4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi genel boşanma sebeplerini düzenlemektedir. Maddenin ilk fıkrasında, “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davasını açabilir.” hükmü yer almaktadır. Bu düzenleme, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hâlini nisbî boşanma sebebi olarak ortaya koymaktadır.
Burada dikkat çekilmesi gereken nokta, hâkimin boşanma kararında takdir yetkisine sahip olmasıdır. Yani eşlerden biri bu maddeye dayanarak dava açtığında, evlilik birliğinin gerçekten çekilmez hale gelip gelmediğini hâkim, somut olayın koşullarına göre değerlendirir. Kanun koyucu tüm ihtimalleri tek tek sıralayamayacağından, evlilik birliğini temelinden sarsan davranışlar yargı içtihatları ve mahkeme kararları ile şekillenmektedir.
Misafirlere Konukseverlik Gösterme Yükümlülüğü

Türk toplumsal yapısında misafire gösterilen ilgi, yalnızca bir görgü kuralı değil, aynı zamanda toplumsal bir değer olarak kabul edilmektedir. Konuğun iyi karşılanması, ağırlanması, güler yüz gösterilmesi ve memnun edilmesi, toplumda önemli bir sosyal davranış standardıdır. Bu çerçevede eşlerden birinin konuklara kötü davranması ya da konukseverlik göstermemesi, yalnızca sosyal açıdan değil, aile içi ilişkiler bakımından da sorunlara yol açabilmektedir.
Hukuken değerlendirildiğinde, konuklara karşı olumsuz davranış sergileyen eşin tutumu, diğer eşi toplum önünde küçük düşürmekte ve evlilik birliğinin saygınlığını zedelemektedir. Bu tür bir davranış, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi anlamında “evlilik birliğini temelinden sarsan” bir neden olarak kabul edilebilmektedir.
Yargıtay’ın Yaklaşımı
Yargı mercileri, toplumumuzun misafirperverliğe verdiği değeri göz ardı etmemekte ve bu davranışı boşanma sebebi olarak değerlendirmektedir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2010/16063 Esas ve 2011/17181 Karar sayılı ilamı bu hususta önem arz etmektedir.
Anılan kararda, davalı kocanın eşini baba evine bırakıp bir daha arayıp sormaması ve evlilik görevlerini yerine getirmemesi ağır kusur olarak kabul edilmiştir. Ancak bunun yanında davacı kadının da eşine hakaret ettiği ve konuklarına iyi konukseverlik göstermeyerek kocasını toplum önünde küçültücü duruma düşürdüğü tespit edilmiştir. Yargıtay, her iki tarafın kusurlu olduğuna hükmetmiş, ancak kocanın daha ağır kusurlu olduğunu belirterek yerel mahkemenin tarafları eşit kusurlu saymasını hukuka aykırı bulmuştur.

Bu karar, konukseverlik göstermemenin doğrudan tek başına boşanma sebebi sayılmayabileceğini, ancak evlilik birliğini temelinden sarsan davranışlar zincirinde önemli bir unsur olarak dikkate alındığını göstermektedir.
Hukuki Değerlendirme
- Konukseverlik göstermeme, her evlilikte otomatik olarak boşanma sebebi sayılamaz. Ancak bu davranış, eşlerden birini küçük düşürüyor, onurunu zedeliyor ve evlilik birliğini sürdürülemez hale getiriyorsa TMK m.166 kapsamında boşanma nedeni oluşturabilir.
- Yargıtay kararları, bu tür sosyal davranışların da boşanma sürecinde dikkate alınabileceğini ortaya koymaktadır. Böylece evlilik birliğini sarsan nedenler yalnızca şiddet, aldatma gibi ağır eylemlerle sınırlı tutulmamakta; toplumun değerleriyle bağlantılı davranışlar da hukuken önem taşımaktadır.
Sonuç
Misafirlere iyi konukseverlik göstermemek, Türk toplumsal değerleri açısından olumsuz bir tutum olmakla kalmayıp, evlilik birliği üzerinde de yıkıcı etkiler doğurabilmektedir. Yargıtay içtihatları ışığında bu tür davranışlar, evlilik birliğini temelinden sarsan sebepler arasında değerlendirilmekte ve boşanma davalarında tarafların kusur durumunun belirlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Dolayısıyla, boşanma davalarında yalnızca ağır fiiller değil, toplumda kabul gören değerleri ihlal eden davranışlar da dikkate alınmaktadır.
Geçmez Hukuk Bürosu