürecinde ortaya çıkabilecek riskler için uygun önlemler (sigorta, ek ambalajlama gibi) alınması da taraflara yükümlülük olarak konabilir. Unutulmamalıdır ki, uluslararası taşımada ambalaj kusurundan kaynaklanan bir hasarda taşıyıcı ancak paketteki görünür bir kusurdan haberi olup bildirmediyse sorumluluktan kurtulamaz. Sonuç olarak, ambalaj ve taşıma hükümleri, malların güvenli varışını garanti alacak şekilde titizlikle düzenlenmeli, taşıyıcının yetkisi ve sorumluluk alanı netleştirilmelidir.
Uluslararası Ticari Satış Sözleşmesi hazırlarken yukarıda ele aldığımız 10 temel husus; tarafların doğru tanımlanması, net tanımlar, sözleşmenin konusu, ödeme koşulları, uygulanacak hukuk seçimi, uluslararası anlaşmalar (CISG), uluslararası kuruluş normlarına atıf, Incoterms 2020’e uygun teslim şartları, güvenli ödeme yöntemleri ve ambalaj‑taşıma hükümleri, ihracatçı şirketleriniz için hukuki belirsizlikleri minimuma indirir. Doğru yapılandırılmış bir Uluslararası Ticari Satış Sözleşmesi, ticari operasyonlarınızda riskleri kontrol altına almanızı, teslimatlarınızın sorunsuz gerçekleşmesini ve alacak/borç süreçlerinizin şeffaf kalmasını sağlar.
- Hukuki Güvence: Sözleşmenize ekleyeceğiniz “uygulanacak hukuk” ve “tahkim şartları” maddeleri, muhtemel uyuşmazlıklarda hızlı çözüm imkânı sunar.
- Finansal Koruma: Peşin ödemeden akreditife kadar doğru ödeme yöntemini seçmek, hem nakit akışınızı korur hem de alıcı‑satıcı dengesi sağlar.
- Teslim ve Sigorta: Incoterms 2020’e uygun hükümler ve “all risks” sigorta teminatı, ürününüzün varış noktasına kadar güvenle taşınmasını temin eder.
- Dokümantasyon ve Bildirim: Tarafların temsil yetkileri, adres bildirimleri ve apostil onaylı belgeler, uluslararası bildirim ve tebligat süreçlerini sorunsuz hale getirir.
SEO açısından da “Uluslararası Ticari Satış Sözleşmesi” odak anahtar kelimesini makalenin ilk ve son paragraflarında kullanmak, meta açıklama ve başlıklarda konuyu net ortaya koymak, iç/dış linkler ile CISG veya Incoterms 2020 gibi otorite sitelerine referanslar vermek, içeriğinizin Google’da üst sıralarda görünmesine yardımcı olacaktır.
Uluslararası ticarette başarı, detaylara gösterdiğiniz özenle doğru orantılıdır. Uluslararası Ticari Satış Sözleşmesi taslağınızı hazırlarken bu başlıkları adım adım takip ederek, hem ticari hem hukuki açıdan sağlam bir temel oluşturabilir, küresel pazarda rekabet avantajı sağlayabilirsiniz. Daha fazla danışmanlık veya özelleştirilmiş sözleşme desteği için Geçmez Hukuk ile iletişime geçebilirsiniz.
Kaynaklar: Bu maddelerde yer alan hukuki açıklamalar, güncel yasal düzenlemeler ile uluslararası ticaret teamüllerine dayanmakta olup uzman hukuk görüş ve doktrinlerinden yararlanılmıştır.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
1. Uluslararası Ticari Satış Sözleşmesi nedir?
Uluslararası ticari satış sözleşmesi, tarafların farklı ülkelerden olduğu mal alım‑satım işlemlerini düzenleyen, mal tanımı, fiyat, ödeme ve teslim şartları gibi hususları belirleyen yazılı bir anlaşmadır.
2. CISG (Viyana Satım Sözleşmesi) sözleşmemi nasıl etkiler?
Eğer tarafların uyruklu olduğu ülkeler CISG’ye tarafsa, CISG hükümleri otomatik uygulanır. Sözleşmenizde “CISG uygulanmaz” diye açıkça hüküm koymazsanız CISG hükümleri geçerli olur.
3. Neden Akreditif (L/C) tercih edilmeli?
Akreditif, ithalatçının bankası garantisiyle ihracatçıya ödeme yapılmasını sağlar. Hem satıcı hem alıcı riskini minimize eder ve uluslararası ticarette en güvenli yöntemlerden biridir.
4. Incoterms 2020’in önemi nedir?
Incoterms 2020, teslim yeri, masraf ve risk paylaşımını standartlaştırır. E, F, C, D gruplarındaki kodlar, teslim anındaki maliyet ve sorumluluğu netleştirir.
5. Tolerans ve fire oranı nasıl belirlenir?
Nem alıp veren veya hacim değiştiren mallarda (ahşap, kimyasal toz vb.) sevkiyat sırasında kabul edilebilir kayıp oranı yüzde veya birim olarak sözleşmede belirtilir.
6. Adres değişikliği tebligatı nasıl etkiler?
Sözleşmede yazılı adres değişikliği diğer tarafa bildirilmediğinde, eski adrese yapılan ihtar ve tebligatlar hukuken geçerli sayılır. Bu nedenle adres değişikliğini yazılı bildirimle onaylatın.