Evlilik birliği, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen belirli hallerin gerçekleşmesiyle sona erer. Boşanma, ölüm ve evliliğin butlanı bu hallerin en bilinen örnekleridir. Ancak uygulamada sıkça karşılaşılan bir diğer soru, gaiplik kararının evlilik birliğini kendiliğinden sona erdirip erdirmediğidir.
Gaiplik kararı, ölüm tehlikesi içinde kaybolan, uzun süre kendisinden haber alınamayan ve ölmüş olma ihtimali kuvvetle muhtemel olan kişiler hakkında mahkeme tarafından verilen, kişiliğin sonlandırılmasına yönelik bir karardır. Bu karar, kişinin gerçekten ölüp ölmediğine dair belirsizliğin giderilmesi ve özellikle malvarlığı ile ilgili hakların korunması amacıyla öngörülmüştür.
Gaiplik Kararının Evlilik Üzerindeki Etkisi
Gaiplik kararı, her ne kadar kişinin kişilik statüsünü ortadan kaldıran sonuçlar doğursa da, evlilik birliğini kendiliğinden sona erdirmez. Bu nedenle, gaip olduğu kabul edilen bir kişinin eşi, doğrudan gaiplik kararına dayanarak yeniden evlenemez.
Türk Medeni Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca, yalnızca gaiplik kararı verilmiş olması evlilik bağını ortadan kaldırmaya yeterli değildir. Bu durumda kişi, mevcut evliliğini sona erdirmek için ayrıca “evliliğin feshi” talebinde bulunmalıdır.
Aksi yönde davranılarak yalnızca gaiplik kararına dayanarak yapılan bir evlilik, hukuken geçersizdir ve bu evlilik mutlak butlanla sakatlanmış sayılır. Hukuk düzeni, bu tür hatalı işlemlere herhangi bir sonuç bağlamamaktadır.
Evliliğin Feshi Talebi

Gaibin eşi, yeniden evlenebilmek için öncelikle mevcut evliliğini sona erdirmelidir. Bu, gaiplik kararının verilmesiyle birlikte veya gaiplik kararından sonra açılacak ayrı bir dava ile mümkündür.
Bu husus, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 23.12.1985 tarihli, 1985/10661 Esas ve 1985/11809 Karar sayılı ilamında açıkça belirtilmiştir:
“Eşlerden birinin gaipliğine ilişkin hükümde, mahkemece ayrıca evliliğin feshine karar verilmedikçe diğeri evlenemez. Sırf gaiplik kararı, evlilik bağını ortadan kaldırmaz. Evliliğin feshi, gaiplik davası ile birlikte istenebileceği gibi, gaiplik kararından sonra bağımsız bir dava ile de istenebilir.”
Yargıtay’ın bu kararı, TMK m.131’in öngördüğü temel ilkeyle tamamen paralellik göstermektedir.
Yetkili Mahkeme
Evliliğin feshi talebi, gaiplik kararıyla birlikte veya bağımsız bir dava olarak ileri sürülebilir. Talebin nasıl yapıldığına göre yetkili mahkeme de değişiklik göstermektedir.
- Gaiplik kararıyla birlikte evliliğin feshi isteniyorsa:
Yetkili mahkeme, gaibin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesidir.
Eğer gaibin Türkiye’de yerleşim yeri yoksa, nüfus kaydının bulunduğu yer; bu kayıt da mevcut değilse, ana ve babasının nüfusa kayıtlı bulunduğu yer mahkemesi yetkili olacaktır. - Gaiplik kararından sonra ayrı bir dava ile evliliğin feshi isteniyorsa:
Bu durumda yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m.131/III).
Sonuç
Gaiplik kararı, kişinin kişiliğini ortadan kaldıran önemli bir yargı kararı olmakla birlikte, evlilik birliğini kendiliğinden sona erdirmez. Gaibin eşi, yeniden evlenebilmek için ayrıca evliliğin feshi talebinde bulunmak zorundadır.
Bu yönüyle gaiplik kurumu, yalnızca kişinin ölümüne ilişkin belirsizliği gidermekle kalmaz; aynı zamanda evlilik, miras ve malvarlığı ilişkilerinde hukuki güvenliğin sağlanması açısından da büyük önem taşır.
Geçmez Hukuk Bürosu