Hukuk sistemimizde mahkemelerin görev ve yetki sınırları, adil ve etkin bir yargılama sürecinin temel unsurlarından biridir. Tarafların, yetkili mahkemenin belirlenmesi amacıyla yetkisizlik itirazı hakkını kullanmaları, HMK kapsamında düzenlenmiş ve tarafların hak arama özgürlüğünü güvence altına alacak şekilde yapılandırılmıştır. Bununla birlikte, söz konusu itirazın kötü niyetle, yani davayı uzatma veya karşı tarafın haklarına geç erişmesini sağlama amacıyla yapılması durumunda, yalnızca bireysel haklar değil, yargı sisteminin etkinliği de olumsuz etkilenmektedir.
Bu bağlamda, usul ekonomisi ilkesi ve dürüstlük kuralı, yetkisizlik itirazlarının kötüye kullanımını engelleyen temel hukuki prensipler olarak öne çıkmaktadır. Çalışmamızın amacı, yetkisizlik itirazının kötüniyetli kullanımını doktrinsel, yargısal ve uygulamalı boyutlarıyla incelemek ve HMK ile Yargıtay kararları ışığında değerlendirmektir.
Usul Ekonomisi İlkesinin Hukuki Temeli

Doktrinsel Tanım
Türk hukuk öğretisinde dava ekonomisi olarak da anılan usul ekonomisi ilkesi, yargılamada gereksiz işlemlerin yapılmasını önlemeye ve davaların gereksiz yere uzamasını engellemeye hizmet eden bir ilke olarak kabul edilmektedir. Hanağası (2009), usul ekonomisini şu şekilde tanımlar:
“Usul ekonomisi, ihlal edilen hukuk düzeninin en az giderle, en kısa sürede ve en az zorlukla gerçekleştirilmesini ve boş yere davalar açılmasının önüne geçilmesini amaçlayan bir yargılama hukuku ilkesidir” (Dava Menfaati, s. 32).
Bu ilke, aynı zamanda yargılamada emekten, zamandan ve masraftan tasarruf sağlayarak adaletin daha hızlı ve etkili bir şekilde gerçekleşmesini temin etmektedir.
HMK’da Usul Ekonomisi
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”)’nun 30. maddesi, usul ekonomisi ilkesini açık bir şekilde düzenlemektedir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
Bu düzenleme, sadece yargılama süresinin kısalmasını değil, aynı zamanda dava süreçlerinde usul hatalarının ve kötüye kullanımın önlenmesini de hedeflemektedir.
Usul Ekonomisinin İşlevi
Usul ekonomisi ilkesi, özellikle bağlantılı davaların farklı mahkemelerde görülmesi, gereksiz yetkisizlik itirazları ve süreçte yapılan zorlama uygulamalar gibi durumlarda önem kazanmaktadır. İlke, yargılamanın hem taraflar hem de yargı organları açısından mümkün olan en kısa sürede ve en etkin biçimde yürütülmesini amaçlamaktadır.
Yetkisizlik İtirazının Kötüniyetle Kullanımı
Kötüniyet Kavramı
Hukuk literatüründe kötüniyet, bir hakkın hukuka aykırı veya amacının dışında kullanılması olarak tanımlanmaktadır. Yetkisizlik itirazı bağlamında kötüniyet, tarafın davayı uzatmak, karşı tarafın haklarını geciktirmek veya yargılama sürecini haksız şekilde manipüle etmek amacıyla yetki itirazında bulunmasıdır.
Kötüniyetin Usul Ekonomisi Açısından Sonuçları
Kötüniyetli yetkisizlik itirazları, usul ekonomisi ilkesinin ihlaline yol açar. Özellikle:
- Farklı yer mahkemelerine tabi, ancak birbirine bağlantılı davaların ayrı ayrı görülmesi,
- Mahkemenin yetki tespitini geciktirecek şekilde gereksiz itirazların yapılması,
- Davaların sonuçlanmasını uzun süreli bir belirsizliğe bırakması
gibi durumlar, yargılama sürecinde gereksiz masraf, zaman kaybı ve çelişkili kararlar riskini doğurur.
Bu nedenle, usul ekonomisi ve dürüstlük ilkesi, kötüniyetli yetkisizlik itirazlarının reddedilmesini ve yetkisizlik kararı verilmemesini gerektirir.
Yargıtay Kararları Işığında Kötüniyetli Yetkisizlik İtirazları

Bağlantılı Davalarda Birleştirme ve Usul Ekonomisi
“…6100 sayılı HMK’nın 166/4. maddesine göre davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantı varsayılır… her iki davanın konusu ve tarafları yönünden aralarında bağlantı bulunduğu, davalardan biri hakkında verilecek kararın diğerini de etkileyeceği anlaşıldığından, iki davanın birlikte görülmesinde gerek usul ekonomisi gerekse birbiriyle çelişkili kararların ortaya çıkmasının önlenmesi bakımından fayda bulunmaktadır.” (15. Hukuk Dairesi 2019/2478 E., 2020/1101 K.)
Bu karar, bağlantılı davalarda yetkisizlik itirazlarının kötüye kullanımının önlenmesi açısından kritik bir örnek teşkil etmektedir.
Dürüstlük Kuralına Aykırı Yetki Beyanı
“…davalının önceki beyanının aksine olacak şekilde hareket ederek yetkili yer beyanında bulunması, dürüstlük kuralı ile bağdaşmamaktadır. Bu durum, alacaklının haklarına geç erişmesine yol açmış ve hakkın kötüye kullanımı mahiyetinde olduğundan hukuken korunmaması gerekir.” (Hukuk Genel Kurulu 2017/2501 E., 2021/233 K.)
Bu içtihat, dürüstlük kuralı ile usul ekonomisi ilkesinin etkileşimini açıkça ortaya koymaktadır.
Bağlantılı Davalarda Birleştirme Zorunluluğu
“…HMK’nın 166/4. maddesi uyarınca, her iki davanın konusu ve tarafları bakımından aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan, davalardan biri hakkında verilecek karar diğerini etkileyecektir. Bu nedenle iki davanın birlikte görülmesi, gerek usul ekonomisi gerekse çelişkili kararların önlenmesi açısından faydalıdır.” (15. Hukuk Dairesi 2016/6154 E., 2018/1407 K.)
Yetkisiz Karar Verilmesinin Bozulması
“…Davanın HMK 17. maddesi uyarınca şirketin sicil adresindeki yer mahkemesinde görülmesi gerektiği, diğer davalılar aleyhine açılan davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu ve birlikte görülmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin tüm davalılar hakkında yetkisizlik kararı vermesi doğru görülmemiş ve kararın bozulmasına karar verilmiştir.” (11. Hukuk Dairesi 2016/14093 E., 2016/9472 K.)
Bu karar, yetkisizlik itirazının kötüye kullanımı ve usul ekonomisi ilkesinin uygulanması açısından emsal niteliğindedir.
Doktrinsel Değerlendirme
Hukuk doktrininde, yetkisizlik itirazının kötüye kullanımı hukuka aykırı davranış olarak değerlendirilmekte ve bu durumun hak düşürücü sonuçlar doğurabileceği ifade edilmektedir. Özellikle:
- Bağlantılı davaların ayrı ayrı görülmesi,
- Gereksiz yetkisizlik itirazları,
- Dava sürecini uzatma amaçlı davranışlar
gibi uygulamalar usul ekonomisi ilkesine aykırıdır.
Öğretide ayrıca, yetkisizlik itirazının kötüniyetle yapılmasının, hukukun korunması ve yargılamanın etkinliği açısından ciddi sonuçlar doğurduğu vurgulanmaktadır (Akgün, Hukuk Muhakemeleri, 2020, s. 112).
Sonuç
Yetkisizlik itirazının kötüniyetle yapılması, sadece taraflar arasında hak kaybına yol açmakla kalmaz; yargılamanın etkinliği ve usul ekonomisi ilkesinin işleyişini de olumsuz etkiler.
Yargıtay içtihatları ve doktrinsel görüşler, özellikle:
- Bağlantılı davaların birleştirilmesi,
- Usul ekonomisi ilkesine uygun karar verilmesi,
- Dürüstlük kuralına aykırı itirazların reddedilmesi
hususlarının önemini vurgulamaktadır.
Sonuç olarak, yetkisizlik itirazları yalnızca hukuka uygun ve haklı gerekçelerle yapılmalı, aksi durumda itiraz hukuki olarak korunmaz ve dava süreci bu çerçevede yürütülür. Usul ekonomisi ilkesi ve dürüstlük kuralı, yargılamanın etkinliği ve tarafların haklarına adil erişimi sağlama açısından vazgeçilmez unsurlardır.
Geçmez Hukuk Bürosu