Giriş: Kamu Hizmetinde Tarafsızlık ve Ticaret Yasağının Temelleri
Devlet memurlarının ticari faaliyetlerde bulunup bulunamayacağı konusu, kamu personel hukukunun en temel ve hassas alanlarından birini oluşturmaktadır. Bu kısıtlamanın temelinde, kamu hizmetinin doğası gereği sahip olması gereken tarafsızlık, dürüstlük ve güvenilirlik ilkeleri yatmaktadır. Devlet, yürüttüğü hizmetlerin kişisel çıkarlardan arındırılmış bir şekilde, yalnızca kamu yararı gözetilerek sunulmasını temin etmekle yükümlüdür. Bu rehber, devlet memurları, kurum amirleri, disiplin kurulları ve insan kaynakları profesyonelleri gibi uygulayıcılar için, konunun yasal çerçevesini, yargı içtihatlarını ve idari görüşleri bir araya getirerek karmaşık görünen bu alanı aydınlatmak amacıyla hazırlanmıştır.
Yasağın Felsefesi ve Amacı
Devlet memurlarına yönelik ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı, keyfi bir kısıtlama olmayıp, kamu hizmetinin temel felsefesini korumaya yönelik köklü bir ilkedir. Bu yasağın getirilmesindeki temel amaçlar şu şekilde özetlenebilir:
- Kamu Hizmetinin Tarafsızlığını Korumak: Memurun ticari ilişkiler ağı içinde yer alması, görevini ifa ederken bu ilişkilerden etkilenme riskini doğurur. Yasağın amacı, memurun karar ve eylemlerinde tam bir tarafsızlık içinde olmasını sağlamaktır.1
- Menfaat Çatışmalarını Önlemek: Bir memurun, göreviyle ilgili veya denetimi altındaki bir alanda ticari faaliyette bulunması, kaçınılmaz olarak menfaat çatışmalarına yol açacaktır. Yasağın en önemli hedeflerinden biri, bu tür çıkar çatışmalarının ortaya çıkmasını en baştan engellemektir.1
- Görevin Kötüye Kullanılmasını Engellemek: Memuriyet statüsü ve nüfuzu, ticari hayatta haksız avantajlar elde etmek için kullanılabilir. Yasağın varlığı, bu tür bir nüfuzun kötüye kullanılmasının önüne geçmeyi hedefler.1
- Memurun Enerjisini Kamu Hizmetine Ayırmasını Sağlamak: Devlet memurluğunun tam zamanlı bir mesai ve adanmışlık gerektirdiği kabul edilir. Memurun ticari faaliyetlerle meşgul olması, asli görevi olan kamu hizmetine ayırması gereken zaman, enerji ve dikkati dağıtabilir.1
Bu ilkeler, yasağın kapsamını ve istisnalarını yorumlarken daima göz önünde bulundurulması gereken temel dayanak noktalarıdır.
Tarihsel Süreç ve Mevzuatın Gelişimi
Türkiye’de memurların ticaretle uğraşmasına yönelik yasaklar, Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Cumhuriyet döneminde de bu ilke korunmuş ve zaman içinde çeşitli yasal düzenlemelerle şekillendirilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun (DMK) 1965 yılında yürürlüğe girmesiyle birlikte, bu yasak modern kamu personel rejiminin temel taşlarından biri haline gelmiştir. Kanunun 28. maddesi, kabul edildiği tarihten bu yana çeşitli değişikliklere uğramış, özellikle 1974 ve 1975 yıllarındaki düzenlemelerle bugünkü ana hatlarına kavuşmuştur.3 Yargı kararları ve Devlet Personel Başkanlığı (DPB) görüşleri, kanun metninin zamanın değişen ekonomik ve sosyal koşullarına uyarlanmasında ve “pasif ortaklık”, “fikri mülkiyet gelirleri” gibi modern kazanç türlerinin yasağın neresinde durduğunun belirlenmesinde kritik bir rol oynamıştır.
Rehberin Kapsamı ve Hedef Kitlesi
Bu rehber, devlet memurlarına yönelik ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyet yasağını, 657 sayılı DMK başta olmak üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), ilgili diğer mevzuat, Danıştay içtihatları ve DPB mütalaaları ışığında bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Rehberin hedef kitlesi, konunun doğrudan uygulayıcısı konumunda olan devlet memurları, onların faaliyetlerini denetlemekle yükümlü kurum amirleri, disiplin soruşturmalarını yürüten kurullar ve bu konuda hukuki danışmanlık sağlayan profesyonellerdir. Amacı, yasağın mutlak sınırlarını, izin verilen alanları ve ihlal durumunda karşılaşılabilecek yaptırımları somut örneklerle ve açık bir dille ortaya koyarak uygulayıcılara güvenilir bir başvuru kaynağı sunmaktır.
Bölüm 1: Yasal Çerçeve – 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu Madde 28’in Derinlemesine Analizi
Devlet memurlarının ticari faaliyetlerine ilişkin temel düzenleme, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Yasaklar” başlıklı dördüncü bölümünde yer alan 28. maddedir. Bu madde, yasağın ana çerçevesini çizerken, aynı zamanda bazı istisnaları da barındırmaktadır. Maddenin doğru bir şekilde yorumlanabilmesi için, içerdiği her bir yasağın ve istisnanın ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
Madde 28’in Metni ve Temel Yasaklar
657 sayılı DMK’nın 28. maddesi şu şekildedir:
“Memurlar Türk Ticaret Kanununa göre (Tacir) veya (Esnaf) sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamaz, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamaz, ticari mümessil veya ticari vekil veya kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirkette komandite ortak olamazlar. (Görevli oldukları kurumların iştiraklerinde kurumlarını temsilen alacakları görevler hariç). Memurlar, mesleki faaliyette veya serbest meslek icrasında bulunmak üzere ofis, büro, muayenehane ve benzeri yerler açamaz; gerçek kişilere, özel hukuk tüzel kişilerine veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait herhangi bir iş yerinde veya vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışamaz.”.3
Bu metin incelendiğinde, yasağın birbiriyle ilişkili ve birbirini tamamlayan katmanlardan oluştuğu görülmektedir. Bu katmanlı yapı, kanun koyucunun memuru ticari hayatın operasyonel, yönetimsel ve hukuki sorumluluklarından tamamen izole etme amacını taşımaktadır. Yasağın özü, memurun ticari bir organizasyon içinde aktif rol almasını, ticari sorumluluk üstlenmesini ve temsil yetkisi kullanmasını engellemektir. Bu temel mantık anlaşıldığında, “pasif hissedarlık” gibi istisnaların neden mümkün olduğu da açıklığa kavuşmaktadır.
- Tacir veya Esnaf Sayılma Yasağı: Bu, maddenin en temel ve en geniş kapsamlı yasağıdır. Bir memurun yürüttüğü faaliyet, TTK hükümlerine göre kendisini tacir veya esnaf statüsüne sokuyorsa, bu faaliyetin türü ne olursa olsun yasaktır. Bu hüküm, diğer tüm yasakların temelini oluşturur ve bir faaliyetin yasak kapsamında olup olmadığını değerlendirirken ilk bakılması gereken kriterdir.1
- Ticaret ve Sanayi Müesseselerinde Görev Alma Yasağı: Bu yasak, memurun başkasına ait bir ticari işletmede, bir hizmet akdiyle veya yönetici sıfatıyla çalışmasını mutlak olarak engeller. Memurun, bir şirkette müdür, şef, uzman gibi unvanlarla görev alması bu kapsama girer.3
- Ticari Mümessil, Ticari Vekil Olma Yasağı: Ticari mümessil veya vekil, bir ticari işletmeyi sahibi adına yönetme ve temsil etme yetkisine sahip kişilerdir. Bu tür bir temsil yetkisi, memuriyet göreviyle bağdaşmayacağı için kesin olarak yasaklanmıştır.3
- Şahıs Şirketlerinde Ortaklık Yasağı: Kanun, kolektif şirketlerde ortaklığı ve komandit şirketlerde “komandite” (sorumluluğu sınırsız) ortaklığı yasaklamıştır. Bu şirket türlerinde ortaklar, şirket borçlarından tüm mal varlıklarıyla sorumlu olup, aynı zamanda tacir sıfatını da kazanırlar. Bu ağır sorumluluk ve statü, memuriyetle bir arada yürütülemeyeceği için yasak kapsamındadır.3
- Serbest Meslek İcrası Yasağı: Bu yasak, memurun sahip olduğu profesyonel bir unvanı (doktor, avukat, mühendis, mimar vb.) kullanarak kendi nam ve hesabına çalışmasını engeller. Bu kapsamda ofis, büro, muayenehane veya benzeri yerler açmak ya da özel bir iş yerinde bu sıfatla çalışmak yasaktır.7
Madde 28’de Sayılan İstisnalar
Kanun koyucu, mutlak bir yasaklama yerine, kamu hizmetinin aksamasına neden olmayacak veya memuriyetin tarafsızlığına halel getirmeyecek bazı faaliyetleri yasak kapsamı dışında tutmuştur:
- Kurum İştiraklerinde Temsilen Görev Alma: Memurun, görevli olduğu kamu kurumunun ortağı olduğu şirketlerde (iştiraklerde), kurumunu temsilen yönetim veya denetim kurulu gibi organlarda görev alması mümkündür. Bu durumda memur, şahsi bir ticari faaliyette bulunmamakta, aksine kamu görevini farklı bir platformda sürdürmektedir.3
- Kooperatif ve Yardım Sandığı Yöneticiliği: Memurların üyesi oldukları yapı, kalkınma ve tüketim kooperatifleri ile kanunla kurulmuş yardım sandıklarının yönetim ve denetim kurullarında görev almaları serbesttir. Bu faaliyetlerin ticari kazanç amacından çok, dayanışma ve yardımlaşma amacı taşıdığı kabul edilmektedir.3
- Özel Kanunlarda Belirtilen Görevler: Bu istisna, yasağın en esnek ve en dinamik alanını oluşturur. Eğer özel bir kanun, belirli bir unvandaki memurların, memuriyet görevleri dışında belirli faaliyetlerde bulunmasına açıkça izin veriyorsa, DMK Madde 28’deki genel yasak bu durumlar için uygulanmaz. Örneğin, bazı özel kanunlar, belirli meslek mensubu memurların (örneğin mühendisler) mesai saatleri dışında kendi alanlarında bilirkişilik yapmasına veya proje hazırlamasına imkan tanıyabilmektedir.6
Eş ve Çocukların Faaliyetlerinin Bildirim Yükümlülüğü
Maddenin son fıkrası, memurun kendisi dışındaki aile bireylerini de dolaylı olarak düzenleme kapsamına alır: “Eşleri, reşit olmayan veya mahcur olan çocukları, yasaklanan faaliyetlerde bulunan memurlar bu durumu 15 gün içinde bağlı oldukları kuruma bildirmekle yükümlüdürler.”.3 Bu hüküm, memurun eş ve çocuklarının ticaret yapmasını yasaklamaz. Ancak, memurun aile bireyleri üzerinden dolaylı yoldan ticari faaliyet yürütmesini veya oluşabilecek potansiyel menfaat çatışmalarını idarenin bilgisi dahilinde tutmayı amaçlar. Bu bildirim, idareye bir denetim ve gözetim imkanı tanımakta, şeffaflığı sağlamaktadır.2
Bölüm 2: Yasağın Kilit Kavramları: Türk Ticaret Kanunu’na Göre “Tacir” ve “Esnaf” Ayrımı
657 sayılı DMK’nın 28. maddesi, yasağın temelini “Türk Ticaret Kanununa göre (Tacir) veya (Esnaf) sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamaz” hükmüne dayandırmıştır. Bu nedenle, bir memurun yürüttüğü faaliyetin yasak kapsamında olup olmadığını anlamak için öncelikle TTK’da tanımlanan “tacir” ve “esnaf” kavramlarının ve bu ikisi arasındaki ayrımın net bir şekilde bilinmesi zorunludur.
“Tacir” Kavramının Tanımı ve Unsurları (TTK Madde 12)
6102 sayılı TTK’nın 12. maddesine göre, “Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir”.11 Bu tanımın üç temel unsuru bulunmaktadır:
- Ticari İşletme: TTK Madde 11’e göre ticari işletme, “esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme” olarak tanımlanır.12 Burada “gelir sağlama hedefi”, “devamlılık” ve “bağımsızlık” kilit unsurlardır. Faaliyetin arızi (geçici) olmaması ve bir başkasına bağımlı olarak (hizmet akdiyle) yürütülmemesi gerekir.
- İşletme: Faaliyetin belirli bir organizasyon ve plan dahilinde yürütülmesini ifade eder.
- Kendi Adına İşletme: Bu unsur, kişinin faaliyetin hukuki ve ekonomik risklerini doğrudan üstlenmesi anlamına gelir. Yani, faaliyetten doğan kar ve zarar doğrudan kişinin kendisine aittir.
“Esnaf” Kavramının Tanımı ve Unsurları (TTK Madde 15)
TTK’nın 15. maddesi esnafı, “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri… kararnamede gösterilen sınırı aşmayan… kişi” olarak tanımlar.15 Esnaf faaliyetinin ayırt edici özellikleri şunlardır:
- Emek Yoğun Olması: Faaliyet, sermayeden ziyade kişinin kişisel emeğine ve ustalığına dayanır (örneğin, terzi, berber, tamirci).16
- Gelir Sınırı: Faaliyetten elde edilen kazancın, Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenen yıllık sınırı aşmaması gerekir. Bu sınır aşıldığı anda, faaliyet esnaflık niteliğini kaybeder ve ticari işletme haline gelir.13
Tacir ve Esnaf Ayrımındaki Güncel Parasal Hadler
Tacir ve esnaf arasındaki en somut ayrım, faaliyetin gelir düzeyine göre yapılır. Bu sınırlar, her yıl yeniden değerleme oranlarına göre güncellenir ve ilgili Cumhurbaşkanı Kararları ile ilan edilir. Örneğin, Gelir Vergisi Kanunu’na göre basit usulde vergilendirilenler genellikle esnaf kabul edilirken, bilanço esasına göre defter tutanlar tacir sayılır.13 Uygulayıcıların, bir faaliyeti değerlendirirken o yıl için geçerli olan güncel parasal hadleri mutlaka kontrol etmesi gerekmektedir. Bu hadler, bir faaliyetin yasak kapsamına girip girmediğini belirlemede en objektif ölçüttür.
Tacir Olmanın Hukuki Sonuçları
Bir kişinin tacir sayılması, kendisine bir dizi özel hukuki yükümlülük getirir. Bu yükümlülükler, memuriyet statüsüyle temelden çelişir ve yasağın neden bu kadar katı olduğunun da bir göstergesidir:
- Ticaret Siciline Tescil: Her tacir, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek zorundadır.18
- Ticari Defter Tutma: Tacirler, faaliyetlerinin gerektirdiği ölçüde (işletme hesabı veya bilanço esasına göre) ticari defter tutmakla yükümlüdür.16
- Ticaret Unvanı Kullanma: Tacirler, tüm ticari işlemlerinde bir ticaret unvanı seçmek ve kullanmak zorundadır.12
- İflasa Tabi Olma: Tacirler, borçlarını ödeyememeleri durumunda iflas hükümlerine tabidirler. Bu, tüm mal varlıklarının tasfiye edilmesi anlamına gelir.16
- Basiretli Bir İş Adamı Gibi Davranma Yükümlülüğü: Kanun, tacirlerden ticari hayatın gerektirdiği özen ve öngörüyü göstermelerini bekler.19
Bu ağır yükümlülükler, memurun tüm dikkatini kamu hizmetine vermesi ilkesiyle ve memuriyetin gerektirdiği mali istikrar ve tarafsızlıkla bağdaşmamaktadır.
Tablo 2.1: Tacir ve Esnaf Arasındaki Temel Farklar (Uygulayıcılar İçin Karşılaştırmalı Analiz)
| Kriter | Tacir | Esnaf |
| Faaliyet Ölçeği ve Gelir Sınırı | Esnaf için belirlenen sınırı aşan gelir hedefi, genellikle daha büyük ölçekli faaliyetler. | Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenen gelir sınırını aşmayan, küçük ölçekli faaliyetler. |
| Sermaye ve Bedeni Çalışma Oranı | Faaliyet genellikle sermaye yoğundur. | Faaliyet sermayeden çok bedeni çalışmaya (emeğe) dayanır. |
| Ticaret Siciline Kayıt | Zorunludur. | Zorunlu değildir (Esnaf ve Sanatkâr Sicili’ne kayıt isteğe bağlıdır). |
| Ticari Defter Tutma Zorunluluğu | Zorunludur (Bilanço veya işletme hesabı esasına göre). | Genellikle işletme hesabı esası veya basit usulde vergilendirilir, yükümlülükleri daha sınırlıdır. |
| Ticaret Unvanı Kullanımı | Zorunludur. | Zorunlu değildir, genellikle ad ve soyadını kullanır. |
| İflasa Tabi Olma | İflas hükümlerine tabidir. | İflasa tabi değildir, borçları için genel icra takibi yapılır. |
| Uygulanan Hukuk | Ağırlıklı olarak Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır. | Ağırlıklı olarak Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri uygulanır. |
Bölüm 3: Mutlak Yasak Kapsamındaki Faaliyetler ve Ortaklıklar
657 sayılı Kanun’un 28. maddesi ve bu maddeyi yorumlayan yargı kararları ile idari görüşler, bazı faaliyet ve ortaklık türlerini devlet memurları için kesin ve mutlak olarak yasaklamıştır. Bu faaliyetlerin ortak özelliği, memurun ticari hayata aktif olarak katılmasına, sorumluluk üstlenmesine ve bir işletmeyi temsil etmesine yol açmalarıdır.
Doğrudan Ticari İşletme İşletmek
Yasağın en net ve tartışmasız alanı, memurun kendi adına bir ticari işletme açması ve işletmesidir. Bu kapsamda, bir dükkan, mağaza, restoran, imalathane, ofis veya benzeri bir ticari mekanı açarak mal alım-satımı, üretim veya hizmet sunumu gibi faaliyetlerde bulunmak kesinlikle yasaktır.1 Bu tür bir faaliyet, kişiyi doğrudan TTK anlamında “tacir” veya “esnaf” statüsüne sokacağından, DMK Madde 28’in temel yasağını ihlal eder.
Şahıs Şirketleri ve Adi Ortaklıklar
Şahıs şirketleri, ortakların kişisel sorumluluklarının ön planda olduğu ve genellikle ortakların tacir sayıldığı şirket türleridir. Bu nedenle memurlar için bu tür şirketlere ortaklık mutlak olarak yasaktır.
- Kolektif ve Komandit (Komandite Ortak) Şirket Ortaklığı: Kolektif şirketlerde tüm ortaklar, komandit şirketlerde ise komandite ortaklar, şirket borçlarından dolayı sınırsız ve müteselsilen sorumludur. Ayrıca, bu ortaklar kanunen tacir sayılırlar.8 Bu ağır sorumluluk ve tacir sıfatı, memuriyetle bağdaşmadığı için DMK Madde 28’de açıkça yasaklanmıştır.3
- Adi Şirket Ortaklığı: Adi şirket, TTK’da düzenlenmeyen ve tüzel kişiliği bulunmayan bir ortaklık türüdür. Ancak, adi şirket ortakları, şirketin faaliyetleri nedeniyle kişisel olarak sorumlu tutulur ve eğer şirket bir ticari işletme işletiyorsa, ortakların her biri tacir sayılır.8 Bu nedenle, bir memurun adi şirkete ortak olması da yasak kapsamında değerlendirilmektedir.20
Limited Şirket (LTD) Müdürlüğü
Limited şirketler, sermaye şirketi olmaları nedeniyle memurların bu şirketlere ortak olmaları belirli koşullar altında mümkündür (Bölüm 4’te detaylandırılacaktır). Ancak, şirketin yönetimi ve temsili ile görevli olan “müdür” veya “müdürler kurulu üyesi” olmak kesinlikle yasaktır.8 Şirket müdürü, şirketin ticari faaliyetlerini yürüten, kararlar alan ve şirketi üçüncü kişilere karşı temsil eden kişidir. Bu aktif rol, DMK Madde 28’deki “ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamaz” yasağının kapsamına doğrudan girmektedir.5
Anonim Şirket (A.Ş.) Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeliği
Limited şirketlerde olduğu gibi, anonim şirketlere de memurların “pasif hissedar” olarak ortak olmaları serbesttir. Fakat, şirketin stratejik kararlarını alan, sevk ve idaresinden sorumlu olan “yönetim kurulu üyeliği” veya şirketin mali ve idari faaliyetlerini denetleyen “denetim kurulu üyeliği” gibi aktif görevler üstlenmek mutlak surette yasaktır.5 Bu görevler, şirketin ticari faaliyetlerine doğrudan müdahil olmayı ve hukuki sorumluluk üstlenmeyi gerektirdiğinden, memuriyetin tarafsızlığı ve adanmışlığı ilkeleriyle çelişmektedir.
Devlet Personel Başkanlığı (DPB) Görüşleri Işığında Spesifik Yasaklar
Kaldırılmadan önce Devlet Personel Başkanlığı, uygulamada karşılaşılan tereddütleri gidermek amacıyla çok sayıda görüş (mütalaa) yayımlamıştır. Bu görüşler, yasağın somut olaylara nasıl uygulandığını göstermesi açısından önemlidir ve günümüzde de kurumlar tarafından referans alınmaya devam etmektedir. DPB’nin yasak kapsamında değerlendirdiği bazı spesifik faaliyetler şunlardır:
- Ticari Taksi İşletmeciliği veya Plaka Kiralamak: DPB, bir memurun ticari taksi işletmeciliği yapmasının veya sahip olduğu ticari taksi plakasını kiraya vererek düzenli gelir elde etmesinin, TTK’ya göre tacir/esnaf sayılmayı gerektiren bir faaliyet olduğuna ve yasak kapsamında bulunduğuna karar vermiştir.2
- Gelir Getirici Amaçlı Damızlık Hayvan Yetiştiriciliği Birliklerinde Yönetici Olmak: DPB, memurların gelir getirici amaçlı damızlık küçükbaş hayvan yetiştiriciliği faaliyetinde bulunamayacaklarını ve bu amaçla kurulan birliklerin yönetim ve denetim kurullarında görev alamayacaklarını belirtmiştir.2 Bu tür bir faaliyetin, kişisel ihtiyaç kapsamını aşarak ticari bir nitelik kazandığı değerlendirilmiştir.
Bölüm 4: İstisnalar ve İzin Verilen Kazanç Getirici Faaliyetler: Sınırlar ve Koşullar
657 sayılı DMK’nın 28. maddesindeki ticaret yasağı, mutlak ve her türlü kazanç getirici faaliyeti kapsayan bir yasak değildir. Kanunun lafzı, yargı kararları ve idari yorumlar, memurun asli görevini aksatmayan, menfaat çatışması yaratmayan ve kendisini tacir/esnaf statüsüne sokmayan bazı faaliyetlere izin vermektedir. Bu istisnaların temelinde yatan mantık, yasağın amacının memurun ek gelir elde etmesini toptan engellemek değil, memuriyetin gerektirdiği odaklanma, tarafsızlık ve güvenilirliği zedeleyecek faaliyetleri önlemek olduğudur. Danıştay ve DPB’nin yorumları, modern yaşamın getirdiği yeni kazanç biçimlerine (telif, borsa, pasif ortaklık) hukuki bir zemin oluşturma çabası olarak görülebilir.
4.1. Sermaye Şirketlerine Ortaklık: Pasif Hissedarlığın Kriterleri
Yasağın en önemli istisnalarından biri, memurların sermaye şirketlerine (anonim ve limited şirketler) ortak olabilmesidir. Ancak bu ortaklık, “pasif” olma koşuluna sıkı sıkıya bağlıdır.
- Anonim ve Limited Şirket Ortaklığı: Gerek Danıştay kararları gerekse DPB görüşleri, memurların anonim ve limited şirketlere ortak olabileceği yönünde istikrar kazanmıştır.9 Bunun temel nedeni, sermaye şirketlerinde ortakların sorumluluğunun, koydukları sermaye ile sınırlı olması ve ortaklık sıfatının tek başına kişiye “tacir” unvanı kazandırmamasıdır. Tacir sıfatı, şirketin tüzel kişiliğine aittir.5 Danıştay 12. Dairesi, bir kararında limited şirket ortaklığının yasaklanamayacağını açıkça belirtmiştir.9
- “Pasif” Olmanın Anlamı: Ortaklığın serbest olması, mutlak bir serbesti anlamına gelmez. Ortaklık “pasif” kalmalıdır. Pasif hissedarlık şu anlama gelir:
- Şirketin yönetim ve denetim organlarında (yönetim kurulu, denetim kurulu, müdürlük) görev almamak.8
- Şirketi temsil edecek herhangi bir imza yetkisine sahip olmamak.20
- Şirketin günlük ticari faaliyetlerine fiilen karışmamak, şirketin bir çalışanı gibi hareket etmemek.Hisse oranının bu noktada tek başına bir önemi yoktur; %1 hisseye sahip bir memur da, %50 hisseye sahip bir memur da, şirketin yönetiminde aktif rol almadığı sürece yasayı ihlal etmiş sayılmaz.20
- Borsada Hisse Senedi Alım-Satımı: DPB, halka açık anonim şirketlerin hisse senetlerinin borsada alınıp satılmasının, pasif hissedarlık kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve memurlar için bir yasak teşkil etmediğini belirtmiştir.2 Bu faaliyet, bir şirkete pasif ortak olmanın bir türü olarak görülmektedir.
4.2. Zirai Faaliyetler ve Hayvancılık: “Ticari Boyut” Sınırı
Memurların tarım ve hayvancılıkla uğraşması, uygulamada en çok tereddüt yaşanan alanlardan biridir. Bu konudaki genel ilke, faaliyetin “ticari boyut” kazanmamasıdır.
- Genel Kural: Zirai faaliyetin (çiftçilik, bahçecilik, arıcılık, hayvancılık vb.) kendisi memurlar için yasaklanmamıştır. Yasak olan, bu faaliyetin kişisel ihtiyaç veya hobi kapsamını aşarak, süreklilik arz eden ve kişiyi TTK anlamında “tacir” veya “esnaf” yapacak bir boyuta ulaşmasıdır.24
- Danıştay İçtihadı: Bu konudaki en önemli referanslardan biri Danıştay 12. Dairesi’nin emsal niteliğindeki kararıdır. Danıştay, bu kararında, “asgari zirai kazanç ölçüleri altında” yürütülen arıcılık faaliyetinin, DMK Madde 28’deki yasak kapsamında değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir.24 Bu karar, zirai faaliyetin belirli bir ölçeğin altında kalması durumunda serbest olduğunu teyit etmektedir.
- Uygulamadaki Belirsizlik: “Ticari boyut” kavramı, kanunda net rakamsal sınırlarla tanımlanmamıştır. Bu durum, uygulamada bir belirsizlik yaratmaktadır. Bir faaliyetin ticari boyuta ulaşıp ulaşmadığı değerlendirilirken; faaliyetin sürekliliği, elde edilen gelirin miktarı, üretilen ürünlerin pazarlanma şekli (doğrudan tüketiciye satış, toptancıya satış vb.), işletmenin büyüklüğü ve çalıştırılan personel olup olmadığı gibi unsurlar bir bütün olarak dikkate alınmalıdır. Başkasına ait bir arazinin kiralanarak tarımsal faaliyet yapılmasının tek başına bir yasak teşkil etmediği, önemli olanın faaliyetin ulaştığı boyut olduğu kabul edilmektedir.25
4.3. Fikri ve Sanatsal Faaliyetler: Telif Hakları ve Sanat İcrası
Memurların entelektüel ve sanatsal birikimlerini kullanarak gelir elde etmeleri, ticari faaliyet yasağının önemli bir istisnasını oluşturur.
- Kitap Yazma, Makale Yayınlama: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunan eserlerin (kitap, makale, beste, yazılım vb.) yaratılması ve bu eserlerden doğan telif hakkı (royalty) gelirleri, ticari kazanç olarak kabul edilmez. DPB, istikrarlı görüşlerinde, memurların kitap yazarak veya bir gazetede köşe yazarlığı yaparak telif geliri elde etmelerinin DMK Madde 28’e aykırılık teşkil etmediğini belirtmiştir.9 Buradaki kritik nokta, faaliyetin bir hizmet akdine dayanmaması, yani memurun bir yayınevinin veya gazetenin maaşlı çalışanı olmamasıdır.
- Sanatsal ve Kültürel Faaliyetler: Memurlar, bir işverene hizmet akdiyle sürekli olarak bağlanmamak ve ticari bir organizasyonun parçası olmamak kaydıyla sanatsal faaliyetlerde bulunabilirler. Danıştay 12. Dairesi, bir memurun radyo programı sunmasının ticaret yasağı kapsamında olmadığına hükmetmiştir.9 Benzer şekilde, bir tiyatro oyununda rol almak veya bir konserde enstrüman çalmak gibi faaliyetler, eğer arızi nitelikteyse ve ticari bir işletme bünyesinde sürekli bir çalışma ilişkisi doğurmuyorsa, yasak kapsamında değerlendirilmemektedir.
4.4. Diğer İstisnai Durumlar ve Özel Kanun Hükümleri
- Bilirkişilik, Hakemlik, Tasfiye Memurluğu: İlgili usul kanunları çerçevesinde, memurların mahkemeler veya diğer resmi kurumlar tarafından bilirkişi, hakem veya tasfiye memuru olarak görevlendirilmesi ve bu görevleri karşılığında ücret almaları mümkündür. Bu görevler, ticari bir faaliyet değil, kamusal niteliği olan veya yargısal bir faaliyetin parçası olarak kabul edilir.2
- Eğitim Faaliyetleri: 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu gibi özel kanunlar, resmi okullardaki öğretmenlerin ve diğer kamu görevlilerinin, kurumlarından izin almak ve kanunda belirtilen haftalık ders saati sınırını (genellikle 10 saat) aşmamak kaydıyla özel okullarda ders vermelerine imkan tanımaktadır. DPB, bu durumu özel kanunla getirilmiş bir istisna olarak değerlendirmiştir.10
- İnsani ve Sosyal Amaçlı Gönüllü Çalışmalar: Memurların, kurumlarından izin almak koşuluyla, dernek ve vakıflar gibi kuruluşlarda insani ve sosyal amaçlı gönüllü çalışmalarda bulunmaları yasak kapsamında değildir.7
Bölüm 5: Yasağın İhlali ve Disiplin Hukuku Boyutu
Devlet memurlarının ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağını ihlal etmeleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında bir disiplin suçu teşkil eder ve ciddi yaptırımlara tabidir. Bu bölümde, yasağın ihlali durumunda uygulanacak disiplin cezaları, bu cezaların sonuçları ve takip edilecek usuli süreçler detaylı olarak incelenecektir.
5.1. Ana Yaptırım: Kademe İlerlemesinin Durdurulması Cezası ve Sonuçları
- Cezanın Tanımı: 657 sayılı DMK’nın “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125. maddesinin (D) bendinin (h) alt bendinde, “Ticaret yapmak veya Devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak” fiilinin karşılığı olarak “Kademe ilerlemesinin durdurulması” cezası öngörülmüştür.26 Bu, yasağı ihlal eden memura verilecek temel ve standart disiplin cezasıdır.29
- Cezanın Uygulanması: Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, “fiilin ağırlık derecesine göre memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1 – 3 yıl durdurulmasıdır”.26 Cezanın süresi (1, 2 veya 3 yıl), yasağı ihlal eden faaliyetin niteliği, süresi, elde edilen kazancın büyüklüğü ve memurun kusur derecesi gibi faktörler göz önünde bulundurularak yetkili disiplin kurulu tarafından belirlenir.
- Kariyer Üzerindeki Etkileri: Bu ceza, sadece memurun maaş artışını belirli bir süre geciktirmekle kalmaz, aynı zamanda kariyer yolu üzerinde de ciddi olumsuz etkilere sahiptir. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alan memurlar, cezanın özlük dosyasından silinmesine kadar geçecek 10 yıllık süre boyunca daire başkanı ve daha üstü kadrolara, bu kadroların dengi veya daha üstü görevlere atanamazlar.31 Bu durum, memurun mesleki yükselme imkanlarını önemli ölçüde kısıtlar.
5.2. Tekerrür Hali ve Devlet Memurluğundan Çıkarma Riski
Disiplin hukukunda, suçun tekrar işlenmesi (tekerrür), daha ağır bir yaptırımı gerektirir. Ticaret yasağının ihlali konusunda bu ilkenin son derece ağır sonuçları bulunmaktadır.
- Bir Derece Ağır Ceza Uygulaması: DMK Madde 125’e göre, disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiilin, cezanın özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde (kademe ilerlemesinin durdurulması için 10 yıl) tekrar işlenmesi halinde, bir derece ağır ceza uygulanır.31
- Memurluktan Çıkarma: Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının bir derece ağırı, “Devlet Memurluğundan Çıkarma” cezasıdır. Bu şu anlama gelmektedir: Ticaret yasağını ihlal ettiği için kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alan bir memur, bu ceza özlük dosyasından silinmeden (10 yıl içinde) ikinci kez ticaret yasağını ihlal ederse, kendisine Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilir.27 Bu, memuriyet statüsünün tamamen sona ermesi ve bir daha devlet memuru olarak atanamama sonucunu doğuran en ağır disiplin cezasıdır.
- Aynı Derecedeki Farklı Fiillerin Üçüncü Uygulaması: Kanun ayrıca, aynı derecede cezayı gerektiren (örneğin, kademe ilerlemesinin durdurulması) fakat farklı fiiller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında da bir derece ağır ceza verileceğini hükme bağlamıştır.27 Örneğin, ticaret yaptığı için bir kez, göreve sarhoş geldiği için ikinci kez ve amirine hakaret ettiği için üçüncü kez kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alan bir memura, üçüncü ceza yerine Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanır.
5.3. Disiplin Soruşturması Süreci, Savunma Hakkı ve Zamanaşımı Süreleri
Disiplin cezası verilebilmesi için kanunda öngörülen usuli kurallara ve sürelere uyulması zorunludur.
- Soruşturmaya Başlama Zamanaşımı: DMK Madde 127’ye göre, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve hallerde, fiilin işlendiğinin idare tarafından öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanması zorunludur. Bu süre içinde soruşturma başlatılmazsa, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.32
- Ceza Verme Zamanaşımı: Her halükarda, disiplin cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde, ceza verme yetkisi yine zamanaşımına uğrar.27
- Savunma Hakkı: Anayasal bir güvence olan savunma hakkı, disiplin hukukunun temel taşıdır. Hakkında soruşturma yürütülen memura, iddialara karşı savunmasını yapması için 7 günden az olmamak üzere bir süre verilmesi kanuni bir zorunluluktur. Savunması alınmadan memura disiplin cezası verilemez.27
- Yetkili Kurullar: Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, disiplin amirleri tarafından doğrudan verilemez. Bu ceza, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun teklifi üzerine atamaya yetkili amir tarafından verilir. İl disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde ise ceza valiler tarafından uygulanır.27
5.4. Cezaya İtiraz ve Yargı Yolu
Verilen disiplin cezaları kesin olmayıp, idari ve adli denetime tabidir.
- İdari İtiraz: Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde Yüksek Disiplin Kurulu’na itiraz edilebilir. İtiraz üzerine kurul, kararı yerinde bulabilir, hafifletebilir veya tamamen kaldırabilir.27
- İptal Davası: İtirazın reddedilmesi veya süresi içinde cevap verilmemesi (zımni ret) halinde, bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde yetkili İdare Mahkemesi’nde cezanın iptali istemiyle dava açma hakkı bulunmaktadır. Mahkeme, işlemin hukuka uygun olup olmadığını (yetki, şekil, sebep, konu, maksat unsurları yönünden) denetler.
Bölüm 6: Özel Durumlar ve Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar
Ticaret yasağının uygulanması, bazı özel durumlarda ek tereddütlere ve karmaşık hukuki sorunlara yol açabilmektedir. Bu bölümde, uygulamada sıkça karşılaşılan bu özel durumlar ele alınacaktır.
Aile Üyelerinin Ticari Faaliyetleri
DMK Madde 28, memurun eşinin veya reşit çocuklarının ticari faaliyette bulunmasını yasaklamamaktadır. Dolayısıyla, bir memurun eşi kendi adına bir şirket kurabilir, bir dükkan işletebilir veya herhangi bir ticari faaliyette bulunabilir.20 Ancak bu durum, bazı riskleri de beraberinde getirmektedir.
- Dolaylı Katılım Riski: Memurun, eşi veya çocuğu adına kayıtlı olan ticari işletmenin faaliyetlerine fiilen katılması, şirketi yönetmesi, imza yetkisi kullanması veya şirketin işlerini takip etmesi, yasağın “hile yoluyla” delinmesi olarak yorumlanabilir ve hakkında disiplin soruşturması açılmasına neden olabilir. Kritik olan, ticari faaliyetin hukuken ve fiilen tamamen aile bireyi tarafından yürütülmesidir.20
- Bildirim Yükümlülüğü: Daha önce de belirtildiği gibi, memurun eşi, reşit olmayan veya kısıtlı çocukları yasak kapsamında bir faaliyete başladığında, bu durumu 15 gün içinde kurumuna yazılı olarak bildirmesi yasal bir zorunluluktur.3 Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, ayrı bir disiplin kusuru oluşturabilir.
Aylıksız İzin Süresince Ticaret Yasağı
Memurların çeşitli nedenlerle (askerlik, doğum, hizmet yılına bağlı istek vb.) kullandıkları aylıksız izin dönemlerinde memuriyet sıfatları devam eder. Bu süre zarfında fiilen görev yapmasalar ve maaş almasalar da, 657 sayılı Kanun’un getirdiği ödev, sorumluluk ve yasaklara tabidirler. DPB’nin bu konudaki görüşü son derece nettir: Aylıksız izinde olan bir memur, bu süre içinde özel bir şirkette sigortalı olarak çalışamaz veya yasak kapsamına giren başka bir ticari faaliyette bulunamaz. Aksi takdirde, göreve döndüğünde hakkında disiplin işlemi yapılır.2
Miras Yoluyla İntikal Eden Ticari İşletme veya Şirket Ortaklığı
Bir memura, miras yoluyla yasak kapsamında olan bir ticari işletme veya bir şahıs şirketi ortaklığı (kolektif şirket ortaklığı gibi) intikal edebilir. Bu durum, memurun kendi iradesi dışında gerçekleştiği için, anında bir disiplin suçu oluşturmaz. Ancak, memurun bu hukuka aykırı durumu sürdürmesi beklenemez. Yargı kararları ve hukuki doktrin, bu durumdaki memurun makul bir süre içinde söz konusu ticari işletmeyi veya şirket hissesini devretmesi, tasfiye etmesi veya yasak kapsamında olmayan bir duruma (örneğin, komandite ortaklığın komanditer ortaklığa çevrilmesi gibi) getirmesi gerektiğini kabul etmektedir.1 Bu süre içinde gerekli adımları atmayan memur, yasağı ihlal etmiş sayılacaktır.
Sonuç: Uygulayıcılar İçin Özet Değerlendirme ve Kontrol Listesi
Devlet memurlarına yönelik ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı, kamu hizmetinin tarafsızlığını, dürüstlüğünü ve saygınlığını korumayı amaçlayan temel bir ilkedir. Yapılan incelemeler göstermektedir ki, bu yasak katı ve mutlak bir yasak olmayıp, belirli istisnaları ve yoruma açık alanları barındırmaktadır.
Yasağın özü, memurun ticari hayata “aktif” olarak katılmasını, bir işletmenin sevk ve idaresinde “sorumluluk” üstlenmesini ve ticari bir kimliği “temsil” etmesini engellemektir. Bu üç unsurun bir arada bulunmadığı; memurun asli görevini aksatmayan, zaman ve enerjisini almayan ve menfaat çatışması yaratmayan faaliyetler genellikle yasak kapsamı dışında değerlendirilmektedir. Pasif şirket ortaklığı, ticari boyuta ulaşmayan zirai faaliyetler ve fikri/sanatsal eserlerden elde edilen telif gelirleri bu kapsamdaki en belirgin örneklerdir.
Buna karşılık, memurun kendisini Türk Ticaret Kanunu’na göre “tacir” veya “esnaf” statüsüne sokan her türlü faaliyet, şahıs şirketlerine ortaklık ve sermaye şirketlerinde yönetici olarak görev almak kesin surette yasaktır. Yasağın ihlali, 1 ila 3 yıl arasında kademe ilerlemesinin durdurulması gibi ağır bir disiplin cezası ile sonuçlanmakta; fiilin tekerrürü ise Devlet memurluğundan çıkarma gibi son derece ciddi bir riski beraberinde getirmektedir.
Uygulayıcılar için en güvenli yol, şüpheli veya gri alanda kalan herhangi bir faaliyete başlamadan önce kurumlarının hukuk müşavirliğinden veya personel biriminden yazılı görüş almaktır. Aşağıda sunulan kontrol listesi, bir faaliyetin yasal sınırlarını değerlendirmede pratik bir başlangıç noktası sunmayı amaçlamaktadır.
Tablo 7.1: Bir Faaliyetin Ticaret Yasağı Kapsamında Olup Olmadığını Değerlendirme Kontrol Listesi
Bu kontrol listesi, bir faaliyete başlamadan önce kendinize sormanız gereken temel soruları içerir. Sorulara vereceğiniz yanıtlar, faaliyetinizin risk düzeyini belirlemenize yardımcı olacaktır.
| Soru No | Soru | Evet | Hayır | Değerlendirme |
| 1 | Yapmayı düşündüğüm faaliyet, sürekli bir organizasyon içinde, esnaf için belirlenen gelir sınırını aşan bir kazanç hedefiyle mi yürütülecek? (Ticari İşletme Niteliği) | ☐ | ☐ | Evet: Faaliyetiniz “ticari işletme” sayılabilir. Yüksek risk. |
| 2 | Bu faaliyeti kendi adıma mı yürüteceğim, yani işletmenin sahibi ve hukuki sorumlusu ben mi olacağım? (Tacir/Esnaf Sıfatı) | ☐ | ☐ | Evet: Faaliyetiniz sizi doğrudan tacir/esnaf yapar. YASAK KAPSAMINDA. |
| 3 | Ortak olacağım şirket bir kolektif, komandit (komandite ortak) veya adi şirket mi? (Şahıs Şirketi Ortaklığı) | ☐ | ☐ | Evet: Bu tür ortaklıklar mutlak olarak yasaktır. YASAK KAPSAMINDA. |
| 4 | Bir anonim veya limited şirkette yönetim kurulu üyesi, denetçi veya müdür gibi bir unvan alacak mıyım? Şirketi temsil eden bir imza yetkim olacak mı? (Aktif Rol) | ☐ | ☐ | Evet: Bu tür aktif görevler mutlak olarak yasaktır. YASAK KAPSAMINDA. |
| 5 | Bu faaliyet, memuriyetim dışındaki bir serbest mesleği (avukatlık, mimarlık, doktorluk vb.) kendi ofisimi/büromu açarak veya özel bir işyerinde icra etmek anlamına mı geliyor? | ☐ | ☐ | Evet: Serbest meslek icrası yasaktır. YASAK KAPSAMINDA. |
| 6 | Faaliyetim, bir şirkete sadece sermaye koyarak (yönetime katılmadan) ortak olmak mı? (Pasif Hissedarlık) | ☐ | ☐ | Evet: Bu faaliyet genellikle serbesttir. (4. soruya “Hayır” yanıtı verilmesi koşuluyla). |
| 7 | Faaliyetim, kitap/makale yazarak telif geliri elde etmek veya bir hizmet akdine bağlı olmadan sanatsal bir faaliyette bulunmak mı? (Fikri/Sanatsal Faaliyet) | ☐ | ☐ | Evet: Bu faaliyet genellikle serbesttir. |
| 8 | Faaliyetim, kişisel ihtiyaç ve hobi kapsamını aşmayan, ticari bir işletme boyutuna ulaşmayan tarım/hayvancılık faaliyeti mi? (Zirai Kazanç) | ☐ | ☐ | Evet: Bu faaliyet genellikle serbesttir. (1. soruya “Hayır” yanıtı verilmesi koşuluyla). |
Genel Sonuç:
- 1-5 arası sorulardan herhangi birine “Evet” yanıtı veriyorsanız, yapmayı düşündüğünüz faaliyet büyük olasılıkla yasak kapsamındadır ve ciddi disiplin cezası riski taşımaktadır.
- Sadece 6, 7 veya 8 numaralı sorulardan birine veya birkaçına “Evet” yanıtı veriyorsanız, faaliyetiniz büyük olasılıkla izin verilen istisnalar kapsamındadır. Ancak yine de faaliyetin ölçeği ve niteliği konusunda tereddütleriniz varsa, kurumunuzdan görüş almanız tavsiye edilir.
Hayır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 28. maddesi uyarınca memurların tacir veya esnaf sayılmalarını gerektiren faaliyetlerde bulunmaları yasaktır.
Evet, ancak sadece pasif ortak olarak.
Anonim veya limited şirkete ortaklık serbesttir.
Yönetim kurulu, denetim kurulu veya müdürlük gibi görevler yasaktır.
Şirketin günlük faaliyetlerine karışmak da yasaktır.
Hayır.
Bu şirket türlerinde ortaklar tacir sayıldıkları ve sınırsız sorumluluk taşıdıkları için memurların bu şirketlerde ortak olmaları kesinlikle yasaktır.
Evet.
Borsada işlem gören halka açık şirket hisselerinin alım satımı, pasif ortaklık kapsamında değerlendirilir ve yasak değildir.
Evet.
Memurun eşi veya reşit çocukları ticaret yapabilir. Ancak memur, onların faaliyetine fiilen katılamaz, imza yetkisi kullanamaz.
Ayrıca bu durum 15 gün içinde kuruma bildirilmelidir.
Hayır.
Telif gelirleri, fikri ve sanatsal faaliyetlerden doğan kazançlar olup ticari faaliyet sayılmaz.
Ancak memur bir gazete veya yayınevinde maaşlı çalışan olamaz.
Sınırlı ölçüde evet.
Faaliyet kişisel ihtiyaç veya hobi düzeyindeyse serbesttir.
Ancak üretim ve satış ticari boyuta ulaşırsa yasak kapsamına girer.
Evet.
Üyesi olduğu konut, tüketim veya kalkınma kooperatiflerinde yönetim ve denetim kurulu üyeliği yapabilir.
Evet.
Bu görevler kamusal veya yargısal nitelikte olduğundan ticari faaliyet sayılmaz.
Evet, ancak özel kanunla izin verilen durumlarda.
Örneğin öğretmenler, kurumlarından izin alarak haftada 10 saate kadar özel öğretim kurumlarında ders verebilir.
Hayır.
Aylıksız izin süresince memuriyet statüsü devam eder; ticaret yasağı da geçerliliğini korur.
İlk ihlal için kademe ilerlemesinin durdurulması (1–3 yıl) cezası verilir.
Aynı fiil 10 yıl içinde tekrar edilirse Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanır.
Memur, bu durumda makul bir süre içinde işletmeyi devretmek, tasfiye etmek veya hisselerini devretmek zorundadır.
Aksi halde disiplin işlemi başlatılır.
Herhangi bir faaliyete başlamadan önce kurumun hukuk müşavirliği veya personel biriminden yazılı görüş alınmalıdır.